Olayın Seyri ve Baba Kabaiş’in Açıklamaları
Rojin Kabaiş, 27 Eylül’de yurttan ayrıldığını belirttikten sonra kaybolmuş, cansız bedeni 18 gün sonra Mollakasım Mahallesi sahilinde bulunmuştu. İlk otopsi raporunda, ölüm nedeninin "suda boğulma" olduğu ifade edilmişti. Ancak baba Kabaiş, kızının boğulmadığını, öldürüldükten sonra bulunduğu bölgeye bırakıldığını söyledi.
Kabaiş, şu ifadelerde bulundu:
- “Rojin’in cansız bedeni, kaybolduğu yere 24 kilometre uzaklıkta bulundu. Bu bir intihar değil, bir cinayet.”
- “Ceset üzerinde darp izleri vardı. Göz kapaklarının altı kararmıştı, alnında siyah lekeler ve sırtında darp izleri vardı.”
DNA ve Şüpheli Başörtüsü Detayı
Adli Tıp Kurumu'nun incelemesine göre, Rojin’in bedeninde iki erkeğe ait DNA tespit edildi. Ancak 47 kişinin DNA örneği alınmasına rağmen, bu iki DNA’nın kimlere ait olduğuna dair eşleşme sağlanamadı. Baba Kabaiş, bu kişilerin kimliklerinin belirlenmesi halinde olayın çözüleceğini savundu.
Kabaiş ayrıca, arama sırasında göl kenarında bulunan başörtüsünün “delil karartma amacıyla” bilinçli olarak oraya bırakıldığını öne sürdü:
- “Başörtüsü göl kenarında avuç dolusu kum üzerine yerleştirilmişti. Bunun iz kaybettirmek için yapıldığına inanıyoruz.”
Adalet Talebi ve Kamuoyu Baskısı
Rojin Kabaiş’in ölümü, kamuoyunda büyük yankı uyandırırken, aile ve insan hakları örgütleri olayın kapsamlı bir şekilde soruşturulmasını talep ediyor. Baba Kabaiş, tüm kamera kayıtlarının ve delillerin titizlikle incelenmesini isterken, Adli Tıp raporlarının açıklığa kavuşmasını beklediklerini belirtti.
Gözler Soruşturma Sürecinde
Henüz DNA eşleşmesi yapılmaması ve olayla ilgili çelişkili ifadeler, soruşturmanın hızlandırılmasını gerektiriyor. Rojin Kabaiş’in ölümüyle ilgili gizemler, genç kadının ailesi ve kamuoyunun adalet arayışını derinleştiriyor.
İlyas GÜR
Editör
















