Kutay, “Hakça ve halkça bir bütçe için üretimden gelen gücümüzü kullanıyoruz” diyerek, iktidarın emekçiyi yoksullaştıran, sermayeyi koruyan ekonomi politikalarına karşı mücadele ettiklerini vurguladı. Toplu sözleşme sürecini “emeğin hakkının gasp edildiği bir tiyatro” olarak niteleyen Kutay, kamu emekçilerinin artık tükenme noktasına geldiğini ifade etti.
Türkiye’nin derin bir yoksulluk sarmalına sürüklendiğini belirten Kutay, özelleştirme politikaları ve yanlış ekonomi anlayışı nedeniyle üretimden kopan bir ülke tablosu ortaya çıktığını söyledi. Birleşik Kamu-İş’in araştırma birimi KAMU-AR verilerine göre Kasım 2025 itibarıyla açlık sınırının 30 bin 327 liraya, yoksulluk sınırının ise 93 bin 697 liraya yükseldiğini aktaran Kutay, kamu emekçilerinin büyük bölümünün yoksulluk sınırının çok altında yaşadığını dile getirdi. Hazırlanan bütçede halkın, emekçinin ve sosyal devlet anlayışının olmadığını savunan Kutay, kamu kaynaklarının sermaye gruplarına aktarıldığını öne sürdü.
Taleplerini de sıralayan Kutay; yoksulluk sınırının üzerinde maaş, seyyanen zammın tüm emekçi ve emeklilere verilmesi, gelir vergisinin yüzde 15’e sabitlenmesi, enflasyon farkının aylık ödenmesi, yılda dört ikramiye ve kira yardımı istediklerini belirtti. İş bırakma eyleminin bir uyarı olduğunu vurgulayan Kutay, haklar teslim edilene kadar demokratik mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi. Konuşmasını Nâzım Hikmet’in dizeleriyle bitiren Kutay, “Bu ülkenin çocuklarına mutlu ve güçlü bir vatan bırakmak için, yüzünü bile görmediğimiz insanlar adına mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.
İlyas GÜR
Editör
















