DEM Parti Batman Milletvekili Zeynep Oduncu Kutevi, bütçe görüşmelerinde yaptığı konuşmada, 2026 bütçesinin “barış bütçesi” olmamasını eleştirerek, çatışma politikalarına ayrılan kaynağın yoksulluğu kader olmaktan çıkaracak bir kaynak olduğuna dikkat çekti. Oduncu, “2026 bütçesi halkın bütçesi değildir, Batman’ın bütçesi hiç değildir” diye konuştu. ‘BÜTÇE BARIŞ BÜTÇESİ DEĞİLDİR’
“2026 bütçesi, kimin hayatının değerli, kimin hayatının ise gözden çıkarılmış sayıldığını net şekilde ortaya koymaktadır” diyen Oduncu, şöyle devam etti: “Kadınlar, engelliler, emekçiler, yoksullar, gençler, çocuklar bu bütçede yok sayılmıştır. Önümüze konulan bütçe, geçmiş yılların kopyasıdır. Aynı tercihler, aynı körlük, aynı inkâr. Değişen hiçbir şey yok. Bu bütçe; emeğin değil, faiz lobilerinin bütçesidir. Bu bütçe, yoksulluğu bitirmiyor, yoksulluğu yönetiyor. Adaletsizliği çözmüyor, kurumsallaştırıyor. Enflasyonu düşürmüyor, halkın sofrasını küçültüyor. En önemlisi de bu bütçe bir barış bütçesi değildir.”
Kürt sorunun çözümsüzlüğünün ciddi bir ekonomik yıkımı da beraberinde getirdiğine dikkat çeken Oduncu, “Çözümsüzlük, trilyonlarca doların güvenlikçi politikalara, silahlanmaya ve çatışma operasyonlarına aktarılması eğitim, sağlık ve altyapıya ayrılacak kaynakların ciddi şekilde sınırlandırılmasını beraberinde getirmiştir. Bakın, son 40 yılda bu çatışma siyasetinin Türkiye’ye maliyeti, 4 trilyon dolar olmuştur. Bu para ile bu ülkede herkes iş sahibi olabilirdi. Bu para ile ücretsiz, nitelikli eğitim mümkün olabilirdi. Bu para ile kimse sağlık hizmetine erişemediği için hayatını kaybetmezdi” ifadelerini kullandı.
‘BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUMUN İNŞASI İÇİN CESUR ADIM ATMA ZAMANI’
İçerisinden geçilen dönemin tarihsel bir eşik olduğuna vurgu yapan Oduncu, “Bugün ise tarihsel bir eşikteyiz. Sayın Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, yeni bir dönemin kapısını aralamıştır. Silahların sustuğu, demokratik çözüm iradesinin ortaya konulduğu bir zemin oluşturmuştur. Kürt ve Türkler arasındaki kader birliği, Malazgirt’ten Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına kadar süregelen bir ittifak zeminine dayanmıştır. Bu zemin, ortak mücadeleye ve karşılıklı tanınmaya yaslanmıştır. Ancak Osmanlı’nın son dönemleri ve ardından Cumhuriyet’in ilerleyen dönemlerinde bu tarihsel ittifak, inkâr ve asimilasyon politikalarıyla daraltılmış; Kürt halkının varlığı ve kimliği sistematik biçimde yok sayılmıştır. Bugün gelinen noktada, demokratik ve barışçıl çözüm iradesi, bu tarihsel kopuşu onarma ve inkâr politikalarına indirgenen Kürt-Türk ittifakını yeniden, eşitlik ve özgürlük temelinde inşa etme imkânını ortaya çıkarmıştır. Bu irade, yalnızca Kürt sorununun çözümünü değil, Türkiye’nin demokratikleşmesini, toplumsal barışını ve ortak geleceğini de güvence altına alacak tarihsel bir fırsattır. Artık silahların değil, sözün, baskının değil diyaloğun, silahlanmanın değil barış bütçesinin zamanı gelmiştir. Bugün adım atmaktan korktuğunuz her çözüm, yarının kaybıdır. Tam da yüzden geçmişin acılarından ders çıkararak, barış ve demokratik toplumun inşası için cesur adımlar atmanın zamanıdır” diye konuştu.
