Bir ulusal televizyon kanalında yayınlanan programda açıklanan verileri değerlendiren Kanbur, Türkiye’de kişi başına yıllık kahve tüketiminin yaklaşık 2,5 kilogram, çay tüketiminin ise 3,5 kilogram seviyesinde olduğunu belirtti. Kanbur, son birkaç yılda kahve tüketiminin yaklaşık 6 kat artmasının dikkat çekici olduğunu ifade ederek, mevcut eğilimin sürmesi halinde kahvenin 3 ila 5 yıl içerisinde çay tüketimini geride bırakabileceği uyarısında bulundu.
Türk çayının yüzde 100 yerli üretim olduğuna dikkat çeken Kanbur, “Üreticisi, işçisi, sanayicisi ve ekonomisi tamamen bu ülkeye ait olan Türk çayı, hammaddesi yüzde 100 ithal edilen kahve karşısında pazar kaybediyor. Yerli bir değerin ithal bir ürün karşısında böylesine büyük bir pazar kaybı yaşaması hepimizi düşündürmelidir” dedi.
Sektörün geleceği için yüzeysel açıklamaların yeterli olmadığını ifade eden Kanbur, tüm paydaşların aynı masa etrafında buluşması gerektiğini belirtti.
Kanbur, Türk çayının geleceğiyle ilgili şu soruların yanıtlanması gerektiğini vurguladı:
- Genç nesillere Türk çayı yeniden nasıl sevdirilebilir?
- 50 yaş altındaki tüketiciler çayla yeniden nasıl buluşturulabilir?
- Değişen tüketim alışkanlıklarına uygun yeni ürünler ve pazarlama stratejileri nasıl geliştirilebilir?
- Türk çayının marka değeri hem Türkiye’de hem de dünyada nasıl yükseltilebilir?
Bu soruların bilimsel çalışmalar, doğru pazarlama stratejileri ve ortak akılla ele alınması gerektiğini belirten Kanbur, “Yıllarca ticaretin içinde bulunmuş bir kardeşiniz olarak şunu açıkça ifade ediyorum: Pazarınızı kaybettiğiniz gün, ürettiğiniz ürün altın bile olsa depolarınızda stok olarak kalır. Ticaretin en acı gerçeği budur” ifadelerini kullandı.
Tüketici alışkanlıklarının yakından takip edilmesi gerektiğini söyleyen Kanbur, sürdürülebilir çay tarımı, güçlü bir çay sanayisi, yenilikçi ve kaliteli ürünler ile etkili tanıtım politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
Kanbur, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Mesele yalnızca çay üretmek değildir; ürettiğimiz çayın geleceğini de koruyabilmektir.”
İlyas GÜR
Editör
















