Haber: Semra SAKARYA
“Geçen hafta çay sattım. 196 kilo çay verdim, 6 kilosunu kestiler” diyen Yıldırım, bu kesintinin gerekçesini sorduğunda aldığı cevabın daha da düşündürücü olduğunu belirtti:
“Alım yerinde çalışan hanım bana, ‘Sadece bezin darasını değil, işçi parasını da üreticiden alıyoruz’ dedi. Yani ÇAYKUR işçi vermediği için işçi ücretini bizim çayımızdan kesiyor. Ben buna hakkımı helal etmiyorum.”
“ÇAYKUR Benden Daha mı Fakir?”
Yaşadığı duruma tepki gösteren Yıldırım, “ÇAYKUR benden daha mı fakir ki işçi parasını benden kesiyor? Bu kabul edilemez. Bazı alım yerlerine işçi verilmiş ama bizimkine verilmemiş. Eksper de, kesilen çaydan haberleri olduğunu ima ediyor,” dedi.
“190 Kilo Yazıyorlar, Ama Ben 196 Kilo Teslim Ettim”
Kestiği çayın bedelinin hem beze hem işçiye gittiğini söyleyen Yıldırım, “Sonuçta bana 190 kilo yazıyorlar, ama ben 196 kilo teslim ettim. Bu adaletsizliğe sessiz kalamam,” diyerek uygulamaya tepki gösterdi.
“Bir Kilo Et Almak İçin Kaç Kilo Çay Satmalıyım?”
Yaş çay fiyatını da eleştiren Yıldırım, “25,44 TL’den çay satıyorum. Bu fiyata bir kilo et ya da zeytin almak neredeyse imkânsız. Çay fiyatı en az 30-35 TL olmalıydı,” diyerek ekonomik sıkıntılara dikkat çekti.
“İşçiler tonu 10-12 bin liraya biçiyor, üreticinin elinde hiçbir şey kalmıyor. Vatandaş kendi çayında yarıcı durumuna düşmüş,” ifadelerini kullandı.
“Eskiden Başbakan Açıklardı, Şimdi Tweet Atıyorlar”
Yıldırım, hükümetin çay üreticisine verdiği önemin azaldığını da şu sözlerle vurguladı:
“Eskiden fiyatlar burada açıklanırdı. Şimdi Tarım Bakanı tweet atıyor. Çay üreticisini ne kadar ciddiye aldıklarını buradan anlayabiliyoruz.”
Neziha Yıldırım’ın sözleri, çay üreticilerinin karşı karşıya olduğu ekonomik zorlukları ve sistemsel sorunları bir kez daha gündeme taşıdı.
İlyas GÜR
Editör















