Bugün 1 Eylül Dünya Barış Günü…
Takvimler bir kez daha bize barışın ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatıyor. Ama insanlık, ne yazık ki hâlâ bu hatırlatmaya ihtiyaç duyuyor.
Savaşların bilançosu yalnızca yıkılan binalar, kaybedilen topraklar ve değişen sınırlar değildir. Asıl bedeli çocuklar öder. Evlerini, anne-babalarını, hayallerini kaybeden çocuklar…
Bir gezgin olarak dünyanın farklı ülkelerini ve farklı kültürleri görme fırsatı buldum. Şunu çok iyi öğrendim: İnsanların dilleri, renkleri, inançları ve yaşam biçimleri farklı olabilir; ama sevinçleri, acıları ve umutları aynıdır.
Sınırlar haritalarda vardır. İnsanların yüreğinde ise sınır olmamalıdır.
Bugün dünyanın farklı coğrafyalarında savaşların, çatışmaların ve gözyaşının devam etmesi, hepimizi düşündürmeli. Çünkü savaşın kazananı olmaz. Belki birileri haritada bir karış toprak kazanır; ama insanlık çok daha büyük bir şey kaybeder: Vicdanını…
Barış; yalnızca silahların susması değildir.
Barış, bir çocuğun korkmadan uyuyabilmesidir.
Barış, bir annenin evladını savaşa göndermek zorunda kalmamasıdır.
Barış, insanların farklılıklarına rağmen birbirine saygı duyabilmesidir.
Barış, aynı dünyayı paylaşan milyarlarca insanın birbirini “öteki” olarak görmemesidir.
Unutmamalıyız ki hepimizin gideceği yer aynı: Dünya…
Bu nedenle 1 Eylül’ü sadece bir kutlama günü olarak değil, insanlığın kendisiyle yüzleştiği bir gün olarak görmeliyiz.
Dünyaya bırakabileceğimiz en değerli miras; daha fazla silah, daha yüksek duvarlar veya daha güçlü ordular değil…
Daha az nefret, daha çok sevgi; daha az savaş, daha çok barış olmalıdır.
Çünkü çocuklarımızın geleceğe miras olarak savaş hikâyeleri değil, barışın güzel hatıralarını bırakmaya hakkı var.
1 Eylül Dünya Barış Günü kutlu olsun.
Ve bugün bir kez daha yüksek sesle söyleyelim:
Savaşları insanlar çıkarır; ama barışı da yine insanlar kurar.
Yeter ki istemeyi ve birbirimizi insan olarak görmeyi bilelim.
Fethi KARADENİZ
Eğitimci-Yazar























