Soyer, özellikle yaz aylarında artan yangın riskine karşı kırsal mahallelere yangın söndürme tankerleri dağıtarak belediyelerin yangınlara ilk müdahale kapasitesini güçlendirmiş, gönüllü yangın ekipleri kurulmasına öncülük etmişti. Bu çalışmalar, yerel halk tarafından büyük destek görmüş ve birçok yangının büyümeden söndürülmesine katkı sağlamıştı. Ancak tüm bu çabalara rağmen Tunç Soyer'in yeniden aday gösterilmemesi, yerel yönetimlerin afetlere hazırlık konusundaki kararlılığının sürdürülebilirliğini sorgulatır hâle getirdi.
"Bizde İşini Düzgün Yapanlar Harcanır"
Soyer'in yeniden aday gösterilmemesi sonrası başlayan tartışmalar, İzmir'in son günlerde yaşadığı yangın felaketleriyle yeniden gündeme taşındı. Vatandaşlar sosyal medyada, “Bizde işini düzgün yapanları harcarlar”, “Yangına karşı en çok hazırlığı Tunç Başkan yapmıştı, ama şimdi İzmir yanıyor” yorumlarıyla tepkilerini dile getirdi.
Özellikle kırsal mahallelerde yaşayan vatandaşlar, daha önce ellerinde olan tankerin bakım görmemesi ya da personel desteği sağlanmaması nedeniyle çaresiz kaldıklarını belirtti. Önlem alınmadan geçen yaz aylarında kırsal bölgelerdeki küçük yangınların bile hızla büyüme riskine dikkat çekiliyor.
Yeniden Aday Gösterilmeyince Projeler Rafta Kaldı
Soyer’in hayata geçirdiği projeler, görevi devretmesinin ardından birçok noktada sekteye uğradı. Belediyenin yangın hazırlık bütçesinde kesintiye gidildiği, gönüllü yangın müdahale ekiplerinin eğitimlerine devam edilmediği ve tankerlerin bakımının ihmal edildiği iddiaları gündemde.
Uzmanlar, yangınla mücadelede sürekliliğin hayati önem taşıdığını ve yalnızca bir dönemle sınırlı projelerin yeterli olmadığını vurguluyor. Tunç Soyer döneminde atılan adımların kurumsal hafızaya yerleşmesi ve sonraki yönetimlerce sahiplenilmesi gerektiği belirtiliyor.
Tunç Soyer Ne Demişti?
Tunç Soyer, başkanlık döneminde yaptığı açıklamalarda, “İzmir, yangınla yaşamayı öğrenmek zorunda. Ama bu teslim olmak değil, hazırlıklı olmak demektir” demişti. Bu sözler, bugün İzmir’in içinden geçtiği zor günlerde daha da anlam kazanıyor.
Yangınların ardından yaşanan koordinasyon eksikliği, bazı mahallelerde yangına müdahalede geç kalındığı yönündeki iddialar ve vatandaşların sosyal medyada yardım çağrıları, afet yönetiminin sadece merkezi değil, yerel yönetimlerin öncülüğünde planlanması gerektiğini bir kez daha gösterdi.
Sonuç: Siyasî Tercihler mi, Toplumsal Güvenlik mi?
Bugün yaşanan yangınlar, yalnızca doğayı değil, aynı zamanda geçmişte alınan önlemlerin ne kadar kıymetli olduğunu da gözler önüne serdi. Tunç Soyer'in görevdeyken orman yangınlarına karşı gösterdiği hassasiyet ve hazırlıklar bir kez daha hatırlanıyor. Ancak bu önlemlerin bir kısmı kaderine terk edilmiş durumda.
İzmirli yurttaşlar soruyor: “Yangına karşı hazırlık yapanlar neden cezalandırılır? Siyasî tercihler uğruna toplumun güvenliği riske atılabilir mi?”




















