Açıklamalarda, çevre ihlali varsa sorumluluğun yalnızca yerel yönetimlere yüklenmesinin adil olmadığı vurgulandı. Yıllardır yeterli atık yönetimi altyapısının kurulmamış olması, belediyelere gerekli teknik ve mali desteğin sağlanmaması ve denetimlerin zamanında yapılmaması eleştirilerin odağında yer aldı. Bu şartlara rağmen ortaya çıkan mali yükün sadece belediyeye kesilmesinin “sorumluluktan kaçmak” olarak değerlendirildiği belirtildi.
“Çevre politikası sadece ceza kesmekten ibaret olamaz” görüşünün öne çıktığı açıklamalarda, sorunların büyümesine göz yumulduktan sonra yüksek cezalarla müdahale edilmesinin çözüm üretmediği ifade edildi. Bu yaklaşımın ne çevreyi koruduğu ne de benzer sorunların tekrarını engellediği kaydedildi.
Fındıklı halkının doğaya duyarlı bir toplum olduğuna dikkat çekilen değerlendirmede, kesilen cezanın yalnızca kurumsal bir yaptırım değil, doğrudan vatandaşın yaşamını etkileyen bir yük haline geldiği vurgulandı.
Çözüm önerileri arasında ise sürdürülebilir atık yönetim sistemlerinin kurulması, yerel yönetimlerin daha güçlü şekilde desteklenmesi ve şeffaf, düzenli denetim mekanizmalarının hayata geçirilmesi yer aldı. Aksi halde uygulanan cezaların kamuoyunda “çözüm değil, tahsilat aracı” olarak algılanacağı ifade edildi.
Açıklamanın sonunda, hem yerel hem de merkezi düzeyde sorumluluğu bulunan tüm kurumların hesap verebilirlik çerçevesinde hareket etmesi gerektiği vurgulandı.
İlyas GÜR
Editör














