Yıllarca yaz aylarını Hazindak Yaylası’nda geçiren, orada çocuklarını büyüten ve torunlarıyla nice yazı karşılayan Toroslu, yaşlılığı nedeniyle artık eski gücünde olmadığını ifade ediyor. Buna rağmen Hazindak’taki evinde ailesiyle birlikte geçirdiği zamanın kıymetini bilen Veciye Nine, umudunu yitirmiyor.
Çocuklarının yayla evini onarışını gözleri dolarak izleyen Veciye Nine, ellerini semaya açarak, “Allah’ım, bu yaylalara yeniden çıkmayı nasip et,” diye dua ediyor. Kalbinden geçenleri yalnızca Yaradan’ın bildiğini belirten Toroslu’nun sözleri, Karadeniz’in yayla kültürünün ne kadar derin bir ruh taşıdığını gözler önüne seriyor.
Hem köy halkının hem de yayla komşularının büyük sevgisini kazanan Veciye Nine’nin Hazindak özlemi, yalnızca onun değil, doğayla iç içe yaşamayı iliklerine kadar hisseden herkesin ortak duygusuna tercüman oluyor.
Yaylaların sessiz tanığı Veciye Toroslu’nun içten duası, bir gelenekle birlikte büyüyen nesillerin belleğinde yankı bulmaya devam ediyor.
İlyas GÜR
Editör
















