Fethi KARADENİZ
Aylar boyunca “Eylül’de gel” denilen balık sezonu nihayet başladı. Karadenizliler için adeta bir gelenek haline gelen balık sofraları yeniden kurulurken, yükselen fiyatlar vatandaşın alışveriş hesabını da değiştirdi.
Eskiden balık alırken kilo hesabı yapılırken, bugünlerde fiyat etiketine bakmadan alışveriş yapmak mümkün olmuyor. Vatandaşın dilinde ise esprili ama düşündüren bir ifade dolaşıyor:
“Bir kilo alalım.”
Fiyat duyulduktan sonra ise karar değişiyor:
“Yok yok, yarım kilo alalım; yanında bol salata yaparız!”
Balık sofraya geldiğinde ise porsiyonlar daha dikkatli hesaplanıyor. Karadeniz mutfağının vazgeçilmezlerinden olan balık, fiyatı nedeniyle sofranın başrolünü korusa da yanına patates, salata ve ekmek gibi ürünler daha fazla ekleniyor.
Özellikle çocukların “Bir parça daha alabilir miyim?” sorusu da sofralarda yeni bir mizah konusu oluyor. Balığın fiyatını hatırlayan babalar ise espriyi patlatıyor:
“Al oğlum… Ama ekmeğin arasına koy, daha uzun gider!”
Şakası bir yana, balık fiyatlarındaki artış vatandaşın sofrasındaki bereket hesabını da etkiliyor. Bir dönem sofranın başrolünde yer alan balık, bugünlerde fiyatı nedeniyle daha küçük porsiyonlarla tüketiliyor.
Ancak tüm bu fiyat tartışmalarına rağmen Karadenizlinin balık sevgisi değişmiyor. Balık tavaya düştüğünde fiyat hesabı bir süreliğine unutuluyor, sofralarda yine Karadeniz’in kendine özgü lezzeti ve sohbeti yerini alıyor.
Eylül’ün gelişiyle balık sezonu yeniden başlarken, vatandaşın temennisi ise ortak: Balık bol olsun, sofralar şenlensin; fiyatlar da cep yakmasın.
Çünkü Karadenizli için balığın yalnızca bir yemek olmadığına dikkat çekilirken, sofraya gelen balığın aynı zamanda memleket kokusu taşıdığı vurgulanıyor.
Kısacası…
Hoş geldin Eylül, hoş geldin balık. Karadenizli hazır; cüzdan ise biraz tedirgin!



















