Bir iktidarın gerçek gücü, ona çıkarsız ve menfaatsiz şekilde destek verenlerin sayısı ve niteliğiyle ölçülür. Çünkü bu destek, zor zamanlarda en sağlam kale olur. Ne var ki tarih boyunca iktidarlar, kendilerine en zor şartlarda dahi çıkarsız destek veren, samimi kitleleri en az önemseyen yapılar olmuşlardır. Ak Parti iktidarı da bu konuda öncekileri aratmamaktadır.
Çeyrek asra yaklaşan Ak Parti iktidarına destek veren kitleler arasında süreç içinde kopmalar olsa da kategorik olarak pek fazla bir değişiklik söz konusu değildir.
AK Parti iktidarına yönelik destekçi profillerini, uzun yıllara dayanan gözlemlerime dayanarak üç ana başlıkta özetleyebilirim:
1. Çıkar ve Gelecek Hesabı yapan ve o nedenlerle iktidardan yana olanlar;
Bulundukları konumu yetenek, bilgi veya liyakatle hak etmeyen, ancak iktidarın sağladığı imkânlar sayesinde konumlarını koruyan veya ilerleten kesimler..
Bunlar için iktidar, bir “sigorta poliçesi” gibidir. Gelecek hesapları çerçevesinde aynı zamanda yarınların tedirginliğini yaşayan bu tip kişiler İktidarın her politikasını “doğru” göstermek için ellerinden geleni yaparlar, çünkü alternatif bir senaryoda kaybedecekleri çok şey vardır. Ancak, bunlar iktidar değişimlerine çok çabuk ayak uyduran kişilerden oluşurlar.
2. İktidardan nemalansalar da Açıkça İktidarı Savunmayanlar
İktidardan doğrudan veya dolaylı menfaat sağlayan, bu ilişkilerini yıllardır geliştirmiş, “korunanlar zırhı”na bürünmüş olan bu kişiler. Desteklerini çok sınırlı tutarlar. İşlerini alttan alta çeşitli ilişkiler geliştirerek kullanırlar. Bu tip kişiler yarın iktidar değişirse ne olacağını düşünüp risk almazlar. Açık savunmazlar ama “iktidardan yana” görüntüsü verirler. Toplum nezdinde de “tarafsız” veya “objektif” görünmeye çalışırlar. Bu kesimler en pragmatik kesimdirler; hem nimet yerler hem de kendilerini güvenceye alırlar.
3. Samimi ve Çıkarsız Destekçiler;
İktidardan hiçbir kişisel çıkar sağlamayan, hatta bazen zarar görse dahi “muhalefet ülkeyi maceraya sürükler” diye düşündüğü için destek veren gerçekçi, samimi duygularla destek veren kitleler..
Bunlar orta gelir düzeyindeki halk kitleleri içinde sayıca oldukça azdır. Güvendikleri iktidar için ellerinden gelen her şeyi yaparlar: Oy verirler, savunurlar, fedakârlık gösterirler. Kararlarını duygusal değil, genel siyasi manzaraya bakarak verirler.
Maalesef her dönem iktidarların en az ilgi gösterdikleri kesim tam da bu samimi destekçilerdir.
Çünkü bu kitle, kararlarını çıkar üzerine değil inandığı olgular çerçevesinde verir, objektif düşünür; iktidarın yanlışına “doğru” demez, yönlendirmeye gelmez.
İktidarlar ise kontrol edebilecekleri, yönlendirebilecekleri kitleleri tercih eder. Bu yüzden samimi destekçilere ne yakınlık gösterilir ne de özel bir ilgi.
Çıkarları gereği sabah- akşam iktidarı öven, toplumda “etkin” görünen kişiler ve gruplar iktidar tarafından adeta el üstünde tutulur. Bürokrasi, ve parti teşkilatı bunları adeta “temsilci” gibi görür. İktidar, onların sesini kendi gücü zanneder. Fırtına anında gemiyi de ilk onlar terkeder.
Bir tık altında ise gri alandaki pragmatik kesim gelir.
Bunlar iktidarı açıktan savunmayan ama iktidardan azami çıkarı sağlayanlardır. Bunlar her siyasi rüzgâra anında ayak uydurur. İktidarlar nedense bu tip “ara eleman”lara hep ihtiyaç duyarlar. Çünkü onlar hem kamuoyu nezdinde “destek var” algısı yaratır hem de risk almadan işlerini yürütürler. Karşılığında da en az emekle en çok nimeti alırlar.
Sonuç olarak diyebilirim ki:
İktidarlar, sadık ve çıkarsız destekçilerini “garanti oy deposu” olarak görüp ihmal ederken; çıkarcı, gri ve gürültücü kesimlere hem yakınlık hem de kaynak aktarırlar.
Bu, neredeyse her iktidarın kronik hastalığıdır.
Hafızamda bu iki tipolojiden nice örnekler var. Eğer bu tiplojilere somut isimler ve olaylarla girecek olsam, inanın büyük bir lağım çukuru açılır önümüzde.
Zira her iki kategori de kendi içinde ayrı bir iğrençlik abidesi!
Bu yüzden genel tahlille yetiniyor, gerisini sizlerin ferasetine bırakıyorum.
