Boz, kadınların ev içi emeğinin, tarihsel olarak toplumsal cinsiyet rolleri doğrultusunda sınırlandırıldığını belirterek, bu durumun kadınların ekonomik bağımsızlığını engellediğini ve toplumda eşit statüye sahip olmalarını zorlaştırdığını vurguladı.
Türkiye'de 3,3 milyon kadının kayıt dışı ve güvencesiz çalıştığı belirtilen DİSK/Genel-İş’in Kadın Emeği Raporu’na göre, özellikle depremden etkilenen illerdeki kadın işgücü, istihdam konusunda daha da zor durumda. Kanun teklifi, kadınların sosyal güvenlik kapsamına alınmasını, iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı korunmasını, ayrımcılık ve taciz gibi olumsuzluklara karşı da etkin mekanizmaların geliştirilmesini öngörüyor.
Boz, teklifin Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) 189 sayılı “Ev İşçileri için İnsana Yakışır İş Sözleşmesi” ve 201 sayılı Tavsiye Kararı’ndaki uluslararası standartlara uygun bir içerikte olduğunu belirtti. Türkiye’nin henüz bu sözleşmeleri onaylamadığına dikkat çeken Boz, kadın emeğinin görünür kılınmasının Anayasa’nın eşitlik ilkesine ve sosyal devlet anlayışına uygun olduğunu ifade etti. Kanun teklifi, Türkiye’deki ev işçilerinin insana yakışır koşullarda çalışmalarını sağlama yolunda önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
İlyas GÜR
Editör
















