Adalet Mülkün Temelidir; Peki Temel Sağlam mı?

Muhammet UZUN

07-06-2026 14:28

Adliye binalarının girişinde yıllardır aynı söz yazar:
"Adalet mülkün temelidir."
Bu söz sadece bir duvar yazısı değildir.
Bu söz, devletin varlık sebebidir.
Çünkü adalet yoksa hukuk olmaz.
Hukuk yoksa güven olmaz.
Güven yoksa ne ekonomi ayakta kalabilir ne de devlet otoritesi kalıcı olabilir.
Bugün toplumun farklı kesimlerinden yükselen ortak bir ses var:
"Herkes için eşit adalet istiyoruz."
Aslında vatandaşın talebi son derece basittir.
Kimse ayrıcalık istemiyor.
Kimse imtiyaz istemiyor.
Kimse hukukun üstünde olmayı talep etmiyor.
Millet sadece şunu istiyor:
Güçlüye başka, zayıfa başka hukuk uygulanmasın.
Siyasi görüşüne göre farklı muamele yapılmasın.
Makamına göre adaletin terazisi değişmesin.
Çünkü adaletin terazisi eğildiği gün devletin direkleri de sarsılmaya başlar.
Bir ülkede insanlar mahkemeye güvenini kaybetmeye başlarsa, o ülkenin en büyük sermayesi kaybolmuş demektir.
Yatırımcı parasını çekebilir.
Sanayici fabrikasını başka yere taşıyabilir.
Gençler geleceklerini başka ülkelerde arayabilir.
Ama bir millet adalete olan güvenini kaybederse bunun telafisi çok daha zordur.
Bugün yapılması gereken şey, yargıyı siyasi tartışmaların merkezinden çıkarmaktır.
Hakimlerin ve savcıların üzerinde hiçbir baskı hissi oluşmamalıdır.
Mahkeme salonlarında konuşan makamlar değil, hukuk olmalıdır.
Kararları yönlendiren güç merkezleri değil, kanunlar olmalıdır.
Çünkü bağımsız olmayan yargı, sadece muhalefetin değil iktidarın da sorunudur.
Bugün iktidarda olanlar yarın muhalefette olabilir.
Bugün güçlü olanlar yarın güçsüz kalabilir.
Ancak herkesin bir gün adalete ihtiyacı olacaktır.
İşte bu yüzden yargı bağımsızlığı bir siyasi tercih değil, bir devlet meselesidir.
Bir milletin geleceği için yapılan en büyük yatırım; beton binalar değil, adalete duyulan güvendir.
Biz inanıyoruz ki güçlü Türkiye'nin yolu güçlü adaletten geçmektedir.
Mahkemelerin kapısına gelen herkes; kimliğine, düşüncesine, makamına ve siyasi görüşüne bakılmaksızın aynı hukuki güvenceyi hissedebilmelidir.
Çünkü devletin gerçek gücü, vatandaşın mahkeme kararına duyduğu saygıda saklıdır.
Adaletin olmadığı yerde korku büyür.
Korkunun olduğu yerde özgürlük küçülür.
Özgürlüğün küçüldüğü yerde ise millet nefes alamaz.
Bu nedenle yargının bağımsızlığı yalnızca hukukçuların değil, 86 milyon vatandaşın ortak meselesidir.
Ve unutulmamalıdır ki;
Bir devleti yıkan şey dış düşmanlar değil, içeride zedelenen adalet duygusudur.
Adalet güçlünün elindeki bir silah değil, milletin tamamının sığınacağı ortak liman olmalıdır.
Çünkü adaletin olmadığı yerde devlet büyüyemez.
Hukukun olmadığı yerde huzur yaşayamaz.
Ve adaletin sustuğu yerde millet konuşmaya başlar.

DİĞER YAZILARI Çayın Buharında Kaybolan Emek 01-01-1970 03:00 İSMAİL TÜRÜT ÖZÜR DİLEMELİ 01-01-1970 03:00 Türkiye Kimin Savaşına Sürükleniyor? 01-01-1970 03:00 BU DÜNYAYI KİMLER YÖNETİYOR? 01-01-1970 03:00 RAKAMLARLA YÖNETİLEN ÜLKEDE, HAYAT GERÇEKLERİ 01-01-1970 03:00 ASGARİ DEĞİL, AÇLIK ÜCRETİ! 01-01-1970 03:00 YILLARDIR TÜİK RAKAMLARIYLA MİLLET ALDATIYOR 01-01-1970 03:00 KOMİSYON GÖLGESİNDE MEŞRUİYET ARAYANLAR ve MİLLETİN SERT VİCDANI 01-01-1970 03:00 Erdoğan’ın ABD Seferi: Boş Çantayla Gidip, Daha Boş Dönmek 01-01-1970 03:00 Anayasa Değişikliği Masalı 01-01-1970 03:00 Hekim – Hasta İlişkisi Üzerine: Meram’daki Olaydan Çıkarılacak Dersler 01-01-1970 03:00 GEÇİM MÜCADELESİNİN EN AĞIR YÜKÜNÜ EMEKLİ TAŞIYOR  01-01-1970 03:00 KARANLIK MASALAR, GİZLİ TUTANAKLAR VE MİLLETİN SIRTINA SAPLANAN HANÇER 01-01-1970 03:00 SAHTE DİPLOMALAR VE AK PARTİ’NİN YÜZÜNE VURULAN AYNA 01-01-1970 03:00