Gazeteci Ruşen Çakır, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın CHP'yi istediği kıvama getirme çabaları çeşitli siyasi hamlelerle devam ettiğini iddia etti. Çakır, özellikle 30 Haziran'da sonuçlanması beklenen davanın CHP'nin mevcut yönetimi üzerinde etkili olabileceğini belirtti. Ancak, CHP'nin güçlü bir tabana sahip olması nedeniyle, parti içindeki değişimlerin Erdoğan'ın istediği şekilde gerçekleşmesinin zor olduğunu ifade etti.
YouTube kanalında yaptığı değerlendirmede Ruşen Çakır şunları söyledi:
Şimdi bir alıntı yapacağım. Bir köşe yazısının son bölümünü okuyacağım, ‘Özel ekibi kazınacak ve yok olacak CHP açısından müjdeli bir durum var Kemal Kılıçdaroğlu gelirse özel İmamoğlu ikilisinin yaptıkları doğal olarak yok hükmünde sayılacak CHP muhtemelen bir kapatma davasından kurtulacak.’ Şimdi nereden çıktı bu diyeceksiniz? Bunu okuduğumda ağzım açık kaldı ama sonra dedim ki her şey mümkün Türkiye böyle garip bir ülke. Çünkü CHP, Atatürk'ün kurduğu parti ama 12 Eylül döneminde tüm partilerle birlikte 16 Ekim 1981'de kapatıldı. 9 Eylül 1992'de yeniden açıldı. Dolayısıyla Atatürk'ün partisini kim nasıl kapatır, kapatma davası açar dememek lazım. Sanmıyorum böyle bir şey olacağını ama şunu da biliyorum ki Erdoğan'ın özellikle PKK'nın silah bırakma kararının ardından yeni düşmanlara ve beka tehditlerine ihtiyacı var.
2015 HAZİRAN SEÇİMLERİ ÇOK BÜYÜK BİR FIRSATTI
Erdoğan, 19 Mart sürecinin belli bir aşamasından sonra Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarını Cumhuriyet tarihinin en büyük organize suç örgütü olarak tanımlamaya ve dış istihbarat servisleriyle ilişkileri olduğunu ileri sürdü. Fakat ülke adı falan zikretmedi. Bir şeytanileştirme kriminalize etme operasyonu var. Bu başarılı olabilir mi pek olacak gibi değil, zaten şu aşamada buradan bir mola verildi. 30 Haziran'a ertelenmiş olan bir dava var ve mutlak butlan diye bir olay var. Bu sözünü ettiğim köşe yazısı da zaten buna gönderme yapıyor ve bu davanın Özgür Özel aleyhine yani şu an ki yönetim aleyhine sonuçlanacağına ve Kılıçdaroğlu'nun tekrar partinin başına geçeceğine emin gibi gözüküyor. Peki bu olur mu kimilerine göre olacak ama ben açıkçası 30 Haziran'da karar çıkmasını pek beklemiyorum. Şöyle ki Erdoğan bunun uzamasını tercih edecektir diye düşünüyorum ama sonuç 30 Haziran'da da çıkabilir. Olaya hukuki açıdan bakanlar kesinlikle bunun olamayacağını söylüyorlar mutlak butlan denen olayın olamayacağını söylüyorlar. Kimileri kayyum kararı olabilir belki diyenler var. Onun da olamayacağını söylüyorlar ama biliyoruz ki bu dava Türkiye'deki tüm diğer davalar gibi hukuki bir dava değil siyasi bir dava ve bunun kararını da siyasetçiler ülkeyi yönetenler verecek. Burada amaç ne amaç CHP'yi tekrar hizaya getirmek tekrar eski kıvamına getirmek, eski kıvam neydi? Deniz Baykal ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun ilk yıllarını özellikle hatırlayın dar bir alanda iktidarın kendine sağladığı ve sunduğu alanda sert ana muhalefet pozisyonları aldılar ama Erdoğan'ı bir türlü yıkamadılar 2015 Haziran seçimleri mesela çok büyük bir fırsattı Erdoğan tek başına iktidarı ilk kez kaybetti. O fırsatı da değerlendiremediler ve sonra Kasım seçimleriyle Erdoğan tekrar %50 oy alarak yeniden AK Parti iktidara geldi.
