RAKAMLARLA YÖNETİLEN ÜLKEDE, HAYAT GERÇEKLERİ

Muhammet UZUN

07-01-2026 19:52

Bir ülkede bakanlar, milletin yaşadığı hayatı rakamlarla anlatmaya başladığında bilin ki orada ciddi bir kopuş vardır. Bugün Türkiye’de çalışanların ve emeklilerin yaşadığı tablo tam olarak budur. Masa başında hazırlanan tablolar ile sokakta yaşanan gerçekler arasında derin bir uçurum oluşmuştur.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, göreve geldiği günden bu yana yaptığı açıklamalarla bu kopuşun en net örneklerinden biri olmuştur. Her seferinde “iyileştirme” diye sunulan rakamlar, ne pazarda ne mutfakta ne de faturalarda karşılık bulmuştur. Açıklanan oranlar, yapılan hesaplar, çizilen pembe tablolar; geçim derdiyle boğuşan milyonlar için hiçbir anlam ifade etmemektedir.
Bir emekli aylıkla ay sonunu getiremiyorken, bir çalışan aldığı ücretle temel ihtiyaçlarını karşılayamazken; “enflasyonun üzerinde artış”, “refah payı”, “denge politikası” gibi ifadelerle durum izah etmeye çalışmak, milletin yaşadığı gerçekliği görmezden gelmektir. Bu, en hafif tabiriyle toplumdan kopuk bir yönetim anlayışıdır.
Millet rakam bilmez sanılmaktadır. Oysa millet çok iyi hesap yapar. Marketteki etiketle maaş bordrosunu, kira sözleşmesiyle emekli aylığını, elektrik faturasıyla açıklanan enflasyon oranını yan yana koyar ve gerçeği görür. Milletin zekâsını hafife alan her yaklaşım, aslında kendi iflasını ilan eder.
Burada mesele bir bakanın başarısızlığıyla sınırlı değildir. Mesele, çalışanı ve emekliyi sadece istatistik kalemi olarak gören anlayıştır. İnsanı merkeze almayan hiçbir sosyal politika başarılı olamaz. Çalışanı yoksullaşan, emeklisi muhtaç hale gelen bir ülke “istikrar” masallarıyla yönetilemez.
Bugün toplumda sessizlik varsa, bu rıza değildir. Bu, çaresizlikten kaynaklanan bir sabırdır. Ancak bu sabrın da bir sınırı vardır. Millet kendisine yapılan haksızlığı unutmaz. Kendisini yok sayanları, görmezden gelenleri, rakamlarla oyalayanları zamanı geldiğinde demokratik yollarla hatırlatır.
Kimse milletin hafızasını küçümsemesin. Kimse bu sessizliği kalıcı sanmasın. Sandık da, tarih de, vicdan da not tutar. Ve günü geldiğinde herkes, yaptığı işin hesabını verir.
Bu bir tehdit değildir.
Bu, millet gerçeğidir.

DİĞER YAZILARI Çayın Buharında Kaybolan Emek 01-01-1970 03:00 İSMAİL TÜRÜT ÖZÜR DİLEMELİ 01-01-1970 03:00 Türkiye Kimin Savaşına Sürükleniyor? 01-01-1970 03:00 BU DÜNYAYI KİMLER YÖNETİYOR? 01-01-1970 03:00 ASGARİ DEĞİL, AÇLIK ÜCRETİ! 01-01-1970 03:00 YILLARDIR TÜİK RAKAMLARIYLA MİLLET ALDATIYOR 01-01-1970 03:00 KOMİSYON GÖLGESİNDE MEŞRUİYET ARAYANLAR ve MİLLETİN SERT VİCDANI 01-01-1970 03:00 Erdoğan’ın ABD Seferi: Boş Çantayla Gidip, Daha Boş Dönmek 01-01-1970 03:00 Anayasa Değişikliği Masalı 01-01-1970 03:00 Hekim – Hasta İlişkisi Üzerine: Meram’daki Olaydan Çıkarılacak Dersler 01-01-1970 03:00 GEÇİM MÜCADELESİNİN EN AĞIR YÜKÜNÜ EMEKLİ TAŞIYOR  01-01-1970 03:00 KARANLIK MASALAR, GİZLİ TUTANAKLAR VE MİLLETİN SIRTINA SAPLANAN HANÇER 01-01-1970 03:00 SAHTE DİPLOMALAR VE AK PARTİ’NİN YÜZÜNE VURULAN AYNA 01-01-1970 03:00