Habere Tanık Rize Haberleri, Sondakika Rize haberleri,
HV
24 HAZİRAN Çarşamba 05:06

Kendi memleketimizde yabancıyız!

Sabrı ASLIŞEN
Sabrı ASLIŞEN
Giriş Tarihi : 30-08-2025 08:19

Geçen hafta sadece beş günlüğüne memleketime gitmeye karar verdik eşimle birlikte…
Kısıtlı programımıza dost ziyareti sonrası Akyamaç (Hemşin Şelaleleri) Tabiat Parkı’nı da ekleyelim istedik. Gitmez olsaydık… 
Ziyaret öncesi yol yorgunluğumuzu atacak birer Türk kahvesi içelim dedik. Mekana girdik. Bizi karşılayan (şekil-şemal,genç-yaşlı belirtmeyeceğim) beye;
-Günaydın.
-Günaydın.
-Yoldan geldik, birer kahve içmemiz mümkün mü?
-Rezervasyonunuz var mı?
-Kahve içmek için önceden rezervasyon mu yaptırmamız gerekiyordu, inanın haberimiz yoktu!
-Şimdi kahvaltı saatimiz, size yardımcı olamam.
-Gördüğümüz kadarıyla, 5 masa var. Masalarda oturanların çoğu kahvaltısını yapıyor. Birer kahve içemez miyiz yani?
-Beyefendi kahvaltı saatindeyiz dedim ya!
-Yine de teşekkür ediyorum. Peki burada lavabo var mı, bari o konuda yardımcı olsanız…
-İşaret parmağıyla göstererek, şelaleye inen yolun soluna dönün lavabolar orada, diye cevap aldıktan sonra tarif edilen yöne gittim. W.. ücreti 20 TL yazılı kapıdan içeri girdim. Birde ne göreyim, bay-bayan kapılarında asma kilit takılmış ve de kapalı durumda… Bir an düşündüm, girişteki masaya 20 TL’yi peşin ödeseydim kapı otomatik olarak mı açılıyor diye! Kilitlere bir daha baktım manuel asma kilit! İşaret parmağıyla yapılan tarif  boşa çıkmıştı…
Yazının başında “Gitmez olsaydık” diye yazmıştım ya daha yolun başında bu olumsuzluklarla karşılaştık, bakalım daha nelerle karşılaşacağız, şelaleye varana kadar?
Akyamaç Şelalesi yoluna koyulduk. Şelale, Hemşin Şelaleleri Tabiat Parkı sınırları içinde olduğu için bizleri en az bir görevlinin karşılayacağını düşündük. Yolun beşte birini tamamladık, kimseyle karşılaşmadık. Eşim, belki şelalenin bulunduğu alanda biri ya da birileriyle karşılaşırız dediğinde, bakalım nelerle karşılaşacağız der demez, hasar gören ve kırılan ahşap korkulukların, sarı renkli köpükle (kendilerince) sağlamlaştırma işlemi yapılmış olduğunu gördük. Şelale tarafına giden yolda tahta korkuluklar metal korkuluk, yürüyüş yolundakiler ise sahte ahşap kompozit malzeme ile döşenmiş, sökülen tahtalar da köprü ayağının hemen yan tarafına yığılıp, çürümeye terk edilmişti…
Bu olumsuzlukların yanında çevre kirliliği diz boyuydu. Etraf çöplük içinde. Yetkililerce belli yerlere siyah çöp poşeti ve un çuvalları asılmış olsa da çöpler ortalıkta. Belli ki çöpler uzun süredir toplanmamış. Ne zaman toplanacağını da bilmiyorum. Yazımı okuduktan sonra yetkililer, Akyamaç (Hemşin Şelaleleri) Tabiat Parkı etrafını ve yürüyüş yolunu temizlemek için bir ekip gönderirler herhalde…
Dönüş yoluna geçtiğimizde ana yola yakın ve şelalenin ilk girişinden “daha ne kadar yürüyeceğiz, bunun dönüşü de var, bize rehberlik edecek kimse yok mu” gibi sesler duymaya başladık. İlk grup, bize daha ne kadar yolumuz var dediklerinde, yolun beşte birini yürüdünüz diye cevap verdik. İkinci grup 3 kişilik çekirdek bir aileydi. Baba yeter da allayise bezdum, nerede bu şelale, dur hele beyefendiye soralım dedi. Anne “eşime 15 dakikalık yol var diyorum, inanmıyor. Ne kadar yol var söyler misiniz” dediğinde, sizin dediğinize bu yürüyüşünüze göre bir 10 dakika daha eklemeniz yeterli olacaktır, şeklinde cevap verdikten sonra baba; “bak beyefendi 25 dakika daha yolumuz olduğunu söylüyor, ben bir yere gitmem, dönelim allayise” der demez çekirdek ailenin küçük ferdi devreye girer ve babasına beni göstererek “bak amca sırt çantasıyla yürüyor, sende hiç bir şey yok, yetmemiş gibi suyunu da ben taşıyorum. Buna rağmen dönelim diyorsun, öyle şey olmaz, ailece şelaleyi göreceğiz, o kadar” der demez, baba isteksiz bir şekilde şelaleye doğru yol aldı… Çekirdek ailesiyle birlikte. Babanın inadına bakılırsa, şelaleye anne oğul varmıştır diye düşünüyoruz... Dönüş yolunda nelerin yaşandığı konusunda yoruma kapalı olduğumuzu belirtmek isteriz…
Şelale yolunda kısa olsa gelen ziyaretçilere rehberlik yapmış olduk… Bu ara Akyamaç Şelalesi dönüşümüzde park halinde olan aracımıza gitmeden önce, mekanın kapısında duran kişiye; kendi memleketimizde bir bir fincan kahve içemedik ya ona yanıyoruz dememe rağmen kılını bile kıpırdatmayan beyefendiye! de buradan tekrar selam olsun…
Tabiat Parkı kapsamında olan bu alanlara gözümüz gibi bakmalıyız. Bu konuda sadece yetkililere değil, toplumun her kesimine önemli görevler düşmektedir… Doğal güzellikleri kaybettikten sonra değerini bilen bir toplum olmaya devam etmeyelim… 
Unutmayalım, doğanın bize değil, bizim ona ihtiyacımız var…
Gezi notlarımın devamını gelecek hafta siz okuyucularımızla paylaşacağım…
29 Ağustos 2025 Sabri Aslışen/Ankara

YORUMLAR
Haber En Son Olay Haber