Bilal Bekar, kendilerine ulaştırılan kaya resmi üzerinden yaptığı incelemede, taş üzerinde hayat ağacı, el ve ellerini yana açmış insan figürlerinin bulunduğunu belirtti. Bekar, söz konusu figürlerin Azerbaycan’daki Kobustan bölgesinde 1939 yılında tespit edilen benzer bir kaya resmiyle dikkat çekici benzerlik taşıdığını ifade etti.
“Neolitik Dönem Figürleri”
Kaya üzerindeki insan figürünün neolitik dönem sembolizmiyle ilişkilendirilebileceğini belirten Bekar, burada önemli bir ayrım yapılması gerektiğine dikkat çekti. Taşın kendisinin binlerce yıldır aynı yerde bulunduğu anlamına gelmediğini vurgulayan Bekar, figürün ait olduğu kültürel dönemin çok daha eski olduğunu söyledi.
Bekar, kaya üzerindeki sembollerin Türk kültürü açısından anlam taşıdığını savunarak, el figürünün güç, kudret, koruyuculuk, şifa ve yaratıcılık, hayat ağacının ise yaşamın kaynağı ile insan ve yaratıcı arasındaki bağı sembolize ettiğini ifade etti. İnsan figürünün de şamanik bir ritüel ya da dua sembolü olabileceğini değerlendirdi.
Hemşin’deki Eski İnanç İzlerine Dikkat Çekti
Hemşinlilerin tarihsel ve kültürel geçmişi üzerine de değerlendirmelerde bulunan Bekar, bölgede eski inanç sistemlerinden günümüze ulaşan bazı ritüellerin bulunduğunu söyledi.
Yörede 20’nin üzerinde Gök Tengri inanç sistemiyle ilişkilendirdiği ritüelin izlerinin halen görülebileceğini belirten Bekar, bunların bir bölümünün zaman içerisinde ortadan kalktığını ifade etti. Bu ritüellerden biri olarak “kurt ağzı bağlama duası”nı örnek gösterdi.
Bekar, Hemşin’e gelen ilk Türk topluluklarının yaklaşık 800 yıl önce Hristiyan olarak bölgeye geldiklerini, buna rağmen eski inanç sisteminden bazı kültürel unsurların korunmuş olabileceğini savundu.
“Taşın Nereden Geldiği de Araştırılmalı”
Kaya resminin bir yayla evinin taş duvarında bulunduğunu belirten Bekar, taşın ev inşa edildikten sonra işaretlenmiş olabileceği gibi başka bir yapı kalıntısından alınarak duvarda kullanılmış olabileceği ihtimaline de dikkat çekti.
Bazı ev sahiplerinin taşların geçmişte başka noktalardan getirildiğini ifade ettiğini aktaran Bekar, bu nedenle resmin ve taşın geçmişinin ayrıca araştırılması gerektiğini söyledi.
Bekar, kaya üzerindeki kazımanın yaşının bilimsel yöntemlerle araştırılabileceğini belirterek, “Bu taşın üzerinde bir karbon testi yapılabilir” değerlendirmesinde bulundu. Böyle bir çalışmanın işaretin ne kadar eski olduğuna ilişkin daha net bilgiler ortaya koyabileceğini ifade etti.
Azerbaycan’daki Kobustan Örneğiyle Benzerlik Vurgusu
Bekar, Hemşin’deki kaya resminin Azerbaycan’daki Kobustan’da bulunan figürlerle benzerliğinin ayrıca araştırılması gerektiğini belirtti. İki bölge arasındaki kültürel ve dilsel bağlantıların da incelenebileceğini söyleyen Bekar, Azerbaycan Türkçesi ile Hemşin yöresinde kullanılan ağız arasında dikkat çekici benzerlikler bulunduğunu savundu.
Bu kapsamda Azerbaycanlı akademisyenlerin de kaya resmine ilişkin araştırmalara katkı sunabileceğini ifade eden Bekar, bölgedeki tarihi ve kültürel mirasın bilimsel çalışmalarla ele alınması çağrısında bulundu.
Hemşin Tarihi İçin Üç Kitap Önerdi
Programda Hemşin ve Doğu Karadeniz tarihini araştırmak isteyenlere de kitap tavsiyelerinde bulunan Bilal Bekar, Hanefi Bostan’ın “Rize’nin Sosyal Tarihi”, İbrahim Tellioğlu’nun “Osmanlı Hakimiyetine Kadar Doğu Karadeniz’de Türkler” ve Metin Gülan’ın “Kronolojik Hemşin Tarihi” eserlerinin okunmasını önerdi.
Bekar, bölgenin tarihinin yalnızca kişisel anlatılarla değil, akademik çalışmalar ve yazılı kaynaklar üzerinden araştırılması gerektiğini belirterek, farklı arşiv ve tarih kaynaklarının incelenmesinin önemine dikkat çekti.
Bilal Bekar, Hemşin ve Doğu Karadeniz’in kültürel geçmişine ilişkin çalışmaların devam edeceğini belirterek, bölge insanlarının bilgi ve belgeleri paylaşmasının araştırmalara katkı sağlayacağını ifade etti. Açıklamasını ise “Bilimin ışığındaki tarih anlayışıyla bu sınavı kazanacağız” sözleriyle tamamladı.




















