İlk maçı sahasında Ferencvaros’a 1-0 kaybeden Trabzonspor, rövanş maçında sahaya mutlak galibiyet için çıktı.
İlk 10 dakikalık bölümde oyuna hükmeden ve rakip kalede baskı kuran bir takım olarak gözükse bile ortada organize bir atak göremedik.
Büyük umutlarla transfer edilen ve şu ana kadar tam bir hayal kırıklığı olan Malinovskyi, istem dışı da olsa rakibinin ayağına basarak takımını 10 kişi bıraktı.
Bu kırmızı kart Ferencvaros’un ekmeğine yağ sürerken Trabzonspor’un ise tüm planlarını alt üst etti.
Ne yazık ki kırmızı kartın ardından teknik direktör Fatih Tekke’den bir reaksiyon göremedik.
Bir oyuncu veya taktik değişikliği bekledik ama olmadı.
B planı olmayınca Ferencvaroslu oyuncular, oyunun kontrolünü tamamen eline aldı.
Trabzonspor’un kalesine dalga dalga geldiler.
Fatih hocanın bu kabullenişine oyuncular da ayak uydurdu.
İlk yarıda bir tek Salah bu oyunu ve skoru kabullenmedi, geriye geldi, ileride tek başına bir şeyler yapmaya çalıştı ama beyhude bir çaba.
Takım arkadaşları ortaya bir çaba koymayınca o da vazgeçti, yapacak da bir şeyi yoktu!
Ferencvaros, öne geçtikten sonra 2-3 için yüklendi, Onana izin vermedi.
İlk yarı Bordo-Mavili oyuncular bırakın beraberlik golünü ‘İlk yarı bitse de kurtulsak’ der gibi bir ruh hali içerisindeydiler.
İkinci yarı belki bir kıpırdanma olur diye düşündük.
Oysa bizimkisi beyhude bir düşünceydi…
Yine ne oynadığı belli olmayan bir takım vardı sahada.
Organize olamayan, atak geliştiremeyen bir oyuncu grubu vardı sahada.
Neredeyse rakip kaleye doğru düzgün bir şut dahi atamadık!
İkinci yarıyı Trabzonspor adına özetlemek gerekirse koskocaman bir HİÇ!
Diyeceksiniz ki ilk yarıyı 10 kişi tamamladık, ikinci yarı da 9 kişi kaldık diye…
Bu bahane olamaz, tarih 10 kişi, 9 kişi kalıp muhteşem geri dönüşlere imza atan takımlarla dolu…
Ama bunun için inanmak, sahada bir karakter ortaya koymak gerek.
Ne yazık ki ne kulübede ne de sahadaki oyuncular da bu inancı göremedik.
Şimdi bazıları hakeme kabahat bulabilir ama gerçekler acı hakemlik doğru düzgün bir şey yoktu.
Sahada Trabzonspor adına futbol namına olumlu bir şey göremedik.
Bu ağır hezimet hiç ama hiç iyi olmadı.
Ligdeki bir yol kazasında tribünlerdeki ve camiadaki homurdanmaları daha da artıracaktır.
Artık olumsuz gidişatı tersine çevirecek isim Fatih Tekke’den başkası değil.
Lakin şu bir gerçek artık taraftar sahada vasat, pasif bir oyun görmek istemiyor.
Daha dirençli, disiplinli, mücadeleci, tempolu, karakterli bir oyun görmek istiyor.
Bordo-Mavililerin tecrübeli stoperi Savic’e de bir parantez açmak isterim.
Ne zaman ne yapacağı belli olmayan tabiri caizse adeta ‘saatli bomba’ olan Savic yine yaptı yapacağını…
Rakibe pas attı, atmakla da kalmadı, ağır kaldı, rakibini kaçırdı ve ikinci golün yenmesine neden oldu.
Savic, böyle oynamaya devam ederse kesinlikle Trabzonspor’un stoperi olamaz.
Evet kariyerine saygı duyuyoruz ama olmuyor işte beyin istese de ayaklar gitmiyor…
Yaş kemale erdi, tadında bırakmak gerek.
35’lik stoper, artık kulübeye çekilmeli.
Eğer oynamaya devam ederse Trabzonspor’un başı daha çok ağırır!
Takıma ağabeylik veya liderlik yapacaksa bu sahada değil, kulübede olmalı.