Habere Tanık Rize Haberleri, Sondakika Rize haberleri,
HV
14 MAYIS Perşembe 06:58

Birgili kadınların maden feryadı: Yeter gari!

Küçük Menderes’in gözbebeği Birgi’nin en önemli konusu “başucuna” planlanan altın madeni! Ruhsat alanı satıldığından bu yana uyuyamadıklarını söyleyen Birgili kadınların dilinde aynı söz var: “Yeter gari, bizi rahat bırakın!”

AKTUEL
Giriş Tarihi : 25-03-2026 11:18
Birgili kadınların maden feryadı: Yeter gari!

KAYNAK: NURCAN ETİK/YEDİGÜN Bayram geldi geçti. Bir Ödemişli olarak ben de bayram ziyareti için memleketimdeydim. Bu kez pek alışık olmadığım bir manzarayla karşılaştım. Uğradığım her evde konuşulan en önemli konu Küçük Menderes’in “başucuna” yapılması planlanan altın madeniydi! Dünyaca ünlü değerimiz, tarihi ve doğal varlıklarıyla binlerce insanın uğrak noktası Birgi’nin hemen yukarısında, ihtişamıyla göz dolduran Bozdağların hemen yanı başında altın ve diğer madenler için satılan ruhsat alanları bölge halkında derin bir kırılma yaratmış. Kahvehanelerin, ev sohbetlerinin, bayram gezmelerinin neredeyse tek konusu madenler! Geçtiğimiz hafta Birgi’de de maden karşıtı bir eylem yapılmıştı. Birgililerin ne düşündüğünü öğrenmek için Balabanlı’dan yola çıkıyorum. Köylü kadınlarla iki gün süren görüşmelerimiz oluyor. Hepsinin gözünde aynı endişe: “Bu maden olursa ne yer ne içer, nereye gideriz?” Hepsinin dilinde aynı söz: “Yeter gari, bizi rahat bırakın!”
Birgili kadınların maden feryadı: Yeter gari!
Ayfer Kiraz-Emine Zile

“İsterlerse hapse atsınlar, vatanımı savunuyorum!”
Birgi’nin girişinde beni ve tüm ziyaretçileri “Maden öldürür” pankartı karşılıyor. Bir süre Birgi içinde dolaşıyorum. Ruhsatı satılan dağlardan doğup gelen ve Birgi’nin içinden geçen dere hâlâ çocukluğumdaki gibi, pırıl pırıl akıyor… Yolda yürürken karşıdan gelen iki kadın görüp selam veriyorum. Kendimi tanıtıyorum ve maden hakkında ne düşündüklerini soruyorum. Yaşça daha büyük olan Emine Zile, bölgelerinde herhangi bir maden istemediklerini belirtirken, özellikle su kirliliğine değiniyor. “İçecek suyumuz oradan geliyor, bu maden olursa biz ne yaparız yavrum, içecek suyu nereden buluruz?” diye soruyor. “Ben ölür giderim ama çoluğumuz çocuğumuz ne yapar” diyen 77 yaşındaki Zile, “Bu madene kesinlikle karşıyız, asla istemiyoruz” diyor. Sadece Birgi’ye değil Salihli’ye de söz konusu maden bölgesinden su gittiğini vurgulayan Zile, “Bu Ödemiş bitecek, maden Salihli’ye kadar tüm bu bölgeyi bitirecek. Ne olur gari bizim halimiz? Allah fırsat vermesin bunlara, duyarlarsa duysunlar, isterlerse beni hapse atsınlar, ben vatanımı savunuyorum” ifadelerini kullanıyor. “Altın her zaman bulunur ama bu değerler, bu güzellik, bu turizm memleketi bir daha asla bulunmaz” diyen Ayfer Kiraz ise, “Yerin üstü altından daha değerli. Kesinlikle istemiyoruz. Burası bizim memleketimiz; memleketimiz, vatanımız için canımızı veririz. Asla madeni istemiyoruz” diye konuşuyor.

