Rize bağımsız milletvekili adayı Kenan İslamoğlu, İmralı’da Abdullah Öcalan için bahçeli bir ev yapıldığı yönündeki iddialara ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.
Söz konusu yapının 250 metrekarelik dubleks bir villa, çalışma ofisi, internet ve görüntülü telefon altyapısına sahip olduğu yönündeki iddiaların kamuoyunda ciddi soru işaretleri oluşturduğunu belirten İslamoğlu, konunun yalnızca bir yapı üzerinden yürütülecek siyasi tartışma olarak görülmemesi gerektiğini savundu.
“Neden böyle özel bir alan hazırlanıyor?”
Türkiye’nin terörle mücadele tarihinde ağır bedeller ödediğini belirten İslamoğlu, açıklamasında devletin Abdullah Öcalan’a yönelik uygulamalarının kamuoyuna açık ve hukuki bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
İslamoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, terörle mücadele ettiği bir dönemde neden Abdullah Öcalan için böyle özel bir yaşam ve çalışma alanı hazırlamıştır?” sorusunu yöneltti.
Terörün sona erdirilmesi ve silahların tamamen bırakılması hedefinin desteklenebileceğini belirten İslamoğlu, ancak bu yönde atılan adımların şeffaf olması gerektiğini dile getirdi.
“Millet neyin karşılığında ne verildiğini bilmeli”
Açıklamasında sürecin hukuki ve siyasi boyutunun kamuoyuna anlatılması gerektiğini savunan İslamoğlu, şu soruların cevaplanmasını istedi:
- Ne karşılığında ne veriliyor?
- Kim, hangi yetkiyi kullanıyor?
- Öcalan’a hangi statü hazırlanıyor?
- Yapıldığı iddia edilen yapının maliyeti nedir?
- Bu uygulamanın hukuki dayanağı nedir?
Bu soruların yalnızca siyasi tartışma amacı taşımadığını belirten İslamoğlu, devletin attığı adımların gerekçesinin vatandaş tarafından bilinmesinin demokratik açıdan önemli olduğunu ifade etti.
“Mesele sadece bir ev değil”
İmralı’da yapıldığı iddia edilen yapının tartışmanın görünen yüzü olduğunu söyleyen İslamoğlu, asıl konunun devletin terör örgütü elebaşına yönelik yaklaşımı olduğunu savundu.
İslamoğlu, “Çünkü mesele yalnızca bir ev meselesi değildir. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin terör örgütü elebaşına karşı hangi sınırlar içerisinde hareket ettiği ve gelecekte nasıl bir statü öngördüğüdür” ifadelerini kullandı.
Kamuoyuna yansıyan “bahçeli ev”, “dubleks villa”, “çalışma ofisi”, “internet” ve “görüntülü telefon” gibi ayrıntıların daha geniş bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini belirten İslamoğlu, Öcalan’ın statüsüne ilişkin ortaya atılan iddiaların da açıklığa kavuşturulmasını istedi.
“Terörün bitmesini herkes ister”
Türkiye’nin terörden arındırılmasının önemli bir hedef olduğunu vurgulayan Kenan İslamoğlu, terörün sona ermesi ve silahların susmasının toplumun ortak beklentisi olduğunu ifade etti.
İslamoğlu, “Terör bitecekse, silahlar susacaksa, anaların gözyaşı dinecekse elbette Türkiye bunu ister” dedi.
Ancak terörün sona erdirilmesi ile terör örgütü liderine siyasi veya kurumsal bir statü verilmesinin birbirinden farklı konular olduğunu savunan İslamoğlu, devletin bu konudaki kırmızı çizgilerinin kamuoyuna açık şekilde ortaya konulması gerektiğini söyledi.
“Süreç kapalı kapılar ardında yürütülemez”
Türkiye’nin terör nedeniyle yıllarca büyük acılar yaşadığını hatırlatan İslamoğlu, şehit ve gazilerin yanı sıra terörün doğrudan veya dolaylı etkilediği milyonlarca insanın bulunduğunu belirtti.
Bu nedenle devletin terörle ilgili atacağı adımların toplum tarafından bilinmesi gerektiğini ifade eden İslamoğlu, “Türkiye'nin kırmızı çizgileri milletin önünde açıkça ortaya konulmalıdır” dedi.
İslamoğlu, böylesine önemli bir sürecin kapalı kapılar ardında yürütülmemesi gerektiğini savunarak, alınan kararların hukuki dayanağının ve hedefinin açıkça anlatılmasını istedi.
“Terörsüz Türkiye, terörün ödüllendirildiği Türkiye olmamalı”
Açıklamasının sonunda “Terörsüz Türkiye” hedefinin değerli olduğunu belirten Kenan İslamoğlu, bu hedefe ulaşılırken devletin temel ilkelerinden ve hukuki çerçeveden taviz verilmemesi gerektiğini savundu.
İslamoğlu, “Millet adına karar veriliyorsa, millet de neyin karşılığında ne verildiğini bilmelidir. Barış ve terörsüz Türkiye hedefi değerlidir. Ama terörsüz Türkiye, terörün siyasi olarak ödüllendirildiği bir Türkiye anlamına gelmemelidir” ifadelerini kullandı.
İslamoğlu, açıklamasını “Asıl mesele villa değil; devletin terör karşısındaki duruşunun nerede başlayıp nerede bittiğidir” sözleriyle tamamladı.
İlyas GÜR
Editör

















