Türkiye, farklı kültür ve inançların bir arada yaşama iradesiyle yoğrulmuş köklü bir medeniyetin mirasıdır.
Bu toprakların birlik duygusu her kırılmayı aşmıştır.
Toplumsal kırgınlıkları tamir etmeyi amaçlayan kardeşlik açılımı, var olan kardeşliği "Öteki" kavramını kaldırarak "biz" bilincini pekiştiren bir toplumsal mutabakat ile araya nifak giremeyecek şekilde nihayi güçlü kılmaktır.
Bu topraklarda birlik, masa başında yazılmış bir senaryo değil; yüzyılların imbiğinden süzülmüş gerçek bir yaşam pratiğidir.
Anadolu, farklı kökenlerin, dillerin ve mezheplerin yan yana durduğu değil, birbiriyle kaynaşarak tek bir gövde oluşturduğu devasa bir kültür havzasıdır.
Tarihin en zorlu dönemeçlerinde bu kaynaşmanın harcını görmek mümkündür.
Ahmed Yesevî ocağından çıkan dervişlerin, Hacı Bektaş-ı Velîlerin, Mevlânaların ve Yunus Emrelerin dili ne ırk tanıdı ne de sınır. Çoklukta tekliği yaşayıp Yek vücut oldu.
Anadolu'yu bir ve kardeşlik yurdu haline getiren asıl güç, bu bilgelerin "Yaratılanı severiz, Yaradan'dan ötürü" felsefesiyle kurdukları gönül ittifakıydı.
Keza, Moğol istilasının ve siyasi otorite boşluğunun yaşandığı dönemde toplumsal dayanışmanın ve iktisadi adaletin merkezi Ahilik oldu.
Türk, Kürt, Ermeni ya da Rum ayırt etmeksizin esnafı ahlak ve kardeşlik bağlarıyla bir arada tutan bu yapı, toplumsal barışın en güçlü teminatı olarak tarihe geçti.
Milli Mücadele ve Çanakkale Ruhu ise, bu toprakların sadece geçmişini değil, geleceğini de mühürleyen ve asla yıkılmayacak tarihsel kardeşliğin dosta düşmana gösterdiği "Dünyada gelmiş geçmiş" en büyük gerçek manifestosuydu.
Anadolu insanı, tarihin en büyük varoluş yok oluş çizgisinde karşılaştığı eşi benzeri görülmemiş "Yedi düvel" in bu devasa zalimliği ve yamyamlığı karşısında, etnik veya bölgesel kimliklere değil, sarsılmaz bir kader ortaklığına yek vücut sarılmıştır.
Çanakkale’de ve İstiklal Harbi’nde düşen her bombanın yarattığı şok dalgası, ayrılıkları değil, aidiyet duygusunu büyüttü. Rizeli Mustafa, Diyarbakırlı Ahmet ile Edirneli Mehmet’in, herbir vatan evladının aynı dar mevzide ekmeğini paylaşması, yaralarını sarması ve nihayetinde aynı toprağa yan yana gömülmesi, yapay sınırların halkın iradesi karşısında ne kadar hükümsüz olduğunun benzersiz kanıtıdır. Gazi Meclis’in çatısı altında ilk günden itibaren her bölgeden, her aşiretten ve her fikirden temsilcinin yan yana oturması, cephedeki kaynaşmanın siyasi bir iradeye dönüşmesiydi.
Topyekûn imha tehdidine karşı verilen bu refleks, Anadolu halkının zor zamanlarda tek bir güçle hareket edebilen ayrılmaz bir organizma olduğunu gösterdi.
Bu köklü ruhun günümüze taşınması, hem bugünün toplumsal barışını güvenceye almak hem de gelecek nesillere sarsılmaz bir gelecek vizyonu bırakmak adına tarihi bir sorumluluktur. Çanakkale'de ve Meclis'in ilk çatısı altında tecelli eden o ortak irade, bugün sadece geçmişe ait bir övünç kaynağı değil, Türkiye'nin yarınlarını inşa edecek dünya tarihinin en güçlü pratiği ve rehberidir.
Bugün karşılaştığımız yapay kutuplaşmaları ve sosyal kırılganlıkları aşmanın yolu, yine bu toprağın kendi mayasına dönmesinden geçmektedir. Kardeşlik açılımı, farklılıkları birer zayıflık veya tehdit unsuru olarak görmek yerine, toplumu zenginleştiren birer kültürel hazine olarak kabul eder.
Toplumsal barış; adaletin, eşit vatandaşlık hukukunun ve karşılıklı saygının harcıyla karıldığında, hiçbir dış müdahale veya iç nifak odağı bu birliği sarsamaz.
Geçmişte siperde sağlanan o omuz omuza duruş, bugün fabrikada, üniversitede, Meclis'te ve sokakta kalıcı bir hoşgörü iklimine dönüşmek zorundadır.
Yarınlarımızı emanet edeceğimiz gençliğe bırakacağımız en büyük miras, kavgalardan arınmış, ortak idealler etrafında kenetlenmiş bir ülkedir.
Gelecek nesiller, kökeni veya inancı ne olursa olsun bu ülkenin eşit, onurlu ve geleceğe umutla bakan birer ferdi olarak büyümelidir.
Küresel ölçekte büyük dönüşümlerin ve bölgesel türbülansların yaşandığı bir çağda, Türkiye'yi küresel bir aktör yapacak olan güç, kendi içindeki birlik ve beraberlik duygusudur.
Kardeşlik zeminini sağlamlaştırmış bir Türkiye, yeni yüzyılda sadece kendi insanına değil, tüm gönül coğrafyasına ve dünyaya bir huzur ve istikrar adası olarak ilham verecektir.
Asırlardır acıyla, zaferle, halayla ve ağıtla yoğrulan bu muazzam kenetlenme, hiçbir fani hesabın yıkamayacağı kadar kutsal bir kaledir.
Kardeşlik açılımı, yapay sınırlarla bizi bölmek isteyenlere karşı tarihin en gür sesiyle verilecek o asil cevaptır.
Biz, sadece geçmişi paylaşan bir yığın değil; kıyamete kadar aynı bayrağın altında, aynı kaderi göğüsleyecek tek bir yüreğiz!
Biiznillah Bu Millet Bölünmez!
Bu Bayrak İnmez! Bu Millet Yenilmez!
Merhum şair Akif'in dediği gibi;
"Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;
Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez."
*********
Vatana ve Bayrağa Aidiyet bağı ile bağlı olmanın ortak adı T.C.'dir.
Vatandaşı olma onurunu taşıyan herkes Kardeştir.
(İlel'ebed)
TÜRKİYE CUMHURİYETİ)
Sevgi, Muhabbet ve Saygı ile Hoşça Kalın