Bir süredir Netanyahu’nun İran’ın füze saldırılarında öldüğü iddia ediliyor. İsrail, iddiaları yalanlasa da ortaya yaşadığına dair ciddi bir delil konulmuyor. Yapay zeka üretimlerle konu geçiştiriliyor. İsrail’in, Netanyahu’yu en üst seviyede koruduğu düşünülürse, bence ölümüne dair iddiaların doğruluk payı yok.
Bu tür iddiaları ortaya atanların İsrail kaynaklı olduğunu düşünmeli.
Zira; İsrail’in bu tür savaş taktiklerine başvurduğu bilinen bir gerçek. Netanyahu için daha önce de birkaç kez öldü dendi ama sonrasında bu iddialar doğru çıkmadı.
Öldüğüne dair iddialar kamuoyunda iyice yaygınlaştığında Netanyahu, önceden yaptığı gibi yine ortaya çıkıp kendine tanrısal bir korunma imajı verecek. Bu onun bir adım ötesi için baş vurduğu bir yöntem. Böylece halkının gözünde kendini kahramanlaştırmış oluyor ve yeni saldırıları gündeme sokuyor. Eğer, yine ortada böyle bir taktik varsa, İran’a ağır bir saldırı hazırlığı yapıldığını düşünebiliriz.
Öte yandan; Netanyahu bir şekilde ölse de biliniz ki, geride kalanlar ondan farksızdır. Hatta, İsrail üst düzeyinde ondan daha zalim, daha acımasız katiller vardır. İsrail halkı da bunlardan pek farklı değildir. Neredeyse İsrail ‘deki bütün yahudiler kendilerince tehdit gördükleri her yeri içinde tek bir canlı varlık kalmayıncaya kadar yok etmeyi bir İman konusu görürler.
Buna iman etmeyeni de Yahudi kabul etmezler.
Bu ‘yok etme’ sürecinde yapacakları her iğrençliği, zulmü, katliamı vs. yani aklınıza ne kadar kötülük geliyorsa hepsini yapmayı kendilerine hak görürler ve bu hakkı kendilerine tanrının verdiğine inanırlar.
Siyonizm, bu inancın vücud bulmuş halidir. Siyonist İsrail, varoldukça bölgemizde huzurun olması neredeyse hiç mümkün değildir.
Siyonizm ideolojisi, Yahudilere karşı tepkiye yol açtığı için, gelecekte Yahudileri yok etmeye çalışan Hitler gibilerin ortaya çıkması muhtemeldir.
Yani bundan böyle gelecekte Yahudilere dünyanın hiçbir yerinde güvenli bir hayat yoktur. Tarihte ne yaşamışlarsa, yine aynı kaderle karşı karşıya kalacaklardır.
O nedenledir ki geçmişte kendileriyle ilgili yaşanmış olan olayları dikkate alan Yahudiler arasındaki bazı küçük gruplar, Yahudilerin devletleşmesine ve İsrail devletine karşıdırlar.
Yahudiler arasında devletleşmeye karşı çıkan gruplar arasında dini grupların yanı sıra başka gruplar da var.
Yahudilerin devletleşmesine ve İsrail devletine karşı çıkanlar arasında başta, dini gerekçelerle karşı çıkan Ultra-Ortodoks (Haredi) gruplar gelir; örneğin Neturei Karta ve Satmar Hasidleri, gerçek bir Yahudi devletinin ancak Mesih’in gelişiyle kurulabileceğine inanır ve insan eliyle kurulan mevcut yapıyı ilahi plana bir müdahale olarak görürler.
İkinci grupta, tarihsel süreçte Yahudiliği bir ulus kimliği değil, evrensel bir inanç olarak gören ve yaşadıkları ülkelere entegre olmayı savunan Reformist Yahudiler ile Doğu Avrupa kökenli sosyalist yer alır; bu kesimler ayrı bir devlet kurmanın Yahudileri dünyadan izole edeceğini savunmuşlardır.
Son olarak, günümüzde daha çok seküler ve sol görüşlü Yahudilerden oluşan gruplar (örneğin Jewish Voice for Peace), evrensel insan hakları, anti-milliyetçilik veya Filistin meselesindeki etik kaygılar nedeniyle Siyonizm ideolojisine ve mevcut devletleşme modeline muhalefet ederler.
Özetle: Dünya genelindeki yaklaşık 15-16 milyon Yahudi içinde, devletleşmeye aktif şekilde karşı çıkanların oranı toplam nüfusun %5 ile %10'u arasında bir bantta yer almaktadır ki bunların İsrail yönetimine etki etme gücü yok denecek kadar azdır..
Sonuç olarak; Netanyahu’nun ölmesi İsrail’in saldırgan politikalarında değişikliğe yol açmaz. Aksine, yeni bir cihan savaşına yol açacak gelişmelerin ortaya çıkması çok daha muhtemel
