Otelin yapımına, Kuzey Kore’nin Güney Kore’ye rakip olma arzusunun zirveye çıktığı dönemde başlandı. Hedef, Seul 1988 Olimpiyatları öncesinde “Sosyalizmin mimari mucizesi” olarak gösterilecek bir yapıyı tamamlamaktı.
Planlara göre otel;
3.000 odalı dev bir kapasiteye,
8 katlı döner restoranlara,
ve hatta kumarhane ve lüks eğlence merkezlerine sahip olacaktı.
Ancak bu büyük hayal, ekonomik krizle birlikte yarım kaldı. 1992 yılında inşaat tamamen durdu. Aynı dönemde Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Kuzey Kore dış desteğini kaybetti, ülke ekonomisi ağır bir çöküş yaşadı.
“Lüksün simgesi” olmaktan “utancın anıtına”
Bugün Ryugyong Oteli, Pyongyang’ın göbeğinde yükselen dev bir cam ve beton anıt olarak duruyor. Dış cephesi büyük ölçüde tamamlanmış olsa da, binanın içi hâlâ boş ve kullanılmaz durumda. Analistler, otelin günümüzde tamamlanmasının yaklaşık 2 milyar dolara mal olacağını, bunun da Kuzey Kore’nin gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 5’ine denk geldiğini belirtiyor.
Uluslararası raporlarda, “Pyongyang askeri programlara milyarlar ayırırken, Ryugyong hâlâ finansman bekliyor” ifadeleri dikkat çekiyor.
2012’de umutlar yeşermişti
2012 yılında Alman otel zinciri Kempinski, yapının kısmen açılabileceğini duyurmuştu. Ancak proje, birkaç ay içinde hiçbir gerekçe açıklanmadan iptal edildi. O tarihten bu yana Ryugyong Oteli kapılarını hiç açmadı.
Bugün Pyongyanglılar için otel, “hayallerin betona gömülmüş hâli” olarak görülüyor. Resmî Kuzey Kore medyasında otelin varlığından nadiren söz ediliyor, turist rehberlerinde ise yalnızca uzaktan görülmesi öneriliyor.
Dünya kamuoyu ise bu dev yapıya hâlâ aynı soruyla bakıyor:
“Kuzey Kore’nin lüks rüyası bir gün gerçeğe dönüşecek mi, yoksa Ryugyong sonsuza kadar bir hayalet otel olarak mı kalacak?”
İlyas GÜR
Editör

















