Kötü niyetli kişilerin en büyük silahı, insanların iyi niyetini ve nezaketini suistimal etmektir.
Toplumsal çürümeye karşı dururken, görevi kötüye kullanan ya da şebeke halinde hareket eden odaklara karşı net bir mesafe koymak gerekir.
DÜRÜSTLÜK
SORUMLULUK ALMAKLA OLUR.
Yanlış İnsanlara Güler yüz göstermeyin:
İyi görünüp arkadan şebeke halinde çalışan kişilere karşı mesafeli olun. Onlara gösterilen samimiyet ve sahte tebessümler, yaptıklarını meşrulaştırır ve onlara cesaret verir.
Duruşunuz net, sınırlarınız keskin olsun.
Bu tür iki yüzlü ve şebeke halinde çalışan kişilere karşı bu duruşu sergilemek ve yaygınlaştırmak, toplumsal çürümeye karşı en etkili bireysel savunma mekanizmalarından biridir.
Sahte iyiliğe prim vermemek hem kendinizi korumanızı sağlar hem de çevrenize bir farkındalık kazandırır.
Bu bilinci güçlendirmek ve etrafınıza aşılamak, Sınırları Netleştirmekten geçer. Şebeke çalışanlarına karşı sadece iş odaklı ve aşırı mesafeli bir iletişim dili benimseyin.
Göz teması ve net ton: Konuşurken samimi jestlerden kaçının, dik durun ve net, kararlı bir ses tonu kullanın.
Çevrenizdeki insanların, sizin bu net sınırlarınızı izleyerek doğru duruşu kopyalamasını sağlayın.
Yakın arkadaşlarınızla bu kişilerin zararlarını ve neden mesafe konulması gerektiğini net argümanlarla paylaşın.
Bu tür kişilerin yaptıkları sahte iyilikler çevrenizde övüldüğünde, arka plandaki gerçekleri hatırlatarak algıyı kırın.
Bu tutarlı tutumu ortaya koyamıyorsanız kusura bakmayın!
Siz de Eleştirdiklerinizden iyi ya da dürüst değilsiniz. Ya da Yüreğiniz, Cesaretiniz Yok edilmiş de Farkında mı değilsiniz!..
Unutmayın! Haklı iseniz Dik durabilirsiniz.
Yanlışı"Tırstırmak ve Geri adım attırmak için siz dürüstler Net olun.
Odaklanın ve Tarihten ilham alın: Toplumlar her zaman bu tür yozlaşma dönemlerinden geçmiş ve dürüst insanların çabasıyla ayağa kalkmıştır. Sizin böyle bir Çabanız var mı?
Yoksa Teslimiyetinizi İçselleştirdiniz mi?
DÜRÜSTLÜK, SADECE DOĞRUYU SÖYLEMEK DEĞİL; SORUMLULUK ALMAKTIR
DÜRÜSTLÜK, SADECE DOĞRUYU SÖYLEMEK DEĞİL; SORUMLULUK ALMAKTIR
TÜM ÇAY-İŞ SENDİKASI GENEL MERKEZİ / RİZE
Toplumsal yozlaşma bir günde ortaya çıkmaz.
Önce küçük yanlışlar normalleştirilir, sonra sessizlik alışkanlığa dönüşür. Bir süre sonra insanlar haksızlığı görür ama “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.” anlayışıyla susar. İşte toplumsal çürümenin en tehlikeli aşaması budur.
Çünkü yanlışın büyümesini sağlayan yalnızca yanlışı yapanlar değildir; yanlışı gördüğü hâlde hiçbir şey yapmayanların sessizliği de ona alan açar.
DÜRÜST İNSANLAR NEDEN SORUMLULUK ALMALI?
Sosyolojik açıdan bakıldığında toplumun temel gücü yalnızca kanunlar ve kurumlar değildir. Güven, adalet duygusu, ortak değerler ve insanların birbirine karşı sorumluluk bilinci de toplumsal düzenin temelidir.
Bir kurumda liyakat yerine yakınlık, hak yerine çıkar, eleştiri yerine korku, ortak yarar yerine kişisel menfaat öne çıkıyorsa; orada sorun artık birkaç kişinin davranışından ibaret değildir.
Sorun, kurumsal kültüre dönüşmeye başlamıştır.
Bu nedenle dürüst insanların sorumluluk almaması, boşluğu dürüst olmayanların doldurmasına yol açar.
İYİ NİYET, SINIRSIZ TAVİZ DEMEK DEĞİLDİR
Kötü niyetli insanların en büyük avantajlarından biri, iyi niyetli insanların nezaketini kullanabilmeleridir.
Bu nedenle;
Yanlış olana sırf huzur bozulmasın diye susmayın.
Haksızlığa sırf yalnız kalmamak için ortak olmayın.
