Sabah kahvaltılarından iş molalarına, misafir sohbetlerinden yolculuklara kadar hayatın her anında yer alan çay, Türkiye’de yalnızca bir içecek değil, adeta kültürel bir alışkanlık. Ancak Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yayımladığı taklit ve tağşiş listelerinde zaman zaman çayla ilgili usulsüzlüklerin yer alması, “Çayın da sahtesi olur mu?” sorusunu gündeme getiriyor.
“Çayda toz her zaman hile anlamına gelmez”
Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Gıda Teknolojisi Program Başkanı Öğr. Gör. Dr. Selen Akbulut, çayda sıkça tartışılan “toz” kavramına açıklık getirdi. Akbulut, çay tozunun genellikle kurutma, kıyma, eleme ve taşıma süreçlerinde oluşan çok küçük yaprak parçacıkları olduğunu belirterek, bunun her zaman yabancı madde anlamına gelmediğini söyledi.
Ancak çayın içerisinde yüksek oranda toz bulunmasının düşük kalite ya da aşırı mekanik işlem göstergesi olabileceğini vurgulayan Akbulut, özellikle dökme ve ambalajsız çaylardan uzak durulması gerektiğini ifade etti.
Çaya katkı maddesi kesinlikle yasak
Türk Gıda Kodeksi Çay Tebliği’ne göre siyah çay, yeşil çay, aromalı ve kafeinsiz çaylar dahil olmak üzere çay ürünlerine hiçbir katkı maddesinin eklenemeyeceğini hatırlatan Akbulut, aroma kullanılacak ürünlerin ise ilgili yönetmeliklere uygun şekilde üretilmesi gerektiğini söyledi.
En sık rastlanan hile: Gıda boyası
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın taklit ve tağşiş listelerinde çayla ilgili en sık karşılaşılan ihlalin “gıda boyası kullanımı” olduğuna dikkat çeken Akbulut, Sudan I–IV ve Metanil Sarısı gibi yasaklı boyaların çaya renk vermek amacıyla kullanılabildiğini belirtti.
Bu tür boyaların kanserojen etki, karaciğer ve böbrek hasarı, alerjik reaksiyonlar ve uzun vadede toksik birikim riski taşıdığını vurgulayan Akbulut, çayın içeriğinin yalnızca Camellia sinensis bitkisinin yapraklarından oluşması gerektiğinin altını çizdi.
Evde yapılan testler güvenilir değil
Sosyal medyada paylaşılan “evde çay testi” videolarına da değinen Akbulut, bu yöntemlerle hile veya tağşişin kesin olarak tespit edilmesinin mümkün olmadığını söyledi. Çayda hile olup olmadığının ancak akredite laboratuvarlarda yapılan bilimsel analizlerle anlaşılabileceğini belirten Akbulut, şüpheli durumlarda Alo 174 Gıda Güvenliği Hattı’na başvurulabileceğini ifade etti.
Tüketiciye kritik uyarılar
Uzmanlar, çay satın alırken mutlaka bilinen ve denetlenen markaların tercih edilmesi gerektiğini vurguluyor. Etiket bilgileri, üretici firma, parti numarası ve menşe bilgilerinin kontrol edilmesi, dökme ve izlenebilirliği olmayan çaylardan uzak durulması öneriliyor. Tat, koku ve renkte şüpheli bir durum fark edilmesi halinde ise yetkili kurumlara bildirim yapılması isteniyor.
Türk çayı neden bu kadar değerli?
Uzmanlara göre Türk çayı, doğal yapısı ve katkısız üretimiyle önemli sağlık faydaları da sunuyor. Antioksidan içeriği sayesinde kalp ve damar sağlığını destekleyen çay; metabolizmayı yeniliyor, enerji tüketimini artırıyor ve idrar söktürücü etkisiyle vücudun temizlenmesine katkı sağlıyor.
Kişi başına yıllık yaş çay tüketiminin 13,7 kilogram olduğu Türkiye’de, kuru çay tüketimi ise yaklaşık 3,5–4 kilogram seviyesinde. Bu nedenle uzmanlar, çayın güvenilir kaynaklardan temin edilmesinin halk sağlığı açısından büyük önem taşıdığını vurguluyor.



















