Önergede; 5 Haziran Diyarbakır, 20 Temmuz Suruç ve 10 Ekim Ankara Gar katliamları başta olmak üzere, Şengal’de Êzidîlere, Rojava’da Kürtlere, kadınlara ve Alevilere yönelik katliamların faili olarak gösterilen IŞİD’in, insanlığa karşı suçlar işleyen soykırımcı bir örgüt olduğu vurgulandı. Konukçu, bu katliamların faillerinin ve bağlantılı yapıların hâlâ tüm yönleriyle ortaya çıkarılamadığını, yargı süreçlerinde ise cezasızlık algısının derinleştiğini ifade etti.
10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın Türkiye’nin barış umuduna vurulan en ağır darbelerden biri olduğunu belirten Konukçu, bugün kamuoyuna yansıyan bilgilerin, IŞİD mensuplarının Türkiye’de “açık kapı” ve fiilî koruma politikalarıyla kurumsallaştığı yönünde ciddi kaygılar doğurduğunu dile getirdi. Savcılık belgeleri ve yargı dosyalarına giren iddialara göre, IŞİD’le bağlantılı bazı kişilerin Türkiye’de yabancı kimlik aldığı, hatta aileleriyle birlikte Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına kabul edildiği öne sürüldü.
Önergede, Çorum, Ordu, Kayseri, Kırıkkale, Ankara, Elazığ, Mersin, Bursa, Düzce, Sakarya ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıklarının araştırma tutanaklarına ve 2023–2024 tarihli savcılık belgelerine atıf yapıldı. Bu belgelere göre, Suriye ve Irak’taki çatışma bölgelerinde aktif faaliyet yürüttüğü iddia edilen en az 21 kişinin Türkiye’de il göç idareleri aracılığıyla yabancı kimlik aldığı, üç kişinin ise vatandaşlığa kabul edildiği ileri sürüldü. Bazı kişilere isim değiştirme imkânı tanındığı, böylece geçmişlerinin görünmez hâle getirildiği iddiaları da önergede yer aldı.
Konukçu ayrıca, bu kişilerden bazılarının IŞİD propaganda videolarında yer aldığı, örgütsel toplantılara katıldığı, İstanbul’daki vakıf üniversitelerinde eğitim gördüğü, SGK’lı olarak çalıştırıldığı ve kamu sağlık hizmetlerinden yararlandığı yönündeki bilgilerin de resmi belgelere yansıdığını ifade etti. MASAK raporları ve uluslararası belgelerde geçen, Türkiye merkezli “Rawi Ağı” gibi para transfer ağlarının IŞİD’in finansmanında rol oynadığı iddiaları da önergeye dahil edildi.
Ocak 2026 itibarıyla Halep’in Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerinde Kürt sivillere, kadınlara ve Alevilere yönelik saldırıların devam ettiğini hatırlatan Konukçu, bu durumun örgütün hâlâ aktif bir tehdit oluşturduğunu belirtti. Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler sözleşmeleri ve evrensel hukuk ilkeleri gereği, savaş suçlularının korunması değil, etkin şekilde yargılanması ya da iade edilmesi gerektiğini vurguladı.
Konukçu, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’dan; IŞİD bağlantılı kişilere istisnai vatandaşlık verilip verilmediği, kaç kişiye hangi tarihlerde vatandaşlık tanındığı, isim değişiklikleri, güvenlik soruşturmaları, SGK ve sağlık hizmetlerinden yararlanma iddiaları, Halep’teki son katliamlarla Türkiye bağlantıları, vatandaşlık iptalleri, sınır dışı ve adli işlemler ile kamuoyunu bilgilendirici bir açıklama yapılıp yapılmayacağına kadar uzanan toplam 19 soruya yanıt istedi.
Önerge, kamuoyunda büyük yankı uyandıran iddiaların şeffaf biçimde açıklığa kavuşturulması ve uluslararası hukuk yükümlülüklerinin yerine getirilmesi çağrısıyla sona erdi.
İlyas GÜR
Editör
