Sahte iyiliği gerçek erdem sanmayın.
Kişilere değil, ilkelere bağlı kalın.
Ancak burada önemli bir ayrım vardır:
Mesafe koymak düşmanlık değildir.
Sınır koymak kin değildir.
Eleştirmek saldırı değildir.
Hesap sormak kavga çıkarmak değildir.
Asıl mesele, kişileri hedef almak değil; yanlış davranışın karşısında ilkesel ve hukuka uygun bir duruş sergilemektir.
SOMUT OLARAK NE YAPMALIYIZ?
Bir yanlış gördüğümüzde;
• Önce bilgi ve belgeye ulaşmalıyız.
• Söylentiyle değil, somut gerçekle hareket etmeliyiz.
• Kişisel husumeti kurumsal meseleye dönüştürmemeliyiz.
• Eleştiriyi kişiliğe değil, davranışa yöneltmeliyiz.
• Hukuki ve demokratik yolları kullanmalıyız.
• Yetkili mercilere başvurmaktan çekinmemeliyiz.
• Aynı yanlışın tekrar etmemesi için sistemsel çözüm istemeliyiz.
• Kim yaparsa yapsın, aynı yanlış karşısında aynı tavrı göstermeliyiz.
Çünkü gerçek dürüstlük, sevdiğimiz kişinin yanlışını da eleştirebilmek; bize zarar vermeyen kişinin yanlışına da karşı çıkabilmektir.
ŞEBEKELEŞMEYE KARŞI EN GÜÇLÜ CEVAP: ŞEFFAFLIK
Bir kurumda kapalı ilişkiler, çıkar grupları ve birbirini koruyan küçük çevreler oluşuyorsa bunun karşısındaki en güçlü mücadele kişisel kavga değil;
Şeffaflık + hesap verebilirlik + liyakat + belge + hukuk + örgütlü bilinçtir.
Çünkü kişilere karşı mücadele geçici olabilir.
İlkelere dayalı kurumsal mücadele ise kalıcı sonuç üretir.
Bugün bir kişiye karşı çıkıp yarın aynı davranışı kendi çevremizden biri yaptığında susarsak, mücadelemizin hiçbir anlamı kalmaz.
CESARET, BAĞIRMAK DEĞİL; BEDELİ OLSA DA DOĞRUYU SAVUNMAKTIR
Haklı olduğuna inanıyorsan dik dur.
Ama dik durmak; insanları aşağılamak, tehdit etmek veya düşmanlaştırmak değildir.
Dik durmak; baskı karşısında ilkeni değiştirmemektir.
Dik durmak; çıkar karşılığında susmamaktır.
Dik durmak; yalnız kalsan bile doğru bildiğinden vazgeçmemektir.
Dik durmak; yanlış yapanı değil, yanlışı hedef almaktır.
Ve en önemlisi:
Dürüstlük, yalnızca “Ben dürüstüm.” demekle kanıtlanmaz.
Dürüstlük, sorumluluk aldığında ortaya çıkar.
BUGÜN KENDİMİZE SORALIM:
Yanlış gördüğümüzde ne yapıyoruz?
Susuyor muyuz?
Küçük çıkarlarımızı mı düşünüyoruz?
“Bana dokunmasın.” diyerek kenara mı çekiliyoruz?
Yoksa;
Belgeyle, hukukla, akılla, cesaretle ve örgütlü bir iradeyle doğru olanı savunuyor muyuz?
Tarih bize şunu gösteriyor:
Toplumları yalnızca güçlüler değiştirmez.
Bazen bir kişinin itirazı, bir grubun cesareti ve dürüst insanların kararlı tutumu büyük değişimlerin başlangıcı olur.
Bu nedenle mesele yalnızca “Yanlış yapanlar kim?” sorusu değildir.
Asıl soru şudur:
“Ben bu yanlış karşısında ne yapıyorum?”
Eğer haklı olduğunuza inanıyorsanız;
Korkmayın.
Susmayın.
Teslim olmayın.
Belgeleyin.
Hukuk içinde mücadele edin.
Örgütlenin.
Sorumluluk alın.
Çünkü toplumsal yozlaşmayı yalnızca kötü insanlar büyütmez.
İyi insanların sessizliği de büyütebilir.
Ve unutmayın:
DÜRÜSTLÜK, SEYİRCİ KALMAK DEĞİL; SORUMLULUK ALMAKTIR.
TÜM ÇAY-İŞ SENDİKASI
Genel Merkez – Rize
Hak, emek, adalet ve insan onuru için;
daha dürüst, daha şeffaf ve daha sorumlu bir toplum mümkün
Bir Çabanız Olsun; kendi haklılığınıza inanıyorsanız;
"Başaracağınızdan EMİN OLUN."
Hep Birlikte Başaracağız.
Saygı ile...