Habere Tanık Rize Haberleri, Sondakika Rize haberleri,
HV
16 AĞUSTOS Pazar 21:37

Gümüşe' de Gezilecek yerler

Gümüşhane tarihiyle ziyaretçilerin mekanı oluyor

GÜMÜŞHANE
Giriş Tarihi : 01-07-2024 08:15
Gümüşe' de Gezilecek yerler

Santa Harabeleri 
Santa Harabeleri, Gümüşhane kent merkezine yaklaşık 82 kilometre uzaklıkta Yağmurdere Bucağı Dumanlı Köyü sınırlarında yer almaktadır. Santa Yanbolu Deresi'nin doğduğu vadilerle birbirinden ayrılmış üç ayrı yamaç üzerine kurulmuştur.


Santa Bölgesi, Fatih Sultan Mehmet Dönemi’nde - 1461-1476 yılları arasında - tüm Trabzon ve Doğu Karadeniz bölgesiyle beraber fethedilmiş ve Osmanlı İmparatorluğu topraklarına dahil edilmiştir. Santa havzadaki mevcut demir, kurşun ve kurşunla birlikte çıkarılan gümüş madenlerinin verimli bir şeklide işletilmesine bağlı olarak 16-18'nci yüzyıllar arası dönemde bölge önemli derecede gelişmiş ve ekonomik refaha erişmiştir.
Santa yerleşimlerinde, bölgede çıkan madenlerin etkisi ile demircilik ve gümüşçülük önemli bir sanat dalı olmuştur. Madenlerin işletildiği dönemde Osmanlı Devleti'nin maden çalışanlarına ve madencilerin ihtiyaçlarını temin eden meslek erbabı ve ticaret erbabına sağladığı vergi kolaylıkları ve pek çok sorumluluktan muafiyet, bölgeye çevre köy ve illerden, yoğun olarak Ortodox Hristiyan (Rum) Osmanlı vatandaşının göç etmesini sağlamıştır. Bu göç ve refah, madenlerin kapandığı ve sosyal ve idari sorunların yaşanmaya başlandığı 18 ve 19'uncu yüzyıla kadar sürmüştür.
1500-1800 döneminde önemli bir madenci yerleşimi olan bölge 1923 yılında nüfus mübadelesi ile boşaltılmıştır. Bu mübadelede Santa bölgesi toplanma yeri olarak kullanılmıştır. Mübadele sonrası boşaltılan bölgedeki atıl arazi ve binalara çevre köylerin sakinleri yerleşmiştir.
Dini, ticari ve kültürel önem taşıyan Santa bölgesi, günümüzde ‘Arkeolojik ve Doğal Sit Alanı’ olarak ilan edilmiştir.
Bölgenin önceleri 9 ayrı mahalleden oluştuğu tahmin edilirken günümüzde Piştoflu, Binatlı, İşhanlı, Terzili, Çakallı, Zurnacılı ve Sincanlı-Kozlu olmak üzere 7 mahalle ve 300’ü aşkın ev bulunmaktadır.

 


Gümüşhane’nin gizli tacı, yeraltı dünyasının resim sergisi, mağaracılığın gizemli dünyası Karaca Mağarası, Torul’un Cebeli Köyü sınırları içerisinde bulunmaktadır. Mağara, şehir merkezine 17 kilometre mesafededir. Mağaranın ulaşımı çift şerit asfaltlanmış, tur otobüslerinin rahatça gidebileceği kara yolu ile yapılmaktadır.
Karakterli volkaniklerin çevrelediği bol çatlaklı masif kalkerler içerisinde gelişme olanağı bulan ve fosil bir mağara olan Karaca Mağarası, mağara değil adeta yeraltı sarayı durumundadır.
Denizden 1550 metre yükseklikteki bu yeraltı sarayı; çok çeşitli renklerde sarkıtlar, dikitler, org desenli duvarlar, bayrak şekilleri perde damlataşları, mağara çiçekleri, mağara incileri, fil kulakları, traverten havuzları, traverten basamakları, sütunlar, mağara gülleri görünüm ve seyirleri ile görenleri büyülemektedir. Bu yeraltı sarayı, yatay yönde gelişme göstererek elipse benzeyen dört ayrı salonun birbirine birleşmesinden meydana gelmiştir. Giriş noktasından en uç nokta arası 105 metre olan yeraltı sarayı, mağaranın tavan yüksekliği 18 metre, toplam iç alanı ise 1.500 metreküptür.
Mağaranın doğal klima özelliği ile havası ziyaretçilerine özellikle astımlılara rahat bir atmosfer sunarak mağara turizmi yanında sağlık turizmi yönünden de önemli hizmetler sunmaktadır.
Doğanın yeraltı sarayı Karaca Mağarası, ziyaretçilerine damlataşı şekillerinin en güzel en görkemli ve büyüleyici örnekleri ile yeraltında oluşturduğu gizemli dünyanın seyrini sunmaktadır. Doğanın yeraltı sarayı Karaca Mağarası, yeraltı zenginliklerimizden, eşine rastlanılmayacak bir resim sergisi, doğal mimari ve peyzaj örneklerinin görünüm ve seyri ile ziyaretçilerine huzur ve mutluluk vererek, seyir defterlerine unutamayacakları bir sayfa açacaktır.


