Bilimsel bilgi ve klinik uygulama buluştu
Sempozyumun açılışında konuşan Rektör Güner Dağlı, etkinliğin metabolik hastalıkların güncel yaklaşımlarla ele alınmasına önemli katkı sunduğunu belirtti. Dağlı, sempozyumun bilimsel bilginin paylaşılmasına zemin hazırladığını ve katılımcılara metabolik denge konusunda yeni perspektifler kazandırdığını ifade etti.
“Metabolik hastalıklar hızla artıyor”
Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğr. Üyesi Mehmet Baştemir ise Türkiye’de metabolik hastalıkların giderek arttığına dikkat çekti. Baştemir, erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 15’inin diyabet, yüzde 30’dan fazlasının ise obezite ile yaşadığını belirterek, her üç erişkinden birinin hipertansiyon hastası olduğunu vurguladı.
Hipertansiyon hastalarının önemli bir kısmının tanı almadığını ya da yeterli kontrol altında olmadığını söyleyen Baştemir, hiperkolesterolemi ve buna bağlı kalp-damar hastalıklarının halen en önemli ölüm nedenleri arasında yer aldığını ifade etti. Ayrıca, karaciğer yağlanmasının ilerleyici formu olan MASH’ın siroz ve organ nakli gereksiniminin başlıca sebeplerinden biri haline geldiğini dile getirdi.
“Sorun tek hastalık değil, sistemik bozulma”
Metabolik hastalıkların birbirinden bağımsız değil, etkileşim içinde ilerleyen bir tablo oluşturduğunu belirten Baştemir, bu nedenle tedavide bütüncül yaklaşımın şart olduğunu söyledi.
GLP-1 analoglarının önemli bir tedavi fırsatı sunduğunu ifade eden Baştemir, bu tedavilerin diyetisyen desteğiyle birlikte uygulanmasının başarıyı artırdığını vurguladı. Sodyum kısıtlaması, tıbbi beslenme tedavisi ve hedefli kilo kaybı gibi uygulamaların ilaç tedavisiyle birlikte yürütülmesi gerektiğini belirtti.
“Beslenme tedavisi kritik rol oynuyor”
Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Tuba Ustaoğlu da sempozyumda yaptığı değerlendirmede, özellikle son yıllarda diyabet ve obezite tedavisinde öne çıkan GLP-1 analoglarının yanı sıra, beslenme tedavisinin hipertansiyon ve dislipidemi gibi hastalıklarda belirleyici rol oynadığını söyledi.
Ustaoğlu, sempozyumun bilimsel bilgi ile klinik uygulamalar arasında köprü kurarak katılımcılara yeni bakış açıları kazandırmayı hedeflediğini ifade etti.
Geniş katılımlı bilimsel program
Üç oturum halinde gerçekleştirilen sempozyumda, farklı üniversitelerden akademisyenler güncel tedavi yaklaşımlarını ele aldı. Diyabet ve obezitede GLP-1 tedavileri, hipertansiyon yönetimi, dislipidemi ve karaciğer yağlanması gibi başlıklar hem teorik hem de vaka sunumlarıyla değerlendirildi.
Alanında uzman isimlerin katıldığı etkinlikte, tıbbi beslenme tedavisinin önemi bir kez daha vurgulanırken, multidisipliner yaklaşımın sağlık sistemine olan katkısına dikkat çekildi.
“Amaç, sürdürülebilir sağlıklı yaşam”
Uzmanlar, metabolik hastalıklarda komplikasyonların önlenmesinin hem bireysel yaşam kalitesi hem de sağlık sisteminin sürdürülebilirliği açısından kritik olduğuna işaret etti. Sempozyumda ortak görüş, tedavinin yalnızca ilaçla sınırlı kalmaması, beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleriyle desteklenmesi gerektiği yönünde oldu.
İlyas GÜR
Editör
















