ÇED Zorunluluğu Artık Yok
Kabul edilen ilk maddeyle, çevreye zarar verebilecek projeler için artık “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu” ya da “Gerekli Değildir” kararlarının alınması zorunlu olmaktan çıkarıldı. Bu değişiklik, şirketlerin doğaya zarar verebilecek projelerini hiçbir bilimsel değerlendirme yapılmadan hayata geçirmelerine olanak tanıyor.
"Rehabilitasyon" Maskesiyle Ekolojik Kıyım
İkinci maddeyle, Madencilik Kanunu’na “rehabilitasyon” kavramı eklendi. Bu kavram; orman, mera ve zeytinliklerin maden şirketleri lehine taşınabileceği veya yok edilen alanlara başka yerlerde ağaç dikilmesiyle doğanın telafi edilebileceği iddiasını içeriyor. Ancak bilim insanları, bu yaklaşımın ekolojik dengeyi geri döndürülemez biçimde bozacağı uyarısında bulunuyor.
Üç Ayda Otomatik Onay ve Denetim Zafiyeti
Üçüncü maddeyle birlikte, ÇED sürecinde idarenin üç ay içinde cevap vermemesi durumunda, projeye otomatik olarak izin verilmiş sayılacak. Ayrıca çevresel denetimler sadeleştirilecek. Bu durum, zaten zayıf olan çevre denetimlerinin daha da etkisiz hâle gelmesi anlamına geliyor.
Kamulaştırma Yetkisi Cumhurbaşkanı’na
Dördüncü madde ise en tartışmalı düzenlemelerden biri. “Kritik önemdeki madenler” için acele kamulaştırma yetkisi Cumhurbaşkanına verildi. Böylece köy arazileri, tarım alanları, zeytinlikler, meralar ve ormanlar, stratejik maden gerekçesiyle Cumhurbaşkanlığı kararıyla hızla projeye açılabilecek.
Doğa Savunucularından Tepki
Ekoloji örgütleri, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşları yasaya tepki göstererek, bu düzenlemelerin doğa için geri dönüşü olmayan bir tahribat yaratacağını savunuyor. Zeytinliklerin, ormanların, tarım arazilerinin ve meraların sermayeye peşkeş çekildiği görüşünde birleşen çevre aktivistleri, düzenlemenin iptali için hukuki mücadeleye hazırlanıyor.
İlyas GÜR
Editör
















