Kazmaz, çevresel tahribatın tesadüfi olmadığını belirterek, “Ormanlar kendiliğinden yok olmuyor, sular kendiliğinden kirlenmiyor. Tüm bunlar siyasal tercihler sonucu ortaya çıkıyor” ifadelerini kullandı. Çevre krizinin arkasında rant odaklı politikaların bulunduğunu savunan Kazmaz, doğanın sınırsız bir kâr alanı olarak görülmesine tepki gösterdi.
“Çevre hakkı anayasal bir haktır”
Açıklamasında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na da atıfta bulunan Kazmaz, çevre hakkının açık bir şekilde güvence altına alındığını hatırlattı. Yaşam hakkı ve sağlıklı çevrede yaşama hakkının anayasal teminat altında olduğunu belirten Kazmaz, bu sorumluluğun devletin yükümlülüğü olduğunu ifade etti.
Kazmaz, “Çevre hakkı bir lütuf değil, anayasal bir haktır. Bu nedenle çevrenin korunması siyasi tercih konusu olamaz” dedi.
“Kamu yararı kavramı istismar ediliyor”
Çevreye zarar veren projelerin çoğu zaman “kamu yararı” gerekçesiyle savunulduğunu dile getiren Kazmaz, bu yaklaşımın gerçeği yansıtmadığını savundu. Kamu yararının şirket çıkarlarıyla karıştırılmaması gerektiğini belirten Kazmaz, doğaya zarar veren projelerin halkın ortak geleceğini tehdit ettiğini ifade etti.
Çevre mücadelesi demokrasi ve adaletle iç içe
Kazmaz, çevre mücadelesinin aynı zamanda demokrasi mücadelesi olduğuna dikkat çekerek, halkın yaşam alanlarını koruma hakkının temel bir hak olduğunu vurguladı. Çevre krizinin en ağır sonuçlarını dar gelirli kesimlerin yaşadığını belirten Kazmaz, bu nedenle çevre meselesinin aynı zamanda bir sosyal adalet sorunu olduğunu söyledi.
“Temiz enerji adı altında yeni talanlara izin verilmemeli”
Yenilenebilir enerji yatırımlarına da değinen Kazmaz, bu alandaki projelerin de doğaya zarar vermemesi gerektiğini belirtti. “Temiz enerji adı altında yeni bir talan düzeni kurulamaz” diyen Kazmaz, çevre politikalarının bilimsel planlama ve kamusal denetim temelinde yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
“Doğayı savunmak hukukun gereğidir”
Açıklamasının sonunda net bir mesaj veren Kazmaz, doğanın korunmasının yalnızca çevreci bir yaklaşım değil, aynı zamanda hukuki bir zorunluluk olduğunu belirtti. Su, toprak, orman ve kıyıların korunmasının anayasal bir görev olduğunu vurgulayan Kazmaz, çevre hakkının gelecek kuşaklar için hayati önemde olduğunu dile getirdi.
İlyas GÜR
Editör














