Boz, son dönemde Osmaniye’de bir babanın tüfekle kızını otogarda öldürmesi ve Boğaziçi Üniversitesi’nde 15 yaşındaki bir kız çocuğunun kampüs içerisinde silahlı saldırıyla hayatını kaybetmesi olaylarını hatırlatarak, “Bu tehlike artık en güvenlikli alanlarda dahi kendisini göstermektedir. Kadınların yaşam hakkı bireysel silahlanma nedeniyle doğrudan hedef alınmaktadır” dedi.
“Kadınlar yaşamın her alanında ölüm riskiyle karşı karşıya”
Araştırma önergesinde, bireysel silahlanmanın sadece bireysel bir tercih değil, toplumsal güvenliği tehdit eden yapısal bir sorun haline geldiği vurgulandı. Boz, Türkiye’de ateşli silahların ruhsatlı ve ruhsatsız biçimde yaygınlığının yanı sıra, kurusıkı tabancaların kolayca dönüştürülebilmesi, çevrimiçi yasa dışı silah satışlarının engellenememesi ve ruhsat denetimindeki zafiyetlerin şiddeti artırdığına dikkat çekti.
Umut Vakfı raporlarına atıf
Önergede, Umut Vakfı’nın raporlarına göre her yıl binlerce kişinin ateşli silahlarla yaşamını yitirdiği ya da yaralandığı hatırlatılarak, bireysel silahlanmanın kadın cinayetlerinde belirleyici rol oynadığı belirtildi. Boz, “Kadınların aldığı koruma kararları, faillerin silahları ellerinde tutmaya devam etmesi nedeniyle çoğu kez etkisiz kalmaktadır” dedi.
“Uluslararası yükümlülükler yerine getirilmiyor”
Boz, Türkiye’nin taraf olduğu CEDAW Sözleşmesi’nin 35 No’lu Genel Tavsiyesi’ne atıfta bulunarak, devletin kadınların can güvenliği için bireysel silahlanmayı sınırlamakla yükümlü olduğunu ancak bu yükümlülüklerin yerine getirilmediğini ifade etti.
Meclis’e çağrı
Bireysel silahlanmanın kadınların yaşam hakkını tehdit eden ölümcül bir risk haline geldiğini söyleyen DEM Partili Boz, TBMM’nin bu konuda kapsamlı bir araştırma yapması gerektiğini belirtti. Boz, “Kadınların evde, işte, sokakta, kampüste ve yaşamın her alanında güven içinde olabilmeleri için silahlara erişimi zorlaştıracak ve koruma tedbirlerini güçlendirecek yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir” dedi.
İlyas GÜR
Editör
