Birgili kadınların maden feryadı: Yeter gari!
Emine Sarıkaya-Ayşe Elmacı

“Nasıl satılır dağ?”
Tanıdık bir evin, Emine Sarıkaya’nın kapısını çalıyorum. Maden hakkında görüş istiyorum diyorum. Yan komşusu da cips reklamlarından tanıdığımız Ayşe Teyze (Ayşe Elmacı). “Ayşe teyze gel diyorum sana da sorayım.” İlk başta istemiyor, sonra bir bakıyorum ki kapıdan içeri giriyor. “Satılmış diyorlar yavrum, doğru mu? Nasıl satılır dağ?” diye bana soruyor. Ruhsat alanının satıldığını anlatıyorum. Emine Teyze ile Ayşe Teyze oturuyorlar yan yana, bir ara beni unutup kendi aralarında madeni tartışıyorlar. Biri, “Olacak iş mi komşu bu, dağ nasıl satılır?” diye dizine vuruyor, diğeri, “O ağaçlar, o insanlar, biz ne olacağız? Nereye göçüp gitsin millet? Elimizden ne gelirse yapacağız gari. Durduracağız bunları” diyor. Sonra bana dönüp, “Bizi rahat bıraksınlar” diyen Ayşe Teyze, “Bak bütün millet kan ağlıyor. Ağaca, eve, suya her şeye zararı varmış. Bizim hayatımızı öldürecekler. Allah korusun çoluğumuzu, çocuğumuzu. Etmesinler böyle, vazgeçsinler. Çok üzülüyorum yavrum. Yeterin gari bizi bıraksınlar, elleşmesinler dağımızı, taşımızı, suyumuzu, ağacımızı. Memleketimize gelmesinler, istemiyoruz” diye isyan ediyor. “Biz bu dağa maden istemiyoruz” diyen Emine Teyze ise, “Dağımızın bir tarafından bal bir tarafından yağ akıyor. Kestane, ceviz, yemiş, üzüm olmadığında biz aç kalırız kızım. Hiçbir şeyin hayrı kalmaz. Çocuklarımız ne yiyip içecek, bu millet düşünmüyor mu bunları? Bu güzel dağlar satılır mı? Bu nedir Allah aşkına bize söyleyin, erintiden ölüyoruz. Bu dağın suyunu içiyoruz, biz ne yaparız? Bıraksınlar bu işi” diyor. Kamerayı kapatıyorum. Uzun bir süre daha maden konuşuluyor. Bana, madeni duydukları günden bu yana sık sık hasta olduklarını, tansiyonlarının yükseldiğini, karın ağrısı yaşadıklarını, uyuyamadıklarını anlatıyorlar.

Birgili kadınların maden feryadı: Yeter gari!
Havva Yavuz

“Maden işçisi olmayacağız”
Ertesi gün sosyal medyadaki paylaşımlarıyla Türkiye’nin gönlüne taht kuran Havva Teyzeyle (Havva Yavuz) buluşuyoruz. Bilen bilir, Havva Teyze hep çok neşelidir. Ancak bu kez neşesine maden çökmüş, her zamanki kahkahalarını atamıyor… Havva Teyze, “Hiç kafam almıyor bu maden işini” derken maden şirketlerinin “gençlere istihdam sağlayacağız” vaadine büyük tepki gösteriyor. “Biz bu toprakların sahibiyiz zaten, kim nereden geliyor da dağlarımıza maden diyor” diyen Havva Teyze, “Bizim gençler şimdiye kadar madenle mi kazandı? Kendi topraklarımız bize yetiyor, alnımızın teriyle kazanıp yiyoruz. Orada maden işçisi olup kazanıp, yemeyeceğiz” diye tepki gösteriyor. Gençlere de seslenen 66 yaşındaki Havva Teyze, “Bizim gençler de akıllı olsun, bu vaatlere meyil verip, gönül kaptırmasınlar. Analarımız babalarımızdan kalan topraklar, ağaçlar onlara da bakar” diyor. “Hadi biz geldik geçiyoruz, çocuklarımız, torunlarımız ne olacak? Erdiler yettiler gari!” diye isyan eden Havva Teyze, “Topraklarımızı, vatanımızı kimseye emanet etmek yok! Hep beraber ayağa kalkacağız, kimseciklere vermeyeceğiz” ifadelerini kullanıyor. Bölgede kestane ağaçları bulunduğunu belirtirken, “Onlar da gidince taş mı yiyeceğim?” diye soran Havva Teyze, “Herkes keyfinde, zevkinde, ben burada cefa mı çekeceğim, öyle yağma yok” diyor. “Yeter artık!” diye bir kez daha çırpınırken, “Bizim altın madenine ihtiyacımız yok, toprağa ihtiyacımız var. İki fidan yetiştirmek yetiyor bize. Kimseye ihtiyacımız yok, gelmesinler, istemiyorum” diyerek isyan ediyor.