Antik KentTurizm Türü: Kültür TurizmiNasıl Gidilir: İlçe merkezine 28 kilometre, il merkezine 99 kilometre mesafededir. Erzincan ana tur güzergâhı üzerinden sola ayrılan kavşakla yaklaşık 10 kilometre gidildikten sonra Antik Kente ulaşılır.

Torul Kalesi Cam Seyir Terası -
Ortaçağ'da yapıldığı, Fatih Sultan Mehmet döneminde ise Osmanlı topraklarına katıldığı bilinen, savunma ve gözetleme amaçlı olan Torul Kalesi'ne yakın mesafedeki zirveye kurulu cam seyir terası yerden 240 metrelik yüksekliği ile hem Türkiye'de ki örnekleri arasında en yükseklerden birisi hem de karayoluna 2 kilometrelik mesafesiyle en yakın ve ulaşılabilir cam teraslardan birisidir.
Torul İlçesi'nde 240 metrelik cam seyir terası tamamlanarak ziyarete açıldı. Zigana tüneliyle Karaca Mağarası güzergahı üzerinde bulunan Torul Kalesi'nin bulunduğu tepenin zirvesine yapılan seyir terası, 90 metrekarelik alanı ve 50 kişiyi aynı anda taşıyabilecek güçlendirilmiş cam platformuyla yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmektedir.

Kov Kalesi 
Gümüşhane’de 16 adet tarihi kale mevcuttur. Kalelerin pek çoğunun yerleşim merkezlerinin ve geçitlerin üzerinde konuşlandırılmış olması, geçmişte yörenin ve ticaret yolunun ne denli önemli olduğunun bir diğer kanıtıdır. Bu kalelerden Kov Kalesi ve Keçi Kalesi’nin 2008 yılında restorasyonu yapılmıştır.
KOV (Esenyurt) KÖYÜ KALESİ: Kale, Merkez İlçe Esenyurt (Kov) Köyü sınırları içerisindedir. İl merkezine 21 kilometre mesafede Gümüşhane - Erzincan Devlet Karayolu üzerinde, Dağteke Köyü istikametinde, kaleye 6 kilometrelik stabilize yolla ulaşılır. Aynı zamanda bu yörede antik bir kentin bulunduğu da sanılmaktadır. Kale ve civarı ‘Arkeolojik Sit Alanı’dır. Kov Kalesi, Doğu Karadeniz Bölgesi’nin halen ayakta duran en görkemli kalesidir. 1361 yılında III. Aleksios tarafından yapıldığı tahmin edilen kalenin, Selçuklu Dönemi’nde kullanıldığı bilinmektedir. 2007 yılında onarım geçiren kale tüm ihtişamıyla ayakta durmaktadır. Mimari Özellikleri Kale dikdörtgen planlı ve duvarları köşeli, yuvarlak ve düzgün burçlarla desteklidir. Moloz taş malzeme kullanarak inşa edilen yapı içerisinde güney yönünde düzgün olmayan kare planlı bir iç kale yer almaktadır. İç kalenin doğusunda sarnıç, mutfak gibi mekânlar yer almaktadır.