ARTIK CHP TÜRKİYE'NİN BİRİNCİ PARTİSİ
Erdoğan'ın iktidarın kızdığı ve iktidara kızan ama çok da fazla iktidarı tehdit etmeyecek olan bir muhalefete ve özellikle ana muhalefete ihtiyacı var. Halbuki 31 Mart 2024 seçimleri yerel seçimleri işin renginin değiştiğini gösterdi ve 19 Mart'tan sonra bu çok daha bariz bir şekilde ortaya çıktı. Artık CHP Türkiye'nin birinci partisi oldu. Bu Erdoğan'ı son derece rahatsız ediyor. Yaşadığımız bu bölgesel konjonktürde, ekonominin bu kadar kötü olduğu bir dönemde AK Parti’nin iktidarını kaybetme riski çok yüksek, tekrar oy kazanmak için insanların dertlerine sorunlarına çözüm getiriyor olacaksınız. Özellikle ekonomiyi çözeceksiniz ama en önemlisi bir de Türkiye'ye yeniden bir vizyon sunabilmeniz lazım ama artık bu trenler kaçmış durumda bunun için Erdoğan yapabileceği şey kendisi kazanamayacağı zaman rakibinin de kazanmasını engellemek. Yani kendini yeniden yapılandırmaktan ziyade karşı tarafın yeniden yapılanmasının değişiminin önünü kesmek ve onu mümkün olduğu kadar dar bir alana sıkıştırmak ve mümkünse bölüp parçalamak 2023 seçimleri öncesi de CHP çok büyük bir fırsat yakalamıştı. Toplum bu değişime hazırdı ama orada sonradan daha iyi anlaşıldı ki o masadan kalkmalardan tutun adayın son ana kadar açıklanmamasına kadar birçok şey ama bu arada da birtakım montaj videolar şunlar bunlarla Erdoğan tekrar iktidarda kalmayı başarmıştı. Şu haliyle bakıldığı zaman bunu o yöntemlerle başaramayacak gibi ve şimdi işte olayı tekrar CHP'yi kendi içinde kavga eden bir parti haline dönüştürme formülünü tekrar hayata geçirmek istiyor. Burada tabii ilk akla gelen Kılıçdaroğlu'nun açık açık çıkıp ben bu oyunda yokum demesi ama şu ana kadar böyle bir şey görmedik. Burada CHP'nin Kılıçdaroğlu'na rağmen bir B planını hazırlıyor olması lazım. Herhalde hazırlamışlardır ama hazırlamak tek başına yetmez. Bunu hayata geçirebilmek lazım. Yani diyelim ki 30 Haziran'da partiyi siyasi iktidar yeniden Kılıçdaroğlu'na verdi CHP ne yapacak CHP'nin şimdiki yönetimi ne yapacak? Ekrem İmamoğlu ne yapacak? Bunların çalışılmış olduğunu varsayıyorum. Burada tabii ki çok zorlanacaklardır bu tür seçeneklerde ama ellerinde çok büyük bir avantaj var. O da çok güçlü bir taban var, güçlenen bir taban var. Bunu Saraçhane'de gördük, Maltepe'de gördük Yozgat'ta, Konya'da gördük. En son Manisa'da Ferdi Zeyrek'in cenazesinde gördük. Bu taban artık eski kalıplara sığacak bir taban değil. Bu tabanın hepsi tepeden tırnağa CHP'li değil ama bir şekilde değişimi isteyen ve değişim için kolları sıvamış ve kaybedecek çok da fazla bir şey olmayan bir taban var. İşte bu taban var olduğu müddetçe CHP'nin şimdiki yönetimi bu tabanla o ilişkiyi organik ilişkiyi muhafaza edip geliştirebildiği ölçüde her ne karar alınırsa alınsın, mahkemeler ne yaparsa yapsın CHP'ye kayyum mu atanır? Eski yönetim mi gelir? Yeni belediye başkanları cezaevine mi konur? Bunlarla CHP'yi tekrar Erdoğan'ın istediği ve arzu ettiği kıvama getirmenin mümkün olduğunu düşünmüyorum. Erdoğan'ın istediği kıvama gelmemek tek başına yeterli değil ama başlangıç için bu şart, aksi takdirde tekrar biz eski filmleri seyrederiz.
CHP artık istese de Erdoğan'ın istediği kıvama dönemez, parti olarak dönse bile taban dönemez ve o taban benim anladığım kadarıyla bir şekilde yoluna devam eder ve bu yola devam edebilmesi için birtakım önder kadroların olması şart. Şu haliyle bakıldığı zaman CHP'yi yine yıpratacak bir sürecin içinde olduğumuz anlaşılıyor ama hani ne derler yok etmeyen güçlendirir. 19 Mart operasyonu nasıl doping etkisi yaptıysa belki bu tür yeni operasyonlarda yine doping etkisi yaratabilir.



