Birgili kadınların maden feryadı: Yeter gari!
Aysun Dumanlılar

“Cennetimizi cehenneme çevirmesinler”
Ardından bir kapı daha çalıyorum. 62 yaşındaki Aysun Dumanlılar karşılıyor beni. Önce hemen bir kahve, bir bayram tatlısı. Sonra dert yanıyor. Birgi’ye çok sayıda turistin geldiğini ve sık sık “Birgi’nin, Ödemiş’in havası suyu ne güzel, cennet gibi yerde yaşıyorsunuz” sözleriyle karşılaştıklarını ifade ederken, “Bu cenneti cehenneme çevirmesinler. Lütfen herkes kendi yoluna baksın, doğamızı elleşmesinler, güzel yaşantımızın içine zehir atmasınlar” diyor. Öğreniyorum ki Dumanlılar İzmir’deki üretici pazarlarına da ürün götürüyor. “İzmir pazarına buradaki doğal ürünlerden götürüyorum fakat maden olursa bunlar doğal olmaktan çıkacak. Götürdüğüm zaman insanları zehirlemiş olacağım, bütün insanların kanıyla canıyla oynanacak” diyen Dumanlılar, “İnsanların zaten yaşantısı zorlaştı, sağlığı çok berbat. Bırakın bizim götürdüğümüz doğal ürünlerle yaşasınlar, daha güzel daha dengeli beslensinler. Şehrin insanı da bize destek çıksın. Hepimiz bu maden işine bir önlem alalım” diyerek tüm İzmirlilere çağrıda bulunuyor. Aynı evdeki 85 yaşındaki Gülperi Uçaçelik ise, “Dağlarımıza madenciler gelmesin! Bu dağlar kuruduğunda millet ne yiyip içecek. Bizler ölür gideriz de arkadan gelen nesillerimiz ne görecek, nasıl yaşayacak?” diye soruyor. “Madeni istemiyorum” diyen Uçaçelik, “Öyle bir haksızlığı hiç kabul etmeyiz” diyor.Seyahat Rehberleri ve Seyahat Günlükleri

Birgili kadınların maden feryadı: Yeter gari!
Şükran Döner

“Birgi’ye çivi bile çakmıyoruz”
Sonra “Maden hakkında hiç iyi bir şey düşünmüyorum” diyen Şükran Döner ile konuşuyoruz. “Kestane ağaçları, orman arazisi var. Hayvanlarını besleyenler, orada yaşayanlar var. Televizyonda maden gelen köyleri, madenin insanların başına getirdiği tüm tehlikeleri, maden yüzünden yok olan yerleri görüyoruz. Onlara üzülürken şimdi bizim başımıza da gelecek diye çok üzgünüz” diyor. Bana Birgi’nin tarihini de anlatan Döner, “Biz bir çivi bile çakmıyoruz. Burası tarihi bir yer; camisiyle, konaklarıyla, hamamlarıyla, medresesiyle… Bunlar yok olup gidecek. Kesinlikle istemiyoruz, yanlış bu işler” diyor. Küçük Menderes’in ne kadar verimli olduğunu da hatırlatırken, “Ödemiş ovamızda 3 dönem mahsul ekiliyor. Bu başka yerde olmuyor. Hayvancılık, tarım her şey var. Bölgemizin yok olmasını istemiyoruz” diye konuşuyor. Son olarak, “Kızım burası zeybekler, efeler diyarı” diyen Döner, “Biz bu toprakları öyle kolay verir miyiz?” diyor.

Birgili kadınların maden feryadı: Yeter gari!
Ratibe Dumanlılar

“Ödemiş İliç olmasın!”
Emekli olduktan sonra doğup büyüdüğü Birgi’ye dönen Ratibe Dumanlılar, “Bu toprakları çok sevdiğim için geri döndüm. Ama şimdi devasa bir doğa katliamıyla karşı karşıyayız” diyor. Küçük Menderes Havzasının tarım ve hayvancılığın merkezi olduğunu hatırlatırken, “Erzincan’ın İliç ilçesinde yaşanan facianın başka yerlerde yaşanmasını istemiyorum. Ödemiş, Kiraz, Küçük Menderes İliç olmasın” ifadelerini kullanıyor.

Küçük Menderes Direniyor!
Bu süreçte belli ki sık sık gelip gideceğim Birgi’den ayrılıyorum. Kadınların hemen hemen her bölgede doğa talanına karşı ne kadar da aynı duyguları, kaygıları, endişeleri, üzüntüleri, hastalıkları, öfkeyi ve direnci paylaştıklarına bir kez daha şahit olarak… Ayşe Teyzenin sorduğu bir soru var ki zihnime mıh gibi saplanıyor:

Nasıl satılır dağ?

Hakikaten nasıl satılır dağ? Nasıl satılır orman?
Bu soru, yıllardır iktidarlar ve şirketler tarafından normalleştirildiği gibi ormanların, dağların, derelerin satılacak-alınacak bir “şey” olmadığı, bunun hiç de “normal” olmadığı gerçeğini tüm çıplaklığıyla bir kez daha ortaya koyuyor.

Birgili kadınların maden feryadı: Yeter gari!

Madene karşı “Küçük Menderes Direniyor Platformu” kurulmuştu. Küçük Menderes’te biraz dolaşınca bu adın öylesine bir ad olmadığı gün yüzüne çıkıyor. Dağlarından, sularından “yaşam” akan, ağaçlarında “yaşam” yeşeren, toprağından “yaşam” fışkıran Küçük Menderes, işte bu “yaşam” için dört yanıyla direniyor…

İlyas GÜRİlyas GÜR

Editör

YORUMLAR
Rize Haber Yemek Tarifleri Haber Yazar