Yazar Hakkında:

Mustafa KABA

21-09-2026 14:39


     Eğitim politikaları, pedagoji ve okul yönetimi üzerine akademik çalışmaları, çağdaş eğitim modelleri ve toplumsal sistem dönüşümleri üzerine köşe yazıları kaleme almaktadır .( Emekli Eğitimci)
           MEB KENDİNİ KANDIRMA !..
    Davranışçı Eğitim modeli Ders saatleri ile, Yapılandırmacı Eğitim modelini uygulamak İmkansızdır!  
   Türkiye’de eğitim sistemi ne zaman reform adı altında yeni bir yola girse akıllara hep aynı kaygılı soru düşüyor:
 "Fitil ateşlendi, hedef ıskalar mı yine?" 
   Son dönemde hayata geçirilen köklü değişiklikler ve müfredat revizyonlarıyla eğitimde yeni bir fitil daha ateşlenmiş durumda. 
   Ne yazık ki;  Eğitimde geçmiş onca Onyıllar hayal kırıklıkları ile geride kaldı.
   Neredeyse Yap-Boz oyununa döndürülen her sistem revizyonunda "Bu kez olacak" denilerek çıkılan yollar, ne yazık ki kağıt üzerindeki teorilerin okul koridorlarındaki acı gerçeklere çarpmasıyla son buluyor.         İşte bu teorik hayallerin en büyüğü, yirmi yılı aşkın süredir dilimizden düşmeyen ama sınıflara asla giremeyen Yapılandırmacı (Konstrüktivist) Eğitim Modeli  Teorisi aslında en doğru Eğitim anlayışıdır.
    "Neydi bu Yapılandırmacı model?"
    Öğrenci merkezde olacak, bilgiyi ezberlemeyecek, araştıracak, sorgulayacak ve kendi zihninde inşa edecekti. 
   Ancak bugün geldiğimiz noktada net bir gerçeği itiraf etmek zorundayız: Yapılandırmacı anlayışın adı var, kendi yok!
   Bu modelin başarısız olmasının en büyük sebebi, okullarda uygulanan zaman yönetimindeki devasa çelişkidir. 
   Ders zaman çizelgesine ve saatlerine baktığınızda;
 Müfredat;  "Yapılandırmacı" modern eğitim"!  
   Ders saatleri kurgusu ise Ezberci "Davranışçı" model! "
  Ders çizelge saatlerinin yönetimini fabrika düzenine göre kurguladığınızda ortaya devasa bir pedagojik katliam çıkıyor. 
   Dakikası dakikasına ayarlanmış 40 dakikalık bloklar ve 10 dakikalık teneffüsler, aslında yapılandırmacı felsefenin değil; tamamen 19. yüzyıl Sanayi Devrimi’nin ve pozitivist/davranışçı fabrika modelinin ürünüdür. Eğitim modeli değildir.
   Saatleri, zil sistemini ve okul düzenini davranışçı modelin fabrika vardiyalarına göre ayarlayıp, içeriden Bilgi Çağı'nın özgür insanını çıkarmayı bekleyemezsiniz!...            Davranışçı modelin katı ders saatleriyle, yapılandırmacı eğitimin özgür ruhu asla bir arada yaşayamaz. 
   Süreç odaklı bir eğitimi, sonuç odaklı ve süre kısıtlı bir zaman kalıbına sıkıştırdığınızda ortaya çıkan çelişki, dünyadaki başarılı örneklerle aramızdaki uçurumu daha da açıyor:
   Finlandiya da ders saatleri katı ve tek tip değildir. 
   Çocuklar okula sabah tamamen kendi biyolojik ritimlerine uygun bir esneklikle başlar.(Esneklik ve  Saygı İçerir.)  
  Haftalık ders saatleri düşüktür ve en önemlisi, her 45 dakikalık dersin ardından en az 15 dakikalık serbest oyun / teneffüs süresi gelir. 
   Zaman, çocuğu sıkıştıran bir kafes değil; bilgiyi sindirmesini sağlayan bir alandır.
   Türkiye’de ise Eğitimi "İkili Eğitimden ve
(Zamanı kısıtlama) Kabusu'ndan bir türlü kurtaramadık -henüz başaramadık."
    Fiziki altyapı yetersizliği yüzünden hala  çocuklarımız. (sabahçı-öğlenci)  ikili eğitim  kıskacında. 
İlkokul-Ortaokul yaş grubu pedagojik olarak ayrılmalı kararını aldık, aynı binada olmamalı deyip kararlar aldık lakin;  aynı binalarda Anasınıfı + İlkokul 1,2,3,4.sınıflar ve 0rtaokul 5,6,7,8. Sınıfları  yine aynı binada tuttuk ve birde alaycı bir şekilde sanki ayrı binalarmış gibi  İLKOKUL-ORTAOKUL yazan tabelaların ikisini birden okulun ön göğsüne monte ederek güya okulları İLKOKUL-ORTAOKUL olarak sözümona  a-y-ı-r-m-ı-ş  olduk! (Oldu mu?)
  Aynı  okulda ikili eğitim için teneffüsler kimi zaman 5 dakikaya indiriliyor, blok dersler dayatılıyor. 
  Sabahçı çocuk kör karanlıkta, 07:00’de sıraya otururken; öğlenci çocuk gece karanlığında okuldan çıkıyor. 
   Bu sıkışmışlıkta ne öğrenci bilgiyi sindirebilir ne de pedagojik bir mucize gerçekleşebilir.
