Birleşmiş Milletler'in 27 Haziran 2007 tarihli genel kurul toplantısında her yıl 2 Ekim'in Dünya Şiddetsizlik Günü olarak belirlenmesinin anlamlı olduğunu belirten Arıcı, Gandhi'nin doğum gününün bu gün için seçilmesinin önemine dikkat çekti. Şiddetin büyüklüğünü tespit etmenin çözüm yolunda önemli bir aşama olduğunu ifade eden Arıcı, insanlığın şiddet karnesinin incelenmesinin iyi bir başlangıç olacağını söyledi.
ŞİDDETİ ÖNLENMEKTE ZAYIF PERFORMANS
Anayasa'nın 17. maddesiyle beden dokunulmazlığı hakkının güvence altına alındığını ancak Türkiye'nin bu konudaki karnesinin tatmin edici olmadığını belirten Arıcı, şiddetin toplumun her kesiminde yaygın bir tehdit olduğunu vurguladı. "Yüz yılda anca yüz bin de bir iyileşme sağlandı" diyen Arıcı, Institute for Economics & Peace'in 2024 yılı Küresel Barış Endeksi'ne göre dünya genelinin son 16 yılda daha az barışçıl hale geldiğini hatırlattı.
TÜRKİYE’DE OLUMSUZ TABLO
Türkiye'deki şiddet suçlarına ilişkin verileri paylaşan Arıcı, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2011-2020 döneminde toplam hükümlü sayısının 80.096'dan 258.401'e çıktığını, şiddet suçlarından hükümlü sayısının da 17.222'den 71.885'e yükseldiğini aktardı. Şiddet suçları bakımından Türkiye'nin Avrupa'nın en yüksek 9. cinayet oranına sahip olduğunu belirten Arıcı, kadına karşı şiddet oranlarında ise Türkiye'nin Avrupa ve OECD birincisi olduğunu vurguladı.
ADALETE DUYULAN GÜVENSİZLİK
Arıcı, adalet mekanizmasının etkili şekilde çalışmadığını ve bunun toplumda adalete olan güveni azalttığını belirtti. Türkiye'nin Avrupa ülkeleri arasında en kalabalık ceza nüfusuna sahip olduğunu kaydeden Arıcı, adalet mekanizmasının iyi işlememesinin, adalete başvuruların azalmasına neden olduğunu ve bu durumun suç oranlarını artırabileceğini ifade etti.



















