Önemli oranda ise Ümmetçi Şeriatçı İşit kafalı gençlik oluşmaktadır.
Tarikatlar ise siyasetin yeni Vesayet Makamı olmuşlardır” dedi.
Sosyal Medya X hesabı üzerinden dikkat çekici paylaşımlar yapan ATA Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek şu ifadeleri kullandı:
“ŞERİATI ELEŞTİRMEK SUÇ OLMUŞ!”
İki genç sanal basında tatlı tatlı tartışıyorlar. Şeriatı savununan genç ile eleştiren genç birbirine saygıyı yitirmiyorlar.
Bu iyi… Sonra bir işitiyoruz ki, şeriatı eleştiren genç için bir savcı gözaltı istiyor.
Anlaşılan birileri Türkiye daha Şeriat Devleti olmadan şeriatı eleştirmeyi suç saymaya başlamış. Bu arada şeriatçıların, şeriatı eleştirmeyi suç saymaları, bunların şeriatları ile ilgili eleştirilerin ne denli doğru olduğunun da saptaması oluyor.
“DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜNDEN KORKMAYIN”
Bu arada biz de görüşümüzü açıklayalım:
Bugünün insanlığının geldiği bilinç düzeyi ile dönüp 1400 yı önceki uygulamalar ile düzenlemeleri eleştirmek yanlıştır. Bununla birlikte bugünün toplumlarına 1400 yıl önceki uygulamalar ile düzenlemeleri kutsallaştırarak dayatmağa kalkışmak da büyük yanlıştır.
Bununla birlikte bu iki gencin olgun tartışma düzeyindeki tartışmaları korkutup engellemek ise çok çok büyük yanlış olur. Bunu yapmayın. Bırakın tartışılsın. İnanç özgürlüğünden, düşünce özgürlüğünden korkmayın.
“ATA PARTİ ‘NİN DİYANET ÇÖZÜMÜ”
Bugün Diyanet İşleri Başkanlığı ile onu destekleyen İmam Hatip Okulları, İlahiyat Fakülteleri, zorunlu din dersleri halkımızın sırtına yüklenen gereksiz bir yük olmuştur.
Kamu bütçesi bu yükten kurtulursa, ATA PARTİ Genel Başkan başyardımcısı Değerli Feyzullah Budak’ın çalışmasına göre, devlet yılda 200 fabrika yapabilir.
Öte yandan Diyanet Sünnilik akımının Emevi/ Ebussuud yorumunu yurttaşlara dayatarak inanç özgürlüğünü yok eden bir yanlışı sürdürerek büyük bir yanlış içindedir. Ülkemizde Ebussuud çizgisinde olmayan Sünniler, Aleviler, Şiiler, başka inançlarda olanlar varken çağdaş/laik bir devletin bu yanlıştan dönmemekte direnmesi düşünülemez.
“DİYANET YENİDEN ÖRGÜTLENMELİDİR”
Doğrusu Diyanetin yeniden örgütlenmesindedir.
Bunun için; Din İşleri Yüksek Kurumu kurulmalıdır. Bugünkü Diyanet bu kuruma bağlı olarak Diyanet Vakfı’nın desteğiyle varlığını sürdürür. Gerek duyduğu sayıda Din Görevlisi okulu açar. Bu okullar kamu açısından denetlenir, ancak Devlet okullarıyla denklikleri söz konusu olmaz.
Yüksek Kuruma bağlı olarak ayrıca, Alevi İslam Din İşleri Başkanlığı, Caferi İslam Din İşleri Başkanlığı, Ortodoks Din İşleri Başkanlığı (Türk Ortodoks Patrikhanesi), Karay İnancı Başkanlığı, Tanrı İnancı Başkanlığı gibi başkanlıklar kurulur. Yeryüzündeki Türk Ortodoksların, Karayların ilgili başkanlıklara bağlanması için destek verilir.
“TARİKATLAR SİYASETİN YENİ VESAYET MAKAMI”
İbadet yerlerinde çalışanların aylıklarını ilgili başkanlıklar sağlar. Bunun için onların da vakıf kurmaları çözüm sağlar. Bugünün Diyanetin dışındaki öteki kuruluşlar da görevli yetiştirmek için benzer okullar açabilir. Bütün bu işlerde kamu yasaları bakımından sıkı denetim altında olur.
Örgütlenip boğazlarına dek siyasete, ticarete bulaşan suç örgütü durumuna düşmüş tarikatlar kapatılır. Böylece sanıldığı gibi din zarar görmez, belki diri tartışmalarla eriyip yok olmaktan kurtulur.
Şu anda bugünkü uygulamalar, dayatılan din yüzünden, 2000’den sonra doğan gençlerimizin yüzde yetmişinin (beş milyon) Deist, Ateist, Panteist olduğu unutulmamalıdır.
Önemli oranda ise Ümmetçi Şeriatçı İşit kafalı gençlik oluşmaktadır. Tarikatlar ise siyasetin yeni Vesayet Makamı olmuşlardır.
İlyas GÜR
Editör

