‘YURTTAŞIN YAŞAM HAKKI İKTİDARIN GÜNDEMİNDE YER ALMIYOR’
Kürt sorununun çözümüyle birlikte çatışma politikalarına ayrılan kaynağın yoksulluğu kader olmaktan çıkaracağına dikkat çeken Oduncu, “Ancak bugün görüyoruz ki, ne yurttaşların can güvenliği, ne de yaşam hakkı bu iktidarın gündeminde, bütçesinde yer alıyor. Bu kürsüden defalarca söyledik: Kayyım rejimi bir yönetim biçimi değil, açık bir talan düzenidir. Batman’da görevlendirilen kayyımın usulsüzlüklerini, hukuksuz işlemlerini, kamu kaynaklarını nasıl kişisel ikbaline ve yandaş çevrelere aktardığını tek tek ortaya koyduk. Belgeleriyle anlattık. Bakın, daha dün görüntüleri paylaştık. Kayyımın müdürü önünde deste deste paralar ve bunları bir partinin gençlik kolları üyesi olduğu iddia edilen kişilere dağıtıyor. Yetmiyor, bunun “harçlık” olduğunu savunarak, işlediği suçu çarpıtıyor. Siz kimin parasını kime “harçlık” olarak dağıtıyorsunuz. Bu suçu ve suç işleme ortamını yaratan kayyım rejiminin ta kendisidir. Sizler, vakti zamanında kayyıma bile kayyım atayarak itibarınızı korumaya çalıştınız. Ama bugün Batman kayyımı, ortaya saçılan görüntülerle sizin itibarınızı bile yerle bir ediyor. İtibarınızın bu kadar ayaklar altına alınması sizi rahatsız etmiyorsa, sessiz kalmaya devam edin” dedi.
‘2026 BÜTÇESİ HALKIN BÜTÇESİ DEĞİLDİR, BATMAN’IN BÜTÇESİ HİÇ DEĞİLDİR’
Oduncu, Batman’da yaşanan ölümlü trafik kazalarına ve sağlık sistemindeki eksiklere dikkat çektiği konuşmasının devamında, şunları söyledi: “Batman bugün bir yandan ölümlerle, bir yandan da kayyımın usulsüz icraatlarıyla gündemden düşmüyorsa, bunun tek sebebi iktidardır. Bu kürsüden defalarca Batman’da alınmayan önlemler yüzünden yaşanan ölümlü trafik kazalarını dile getirdik. Batman-Bismil yolu, Beşiri-OSB yolu ve yıllardır bitirilmeyen, kazalara karşı tedbirlerin alınmadığı onlarca yol… Her defasında uyardık, her seferinde “derhal önlem alın” dedik. Ama hiçbir yol tamamlanmadı, hiçbir önlem alınmadı. Kayyım sadece süslü cümlelerle, basına demeçler verildi. Sonuç ne? 2024 yılında Batman’da 4 binin üzerinde trafik kazası yaşandı. Bu kazalarda 43 yurttaşımız hayatını kaybetti. 2025’te yaşanan kazalar, tablonun daha da ağırlaştığını gösteriyor. Bu açık bir ihmalkarlıktır. Sağlık sistemi, her yerde olduğu Batman’da da çökmüş durumdadır. Yurttaş hastaneye gidemiyor. Gitse randevu bulamıyor. Randevu bulsa doktor yok. Şimdi önümüzde, el kaldırıp indirmeyle kabul edilen, tartışılmayan bir bütçe var. Bu bütçe, yoksulluğu azaltmayı hedeflemiyor. Bu bütçe, intiharları önlemeyi, sağlık ve eğitimi güçlendirmeyi gündemine bile almıyor. Bu bütçe; kayyım rejimini, talanı, eşitsizliği ve adaletsizliği finanse eden bir bütçedir. İktidar, bu bütçeyle yönetmiyor, cezalandırıyor. Bu bütçe, halkın bütçesi değil. Batman’ın bütçesi hiç değildir. İnsanlar açlığa mahkûm ediliyorsa, çocuklar yatağa aç giriyorsa, gençler geleceksizliğe sürükleniyorsa bu bir beceriksizlik değil; bilinçli bir tercihtir. 2026 bütçesi; emekçinin sofrasından ekmeğini alan, kadını yok sayan, genci geleceksizliğe iten, yoksulu görünmez kılan, engelliyi kaderine terk eden bir bütçedir.”
İlyas GÜR
Editör
