  Bu sistem Öğretmeni ile öğrenciyi Çaresizliğe  ve   komutla hareket eden Tükenmiş bir varlığa dönüştürüyor.
   Yapılandırmacı felsefe, öğretmene "Rehber ol, çocuğun keşfetmesine izin ver" der. 
  Ancak davranışçı sistemin katı ders saati, kalabalık sınıflar ve merkezi sınav baskısı öğretmenlerin elini kolunu bağlar, bağlıyor.  
  Sınıfı laboratuvar gibi kullanmak isteyen, tartışma ortamı açmaya çalışan öğretmen, 40 dakikalık sürenin ve müfredat yetiştirme telaşının altında ezilir. 
  Öğretmen mecburen tahtaya geçip bilgiyi doğrudan dikte eden, yani davranışçı modelin o eski "bilgi aktarıcısı" rolüne geri dönen birer makineye dönüşür.
    Bu kronik çelişki, öğretmenlerimizde muazzam bir mesleki tükenmişlik yaratmaktadır.
  Milli Eğitim Bakanlığı’nın " hedefi bir kez daha ıskalamamak" için acilen tabelası değişen sistemleri değil, okulun zaman ve mekan ruhunu değiştirecek radikal adımları atması gerekmektedir. 
  Çözüm; her okula bütçe ayırarak yeni okullar ile  ikili eğitim ayıbına derhal son vererek Yapılandırmacı Eğitime uygun saatlerle öğretmenlerimize  "Rehber ol, çocuğun keşfetmesine izin ver" demeliyiz ve Tam gün eğitime geçerek 
Ders saatlerini çocukların biyolojik saatlerine ve gelişim özelliklerine göre esnetmeliyiz-hazırlamalıyız.
  Tek tip 40 dakika dayatmasından vazgeçilerek derinleşmeyi sağlayacak esnek zaman blokları tasarlamak ve okullarda uygulamaya geçmek zorundayız.
    En önemlisi de LGS ve YKS vs gibi çoktan seçmeli, ezbere dayalı merkezi sınavlar ortadan kaldırılmalıdır.
   Süreci değil, sadece sonucu puanlayan bir sistemde, okullar zorunlu olarak birer "Test çözme merkezine" dönüşmüştür.
    Davranışçı zaman çizelgeleri ve sınavlar tasfiye edilmeden, ders saatleri çocukların ve öğretmenlerin doğasına göre yeniden düzenlenmeden getirilecek her yeni model, bundan öncekiler gibi kendisini tasfiye etmeye mahkümdur. 
   Biz sınıfta özgürce düşünen bireyler yetiştirdiğimizi iddia ederken, zaman çizelgelerimiz hala montaj hattındaki zaptürap altına alınan işçi-Emekçi  kardeşlerimizin çalışma saatleri çizelgesi gibidir.  
   Bu çelişkiyi çözmediğimiz sürece, ateşlenen her yeni eğitim fitili sadece kendi kendini tasfiye ederek tüketerek; hedef ise ne yazık ki yine ıskalanacaktır.
                           Özet: 
              Eğitimde Sabit Hata: 
LGS - TYT - AYT -YDT - ALES -YÖKDİL - YDS - KPS - ÖABT - ve dahası;  ismi değişen sınav türlerini hatırlayan kaldı mı? Ne oldu? 
  Biz şimdi  Eğitimde Test nedir? sorusunu. hep birlikte açıklayalım mı ?   
           Eğitim-Öğretimde TEST nedir?
"Her öğrenciye aynı miktarda pozitif veya negatif yönde , süre azlığı nedeniyle herkese eşit oranda haksızlık yapılmasıdır." Eğitim işinde Test'in Eğitim değeri yoktur.
 Çocuklarımız test engelleriyle oluşturulan pistte koşturmaca yarış atı değildir.
  Eğitimde yapılandırmacı felsefeden bahsedip okulları  fabrika vardiyaları çalışma saatlerine göre yönetmek Eğitim anlayışı ile çelişen büyük bir tezattır.
  Türkiye’nin kronik ikili eğitim kabusu, katı ders saatleri ve ezberci sınav sistemi değişmedikçe ateşlenen hiçbir reform fitili  ne yazık ki yine hedefi  tutturamayacak !       "Demek istemezdim; ne yazık ki  öyle..."
Yine de  Can'ı gönülden sevgili çocuklarımıza; sırtlarına yüklenen hertürlü zorluğa ve önlerine dizilen engellere rağmen üstün başarılar diliyorum.

DİĞER YAZILARI EĞİTİMİN EKONOMİ POLİTİĞİ 01-01-1970 03:00 Hukukun Çelik Çemberi: 01-01-1970 03:00 Yazar Biyografisi: 01-01-1970 03:00 Yeryüzü Kardeşlik Coğrafyası Türkiye Cumhuriyeti Cennet Vatan Anadolu 01-01-1970 03:00 ACİL ÇAĞRI: HALKIN SABRI DA, SÖZLEŞMESİ DE ÇATIRDIYOR! 01-01-1970 03:00 ATA GENLERİNDE VAR OLAN GİZİL GÜCÜNÜN ŞİFRESİNİ ÇÖZ, AÇIĞA ve ALÇAKLARA VUR !... 01-01-1970 03:00 Ne zaman Evet. Ne zaman Hayır ? Evet, Mi - Hayır Mı? 01-01-1970 03:00 Yeşilin Başkenti Rize Şehir Merkezi Yeşile Hasret. 01-01-1970 03:00 TOPLUMSAL YOZLAŞMAYA KARŞI DÜRÜST İNSANLARIN SORUMLULUK ALMASI ŞART. 01-01-1970 03:00