Dava, acele kamulaştırma kararının ardından bölgede yapılan keşif çalışmaları sırasında yaşanan olaylara dayanıyor. 30 Mart tarihinde gerçekleştirilen ve köylülere önceden bildirilmediği iddia edilen keşif sonrası Esra Işık, “kamu görevlisine görevini yaptırmamak” suçlamasıyla tutuklanmıştı.
“Mahkeme heyeti olduğunu bilmiyorduk”
Duruşmada savunma yapan Işık, olay günü alana gelen kişilerin mahkeme heyeti olduğunu bilmediklerini belirterek, kendilerine herhangi bir resmi bilgilendirme yapılmadığını ifade etti. Araçta resmi ibare bulunmadığını ve heyetin kendini tanıtmadığını öne süren Işık, bu nedenle gelenleri şirket yetkilisi sandıklarını dile getirdi.
Yaşadıkları sürecin uzun yıllara dayandığını vurgulayan Işık, maden faaliyetleri nedeniyle köylerinde büyük kayıplar yaşandığını belirterek, “Toprağımızı, geçmişimizi kaybediyoruz. Tepkimiz şirketeydi, mahkeme heyetine değil” dedi.
Bilirkişiler: “Kendimizi tanıtmadık, incindik”
Duruşmada dinlenen bilirkişiler ise köylülere önceden bilgi verilmediğini ve kendilerini tanıtmadıklarını kabul etti. Ancak olay sırasında hakarete uğradıklarını öne süren bilirkişiler, Işık’tan şikayetçi olduklarını ifade etti. Bazı bilirkişiler, yaşanan olayda fiziksel bir korku hissetmediklerini ancak sözlü ifadeler nedeniyle “manevi olarak incindiklerini” belirtti.
Avukatlardan “usulsüz keşif” vurgusu
Savunma avukatları, keşif sürecinin usule uygun yürütülmediğini savunarak, mülk sahiplerine ve muhtarlığa önceden bilgi verilmesi gerektiğini, ancak bunun yapılmadığını dile getirdi. Ayrıca olay anına ilişkin video kayıtları ve tanık beyanlarının da dosyaya sunulduğu öğrenildi.
Mahkeme tutukluluğun devamına karar verdi
Savcılık, Işık’ın tutukluluğunun devamını talep ederken mahkeme; kuvvetli suç şüphesi, kaçma ihtimali ve bilirkişiler üzerinde baskı oluşturabileceği gerekçeleriyle tutukluluğun sürmesine hükmetti.
Dava süreci kamuoyunda yakından takip edilirken, bölgedeki vatandaşlar yaşananların adil şekilde değerlendirilmesini bekliyor.
İlyas GÜR
Editör

















