Dünyada adalet ve güvenlik ortamının zayıfladığını belirten Baş, “İnsanların şerefleri, haysiyetleri ve onurları emniyet altında değil. Kimin yaşayacağına, kimin yaşamayacağına, dünyanın sahibi olduğunu zanneden katil ruhlu birkaç kişi karar veriyor. Böyle bir dünyada yaşıyoruz” dedi.
Bu düzene karşı güçlü bir irade ortaya konulması gerektiğini vurgulayan Baş, “Hiç kimsenin karar vermesini beklemek ne Müslüman’a ne Türk’e yakışır. O yüzden bu dünyayı yöneten irade olmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Konuşmasında merhum Haydar Baş’ın ortaya koyduğu “Milli Ekonomi Modeli”ne de değinen Baş, bu modelin küresel ekonomik dengelerde etkili olmaya başladığını savundu. Özellikle milli paralarla ticaretin önemine işaret eden Baş, bunun dünya ekonomisinde yeni bir dönemin kapısını araladığını dile getirdi.
Bölgedeki çatışmaların temelinde mezhep ayrılıklarının körüklendiğini ifade eden Baş, toplumların bilinçli şekilde ayrıştırıldığını belirterek, “Bizi Alevi-Sünni, Şii-Sünni diye bölmeye çalışıyorlar. Bu kavgalar üzerinden büyük acılar yaşatılıyor” dedi.
Baş, konuşmasında Ali Şeriati’nin duasını da paylaşarak birlik, ilim ve bilinç vurgusu yaptı.
Türkiye’nin geleceği için birlik ve ortak değerler etrafında buluşulması gerektiğini söyleyen Baş, Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve vizyonuna sahip çıkılması gerektiğini belirtti. Baş, laik, demokratik ve hukuk devleti yapısının korunmasının önemine dikkat çekti.
Konuşmasının sonunda Baş, “Milli Ekonomi Modeli’ne, Ehl-i Beyt anlayışına ve Atatürk’ün ortaya koyduğu değerlere sarılarak güçlü bir gelecek inşa edebiliriz” ifadelerini kullandı.
İlyas GÜR
Editör
















