BKÇGP açıklamasında, iktidarın “yeşil dönüşüm” iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek, yeni yasanın karbon ticareti ve piyasa mekanizmaları üzerinden doğayı metalaştırdığını savundu. Açıklamada, “Bu yeşil gelecek değil, sermayenin yeni bir yağma düzenidir” ifadeleri kullanıldı.
“Süper İzin, Süper Yıkım Demektir”
Torba Yasa ile birlikte zeytinlikler, ormanlar, meralar ve su varlıklarının enerji ve maden projelerine açılmasının planlandığını hatırlatan BKÇGP, bu düzenlemelerin “toplumun topyekûn mülksüzleştirilmesi” anlamına geldiğini vurguladı. Ayrıca, acele kamulaştırma ve imar affı gibi uygulamaların halkın yaşam alanlarını tehdit ettiğine dikkat çekildi.
“ÇED Süreçleri Etkisizleştirildi, Halkın Katılımı Bypass Edildi”
Çevreciler, yeni yasa kapsamında Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreçlerinin etkisizleştirildiğini ve halkın karar süreçlerinden dışlandığını belirtti. Açıklamada, Cumhurbaşkanına doğrudan bağlı bir kurul kurulmasının ise demokratik denetimi ortadan kaldırdığı ifade edildi.
“Gerçek İklim Yasasını Biz Yazacağız”
BKÇGP, kabul edilen yasanın fosil yakıtlardan çıkış için somut bir takvim sunmadığını ve adil geçişe dair gerçekçi bir plan içermediğini söyledi. “Bu haliyle yasa, yeşil göz boyama bile değildir” denilen açıklamada, halktan, doğadan ve emekten yana bir iklim politikası için mücadele edecekleri belirtildi.
“Toprağımızı Vermiyoruz”
Açıklamanın sonunda ise şu ifadeler yer aldı:
“Bu hem bir iklim meselesi hem de bir yaşam, adalet ve gelecek meselesidir. Yağmacı değil yaşatan bir gelecek için, halkın iklim kanunu ve toprağımızı vermiyoruz.”
İlyas GÜR
Editör
















