Beyaz Örtünün Çığlığı

Ceyhun KALENDER

19-01-2026 23:49

 

Kışın doğaya yakışan sessizliktir. Karın üstüne düşen tek bir adımın bile yankılandığı o kutsal dinginlik… Ve biz, bu sessizliği hoyratça parçalıyoruz. Dağların kalbine, ormanların içine, hayvanların son sığınaklarına motor sesleriyle giriyoruz. Kar motosikletleri, birkaç dakikalık eğlence uğruna beyaz örtünün altındaki yaşamı ezip geçiyor.

Doğa, insanın canı sıkıldığında girip dağıtabileceği bir lunapark değildir. Özellikle kış aylarında her ses, her ani hareket ölümle eşdeğerdir. Kış uykusundaki bir ayıyı gürültüyle uyandırmak; onu sadece korkutmak değil, onu yavaş yavaş ölüme mahkûm etmektir. Çünkü o hayvan bir daha geri dönemeyeceği bir uykudan koparılır ve o kopuş, yaşamdan kopuştur.

Mesele yalnızca ayılar da değil. Yaban keçileri, dik yamaçlarda tutunarak hayatta kalmaya çalışan o narin bedenler… Motor sesiyle paniğe kapılıp kaçarken uçurumlara sürüklenen, yavrusunu geride bırakan, sürüsünden kopan yaban keçileri… Geyikler; haftalarca biriktirdikleri son enerjilerini, sırf bir insan “eğlensin” diye kaçmaya harcar. Kaçamayan düşer. Düşen ölür. Doğada bunun telafisi yoktur.

Bu gürültü göç yollarını bozar, sürüleri dağıtır, beslenme düzenlerini parçalar. Bir hayvanın kışın yanlış yöne attığı tek bir adım, baharı hiç görememesi demektir. Ve biz buna “spor” diyoruz.

Üstelik geride sadece korku bırakmıyoruz. Egzoz gazları, yakıt sızıntıları, yağ atıkları karın altına sinsice sızıyor. Beyaz örtü masumdur ama altında biriken zehir değildir. “Kar erir, gider” diye avunanlara şunu hatırlatalım: Kar erir, ama kir toprağa, suya, kana karışır. Doğa unutmuyor. Bedeli mutlaka geri istiyor.

Sessizlik arayan insanlar için de bu bir işkencedir. Dağa huzur bulmak için çıkan biri, şehirden kaçtığını sanırken şehir gürültüsünün en saldırgan hâliyle karşılaşıyorsa, ortada büyük bir ahlaki çöküş vardır. Çünkü burada çatışan sadece araçlarla insanlar değil; açgözlülükle yaşam hakkıdır.

Ayrıca toplumun büyük bir kesimi ekonomik sıkıntı içindeyken belirli bir azınlığın eğlenmesi için milyonlarca lirayı heba ediyoruz. Milyonlarca lira harcanan kar motosikletleri, doğayı koruyacak projelere kaynak bulunamazken, doğayı yok etmenin oyuncağına dönüşüyor. Bu, sadece çevresel değil; vicdani bir iflastır.

Artık kendimize şu soruyu sormaktan kaçamayız: Doğa bizim adrenalini yükseltmek için mi var, yoksa biz onun sessiz misafirleri miyiz? Beyaz örtünün altında yankılanan o motor sesleri aslında bir çığlıktır. Ayıların, geyiklerin, yaban keçilerinin duyulmayan çığlığı…

Ve şunu unutmayalım: Bugün onların sessizliğini çalıyoruz. Yarın, sıra bize geldiğinde, duyacak kimse kalmayabilir.

 

DİĞER YAZILARI Handüzü Yaylası: Sadece Bir Yarış Alanı Değil Ancak, Doğruya doğru… 01-01-1970 03:00 Renkler, Mitler ve Nevruz 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin Özelleştirme Politikası ve Kaybolan Değerler... 01-01-1970 03:00 ÇİÇEKLER VE BÖCEKLER 01-01-1970 03:00 Artık Çay, Rizeliyi doyurmuyor. 01-01-1970 03:00 FİLİSTİN 01-01-1970 03:00 NASIL SOYULUYORUZ? 01-01-1970 03:00 Ben Neden Atatürkçü Oldum, Siz Neden Atatürkçü Olmalısınız? (2) 01-01-1970 03:00 Çanakkale Zaferi ve Cumhuriyete Giden Yolda Türk Ocakları (2) 01-01-1970 03:00 Çanakkale Zaferi ve Cumhuriyete Giden Yolda Türk Ocakları 01-01-1970 03:00 ÜLKEMİZDE CEHENNEMİ SATIN ALABİLECEK KADAR İNANÇLI İNSAN VAR MI? 01-01-1970 03:00 Kut'ül Amare Zaferi Bir İttihatçı Paşa; Halil Kut 01-01-1970 03:00 CUMHURİYETE GİDEN YOLDA KONGRELER VE GENELGELER 01-01-1970 03:00 HİKÂYESİ OLAN TÜRKÜLER 01-01-1970 03:00 Bilmez Kişi.. 01-01-1970 03:00 HES, YEŞİL YOL, TURİZM 01-01-1970 03:00 Ne Okuyalım? 01-01-1970 03:00 Gençlik Nereye Gidiyor? 01-01-1970 03:00 Parkomat Soygunu 01-01-1970 03:00 Türkçe Üzerine Tepinmeler... 01-01-1970 03:00 Güneysu Gürgen Ve Baş Köy’ de Üç Perdelik Trajikomik Oyun 01-01-1970 03:00 Sendika Din Değildir, Ama… 01-01-1970 03:00 Dereler Kim İçin, Nereye Akıyor? 01-01-1970 03:00 Liyakat Konusunda Durum Bu Kadar Mı Vahim? 01-01-1970 03:00 İslami Dayanışma Oyunları 01-01-1970 03:00 80 öncesi algılarla bugün yol alamayız! 01-01-1970 03:00