Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük madencilik faciası olarak kayıtlara geçen Soma’da, 13 Mayıs 2014’te 301 madenci hayatını kaybetmişti. 140journos’un hazırladığı “Karabaht”, babası madenci olan bir çocuğun gözünden maden kentlerindeki yaşamı anlatırken, kömürün yalnızca ekonomik değil toplumsal bir mesele olduğuna dikkati çekiyor.
Film adını, Soma faciasının ardından bir annenin söylediği “432 çocuk baba diye kara toprağa sarılıyor” sözlerinden alıyor. Yapım, kömürün bir “kader” değil, siyasi ve ekonomik bir tercih olduğunu vurgulayarak izleyiciyi “Bir ülke enerjisini insanların canıyla mı ödemek zorunda?” sorusuyla baş başa bırakıyor. Babası madenci olan bir çocuğun gözünden ilerleyen çizgi filmde seslendirmeyi Azad Yağız Onat yapıyor.
“KARABAHT SADECE GEÇMIŞI ANLATMIYOR”
Beyoğlu’ndaki ön gösterimde konuşan 140journos ekibi, filmin yalnızca bir anma projesi olmadığını, aynı zamanda “adil dönüşüm” çağrısı taşıdığını söyledi. Tasarım ekibi, Karabaht’ın hayali bir kent gibi görünmesine rağmen Soma’dan Yatağan’a, Amasra’dan Afşin’e kadar Türkiye’nin birçok kömür bölgesinin ortak hikâyesini temsil ettiğini belirtti.
Ekip adına yapılan açıklamada, “Bir çocuğun dünyasındaki kömür karasını umuda dönüştürecek bir çıkış yolu aradık. Çizgi film formatında, içinde mizaha yer olmayan dramatik bir anlatı kurmaya çalıştık” denildi.
GREENPEACE TÜRKIYE’DEN “KÖMÜRDEN ÇIKIŞ” ÇAĞRISI
Gösterime katılan Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanyaları Sorumlusu Emel Türkay Alpay ise Soma’nın yıl dönümünün yalnızca bir yas günü olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Alpay, kömürden çıkışın ekonomik ve çevresel açıdan kaçınılmaz olduğunu belirterek, “Başka bir yol mümkün ve bu yol insanların canıyla ödenmek zorunda değil” dedi.
VERILER KÖMÜRÜN BEDELINI ORTAYA KOYUYOR
Gösterim sonunda paylaşılan veriler, kömür politikalarının yarattığı ağır tabloyu yeniden gündeme taşıdı. İSİG Meclisi verilerine göre 2013-2025 yılları arasında maden işkolunda 1267 işçi yaşamını yitirdi. Kömürlü termik santrallerin ise 1965-2020 yılları arasında yaklaşık 200 bin erken ölüme ve milyonlarca hastane başvurusuna neden olduğu belirtildi.
Türkiye’de elektriğin yaklaşık üçte biri hâlâ kömürden üretilirken, bunun büyük bölümünü ithal kömür oluşturuyor. Ancak yenilenebilir enerji alanındaki artış dikkat çekiyor. 2025 verilerine göre rüzgâr ve güneş enerjisinin elektrik üretimindeki payı yüzde 22’ye ulaşarak yerli kömür üretimini geçti.
Uzmanlara göre Türkiye’nin 2030’a kadar kömürlü termik santrallerden çıkması durumunda yüz binlerce erken ölüm ve hastalık vakası önlenebilir. Aynı zamanda hava kirliliğinin ekonomik maliyetinde trilyonlarca liralık tasarruf sağlanabileceği belirtiliyor.
“Karabaht”, tüm bu tartışmaları bir çocuğun hikâyesi üzerinden görünür kılarken, kömür bölgelerinde yaşayan insanların geleceğine dair “adil dönüşüm” tartışmasını yeniden gündeme taşıyor.
İlyas GÜR
Editör
