Krom Vadisi 


Eski çağlardan beri önemli bir geçiş bölgesi üzerinde konuşlanmış olması ve İmera, İstavrit gibi dönemin önemli merkezlerinin arasında kalması, Krom Vadisi’ni sürekli bir cazibe merkezi haline getirmiştir. Krom Vadisi’nin maden kaynakları bakımından da zengin olması nedeniyle yüzyıllar önce binlerce kişiye ev sahipliği yaptığı rivayet edilir. Bölgede tescillenmiş 15 kilise ve şapel bulunmaktadır. Bu ibadethanelerin dışında bir kemer köprü ve Nanak Köyü’nde surlarının bir kısmı hala ayakta olan bir kale bulunmaktadır. Vadide, Rumlardan kalma taş evler hala orijinalliğini korumaktadır. Nanak Köyü ve Bulut Mahallesi’ndeki taş evler, tarihi değirmen görülmeye değerdir.
Bölge ile ilgili çok fazla bilgi bulunmamasına rağmen yapılan araştırmalarda Krom Vadisi'nde, Osmanlılardan önce yerleşmiş bulunan ve madenlerde çalışan yerli halkın, Bizans Dönemi’nde ilkel dinlerini bırakarak Hıristiyanlaştığı ve zamanla Hıristiyan papazların etkisiyle dillerini unutarak bugünkü Yunanca’ya çok yakın Rumca kullanmaya baflladıkları, Hıristiyan halkın 1920'lerdeki nüfus mübadelesine kadar yörede yaşadığı ve Hıristiyanlığı da yaşattıkları bilinmektedir. Osmanlı İmparatorluğu'nun 1461 yılında Trabzon'u fethetmesinden 1700 yılına kadar, yörede yaşayan insanların dinine karışılmamıştır. İmparatorluk, 1700'lü yıllarda Hıristiyanlara, Müslüman olmaları durumunda bazı imtiyazlar sağlayacağını duyurunca Müslüman olmuşlardır. Hıristiyan halkı yaklaşık 200 yıl boyunca dinlerini yaşamışlardır. 1856 yılında İmparatorluk, herkesi inancında serbest bırakmıştır. O tarihten sonra Hıristiyanlar, yıkılan kiliselerini onarımı ve birçok kilise yapmışlardır. Bugün ayakta kalan kiliselerin birçoğu, o dönemde yapılmış kiliselerdir. Bölge, yüksek rakımı ve temiz havası nedeniyle yaz aylarında çevre illerden gelen göçerler tarafından kullanılmaktadır. Vadide yaşayan bu nüfus, tarihi eserlerin diğer bölgelere nispeten daha sağlam ve bakımlı kalmasını sağlamıştır. Nitekim Gümüşhane’de çatısı hala sağlam kalabilmiş ender kiliselerden biri de bu bölgededir. Gerek bakir doğası, gerekse asırlardır taşıdığı tarihi dokusuyla Krom Vadisi, korunmayı ve özel ilgi görmeyi hak eden bir mevki konumundadır.

Sarıçiçek Köy Odaları 


Köy merkezinde birbirine 40-50 metre kadar uzaklıkta bulunan ve ölçüleri de çok birbirine benzeyen odaların süslemeleri ilk yapıldığı günün özelliklerini korumaktadır. Etrafı yapılarla kuşatılmış olan odaların her ikisinin de girişi batıdadır. Sonradan önlerine basit küçük birer giriş mekânı eklenmiştir. Kareye yakın dikdörtgen planlı odaların üst örtüleri önceleri düz toprak dam iken iç mekâna su sızmaması için günümüzde saç ve ahşap meyilli bire çatıyla korumaya alınmıştır. Odalar, sedir, tavan, dolap, ocak ve kahve köşkü gibi iç düzenlemeleriyle dikkat çeker.
Usta odası olarak bilinen 133 ada, 1 parselde caminin 20 metre kadar güney doğusunda yer alan, 1 numaralı oda, dıştan dışa 7,08x8,10 metre- içten içe 5,10x4,35 metre ebadında kareye yakın bir dikdörtgen alana oturmaktadır. Odaya batı yönden girilmektedir. Duvarların tamamı moloz taştan inşa edilmiştir. Yapının köşelerinde daha düzgün moloz taş kullanılmıştır. Odanın alt katı bodrumu önceden ahır iken günümüzde oturma odası olarak düzenlenmiştir. Yapının doğusunda bitişik konut, güney doğusun da ise betonarma çeşme yer almaktadır. Batıya açılan basit bir kapıdan dikdörtgen şeklinde bir girişe, girişin sağındaki bir kapı ile de odaya girilmektedir. Oda, ufak giriş kapısının karşısında küçük bir kahve köşkü ve oturma yerlerinden ibarettir.
Giriş ve kahve köşkü, ikisi duvara bitişik, üçü ortada beş ahşap sütuna oturan ahşaptan dört güzel kemerle birbirinden ayrılmıştır. Odanın içerisi güney cephede açılan üç pencere ile aydınlatılmıştır. İki pencere geniş ve yüksek, üçüncüsü ise küçük ve dardır.
Çırak odası olarak bilinen 130 ada, 22 parsel de yer alan oda köyün güneyinde, arazi eğiminden dolayı güney tarafı yüksek taş temeller üzerine oturan ve uzaktan fark edilen konumuyla dikkat çekmektedir.1 numaralı oda fevkani olmasına rağmen bu odanın temeli toprak dolgudur. Odanın güney duvarı da üç pencere yer almaktadır. Pencerelerden ikincisi üzerinde düz lentonun devamı olan yuvarlak kemer alınlığı bulunmaktadır. Daha küçük ve dar olan üçüncü pencere, düz taş çerçevelidir. Gün ışığında yeterince faydalanmak için pencereler içe doğru genişçe yapılmıştır. Ahşap süslü kapısı odanın yüklük kısmında numaralı odadaki kahve köşkünün yerini burada yüklük almıştır. Odaların tavan ve dekorasyonunda çevrede bol bulunan sarıçam ağacı geniş ölçüde kullanılmıştır. Her iki odada süslemelerin tamamı aşırı üsluplaşmaya uğramış kıvrık dal ve şematik bitki motiflerinden barok ve rokoko tarzında yapılmıştır.

