“Kadınlar Şiddet Döngüsünden Kurtulmak İçin Özsavunmaya Zorlanıyor”
Meclis’e sunduğu araştırma önergesinde Türkiye’de kadınların fiziksel, cinsel, ekonomik ve psikolojik şiddetin birçok biçimine sistematik olarak maruz kaldığını belirten Boz, bu şiddetin kimi zaman evde, kimi zaman sokakta ya da iş yerinde sürdüğüne dikkat çekti. Kadınların hayatta kalmak için zaman zaman özsavunmaya başvurduğunu söyleyen Boz, mevcut yargı pratiğinin kadınların bu koşullarını yeterince dikkate almadığını ifade etti.
“Meşru Savunma Anlayışı Güncellenmeli”
Boz, hukuk sistemindeki geleneksel meşru savunma anlayışının yalnızca “ani saldırıya anlık karşılık” durumlarını kapsadığını, ancak şiddete uzun süre maruz kalan kadınların yaşadığı tehdit algısının süreklilik taşıdığını belirtti. “Örselenmiş kadın sendromu, kadının şiddet geçmişi nedeniyle sürekli bir tehdit algısıyla yaşamasıdır” diyen Boz, bu durumun da özsavunma hakkı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Kadınlar Hayatta Kalmak İçin Harekete Geçiyor, Cezalandırılıyor”
Boz, Türkiye’de birçok kadının kendisine şiddet uygulayan erkekleri yalnızca hayatta kalmak için etkisiz hale getirdiğini, ancak buna rağmen “kasten adam öldürme” suçlamasıyla yargılandığını ve uzun yıllar hapis cezasına çarptırıldığını hatırlattı. Bu durumun sadece toplumsal adalet değil, insan hakları açısından da büyük bir ihlal olduğunu vurguladı.
Meclis Araştırması Talebi
Anayasa’nın 98’inci, İçtüzüğün 104’üncü ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılması talebiyle sunulan önergede, şu amaçlara dikkat çekildi:
Özsavunma yapan kadınların yargı süreçlerinde yaşadığı yapısal sorunların tespiti,
Örselenmiş kadın sendromunun hukuk sisteminde kabul edilmesinin gerekliliği,
Kadınların şiddet geçmişi ve güvenlik arayışlarının yargılamalara nasıl yansıdığının incelenmesi,
Meşru savunma kavramının kadınların yaşadığı özgül koşulları gözeterek yeniden tanımlanması.
Boz, açıklamasını “Kadınların hayatta kalmak için cezalandırılmadığı, adil yargılandığı bir hukuk düzeni kurmak zorundayız. Bu yalnızca kadınlar için değil, toplumsal vicdan ve hukuk devleti için de bir zorunluluktur” sözleriyle sonlandırdı.
İlyas GÜR
Editör

















