İçişleri Bakanlığı tarafından alınan bu karar doğrultusunda, seçilmiş belediye başkanlarının yerine atanmış bürokratlar göreve getirildi. Bu durumu "milli iradeye darbe" olarak nitelendiren STK'lar, 2016 yılında OHAL KHK'ları ile başlayan kayyum uygulamasının demokrasiyi zedelediğini belirtti.
Mazlumder ve İHD’nin Tepkileri Mazlumder (Mazlumlar için Dayanışma Derneği), kayyum kararlarının OHAL dönemindeki KHK'lara dayandığını ve bu uygulamanın demokratik hakları ve halkın iradesini yok saydığını ifade etti. Mazlumder, seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınması durumunda belediye meclisinden bir başkan vekili seçilmesi gerektiğini vurguladı. İnsan Hakları Derneği (İHD) ise, kayyum atamalarının halkın iradesine müdahale anlamına geldiğini savunarak, özellikle Kürt seçmenin yoğun olduğu bölgelerdeki belediyelere kayyum atanmasının "Kürt meselesinde çözümsüzlükte ısrar" olarak yorumlanabileceğini dile getirdi.
Barolardan Anayasa Vurgusu Ankara, İstanbul ve İzmir barolarının da aralarında bulunduğu 53 baro, kayyum atamalarının Anayasa'ya aykırı olduğunu belirten ortak bir açıklama yayımladı. Barolar, demokratik seçim hakkına müdahale eden bu uygulamanın, hukukun temel prensiplerine aykırı olduğunu ve anayasal bir dayanağı bulunmadığını ifade etti.
Halkın Tepkisi ve STK’ların Talepleri Çağdaş Hukukçular Derneği, kayyum atamalarının halk iradesini gasp eden bir politika olarak görüldüğünü, Van’daki direnişin örnek alınarak kayyum uygulamalarına halk tarafından karşı durulması gerektiğini belirtti. STK'lar, seçme ve seçilme hakkının korunması gerektiğini, görevden alınan belediye başkanlarının yerine belediye meclisince başkan vekili atanmasının demokrasinin bir gereği olduğunu savundu.
Kayyum atamaları, seçilmişlerin yerine atanmış bürokratların görevlendirilmesi sebebiyle tartışılmaya devam ediyor. STK'lar, demokrasinin temel taşlarından olan halk iradesinin korunması için bu uygulamaların sona erdirilmesi çağrısında bulunuyor
İlyas GÜR
Editör