Aydınlar Kilisesi 


Aydınlar Kilisesi Torul Atalar Köyü, Aydınlar Mahallesi’nde bulunan kilise, merkez ilçeye 27 kilometre mesafededir. Duvarları düzgün kesme taştan ve moloz taştan yapılmıştır. Üzeri ise beşik çatılı olarak inşa edilen kilise, günümüze kadar sağlam bir vaziyette gelmiştir. Girişi batı cephesinden olan kilisenin hemen giriş kapısının üzerinde demir parmaklıklı 75 x 50 santimetre ebatlarında bir ışıklandırma penceresi, doğusundaki cephede iki adet küçük parmaklı pencere, güney kısmında ise üç adet 75 x 50 santimetre ebatlarında ışıklandırma penceresi mevcuttur. Kilisenin tavanında ve duvarlarında fresk tekniğinde resimler mevcuttur. Sütunları bir birine bağlayan orijinal gergiler halen mevcuttur.

Sultan Süleyman Han Camii 


Gümüşhane camilerinin ortak özelliği klasik Osmanlı mimarisi tarzında yapılmış olmalarıdır. İslam kent siluetinin en önemli öğesi olan camiler, günümüzden farklı olarak tarihte ibadethane vasfının yanı sıra sosyal ve eğitsel birçok işleve de sahip olmuştur. Gümüşhane’de, başta Süleymaniye Mahallesi^nde (eski Gümüşhane'de) 2 adet Sultan Süleyman Han Camii ve Küçük Camii olmak üzere toplam 27 adet tescilli cami mevcuttur.
Sultan Süleyman Han Camii Cami, Gümüşhane’nin eski yerleşim yeri olan, bugün 3 kilometre, kadar kuzey doğusunda bulunan ‘Süleymaniye Mahallesi’nde yer almaktadır. Kanuni Sultan Süleyman Dönemi yapıtı olan cami, günümüze kadar birçok onarım geçirmiştir. Dikdörtgen planlı yapı, mihrap önüne dikey uzanan üç neften meydana gelmiştir. Neftler 6 ahşap direk üzerine çatı ile örtülüdür. Caminin tek şerefeli olan minaresi kaıln silindirik bir gövdeye sahiptir.

İmera Manastırı 


Tarihteki misyonuyla çeşitli kavimlere yurt olmuş dinler mozaiği Gümüşhane, birçok medeniyetin beşiği olmuştur. Gümüşhane’de 80 adet manastır ve kilise, 24 adet şapel mevcuttur. İmera Manastırı da dönemin önemli manastırları arasındadır. Manastır merkez ilçe Olucak Köyü sınırları içerisinde olup, il merkezine 38 km mesafededir. Arkeolojik Sit Alanı olan yapıya İkisu Köyü, Karaca Mağarası yol ayrımından Yağlıdere Köyü istikametinden ulaşılır.

İlyas GÜRİlyas GÜR

Editör

YORUMLAR