Haber: Bayram Arif TURAN
Yıldız Hoca ile ahşap dağlama sanatının dününü, bugününü ve geleceğini konuştuk.
“OSMANLI’DAN BUGÜNE GELEN BİR SANAT”
Ahşap dağlama sanatı, Rize’de Osmanlı’ya dayanan köklü bir gelenek. Eskiden yüksek köylerdeki eski evlerin, camilerin ahşap kaplamaları üzerindeki figürlerde bu sanat yaşarmış. Geçmişte meslek liselerinde ders olarak verilse de ilimizde rağbet gören sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Rize’de bu sanatı icra eden birkaç kişiden biri Yıldız Hoca, diğeri ise Ardeşen Halk Eğitim’de görevli bir hocamız.
“ODUNCUDA YANACAK ODUNU ALIP HAYAT VERİYORUM”
Yıldız Hoca bu sanata sağlık sebepleri nedeniyle başlamış: “Doktorlar ‘çalışamazsın’ dediğinde hayat bana bir kapı araladı. Hocam ‘sen bu sanatı icra edersin’ deyince, ben de karar kıldım. Rastgele başladım ama şimdi bırakamıyorum.”
“Yaratanımızın bize bahşettiği, ağaçların bol olduğu bir şehirde yaşıyoruz. Malzeme sıkıntımız yok. Ahşabın, tahtanın üzerine istediğin figürü nakşederken yaşadığın huzur tarif edilmez. Benim amacım oduncuda satılan, yakılacak odunu alıp ona hayat vermektir. Herkesin evinde, iş yerinde, masasının üstünde yer alacak objeler yapıyoruz. Yani oduna hayat veriyoruz.”
HEM ÖĞRETİYOR HEM EVİNE KATKI SAĞLIYOR
Çayeli Halk Eğitim Merkezi’nin desteğiyle kurslar açan Yıldız Hoca, şimdiye kadar yüzlerce öğrenci yetiştirmiş. Hem öğrenci yetiştiriyor hem de yaptığı ürünlerle evine katkı sağlıyor. “Geçmişteki ustalar zor şartlarda bu sanatı yapıyorlardı, şimdi ise daha kolar şartlarlabbu sanatı yapmak mümkün. Biz de bu sanatı yaşatmak için gayret ediyoruz” diyor.
Rize’nin ahşap kokan bu kadını, sessiz ama güçlü emeğiyle hem geleneğimizi yaşatıyor hem de kadın emeğinin ne kadar değerli olduğunu bir kez daha gösteriyor.

İlyas GÜR
Editör

















