Amaç: Doğayı Korumak, Betonlaşmayı Önlemek
Yeni düzenlemenin temel hedefi, Rize’nin tarımsal alanlarını ve doğal sit bölgelerini korumak. Tapuda niteliği “çay bahçesi”, “fındık bahçesi” veya genel olarak “bahçe” olarak geçen arazilerde artık ekoturizm tesisi kurulamayacak. Yatırımlar yalnızca tarıma elverişsiz ve “marjinal tarım arazisi” olarak tescilli alanlarda mümkün olacak.
15 Dönüm Altına İzin Yok
Ekoturizm alanı ilan edilebilmesi için arazinin en az 15.000 m² olması zorunlu hale getirildi. Ayrıca parseller 10.000 m²’nin altına bölünemeyecek. Bu kural ile küçük parseller üzerinden ticari rant oluşturulmasının önüne geçilmesi amaçlanıyor.
Yapılaşmaya Sıkı Sınırlar
Yeni plan hükümlerine göre:
İnşaat oranı en fazla %10 (emsal 0.10) olacak
Toplam yapı alanı 2.000 m²’yi geçemeyecek
Binalar en fazla 2 katlı yapılabilecek
Bodrum katlar yalnızca depo ve teknik alan olarak kullanılacak
Arazinin en az %30’u yapılaşmaya kapalı açık alan olarak korunacak
Sit Alanları ve Taşkın Sahalarına Kesin Yasak
ve 2. derece doğal sit alanları ile arkeolojik sit alanlarında ekoturizm tesislerine izin verilmeyecek. DSİ tarafından belirlenen taşkın sahaları ve dere yatakları da tamamen kapsam dışı bırakıldı. Ayrıca tesis yapılacak alanın mevcut bir yola cephesinin bulunması şartı getirildi.
Satış Yok, Tek İşletme Şartı
Düzenlemenin en dikkat çeken maddelerinden biri de ticari satış yasağı oldu. Buna göre:
Kat mülkiyeti ve kat irtifakı kurulamayacak
Devre mülk satışı yapılamayacak
Tesisler tek parsel ve tek işletme olarak faaliyet gösterecek
İşletmeler, ruhsat aldıktan sonra 1 yıl içinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan Turizm İşletme Belgesi almak zorunda olacak.
Yatırımcıya Net Mesaj: Seçici ve Sürdürülebilir Turizm
Yetkililer, bu düzenleme ile “vurgun turizmi” anlayışının sona erdirilerek, doğayla uyumlu, düşük yoğunluklu ve sürdürülebilir ekoturizmin teşvik edildiğini vurguluyor. Uzmanlar ise Rize’de yatırım planlayanların artık yalnızca manzaraya değil; tapu niteliği, sit durumu ve taşkın riskine kadar tüm detayları titizlikle incelemesi gerektiğine dikkat çekiyor.
İlyas GÜR
Editör
















