https://www.haberetanik.com/files/uploads/user/0f7f9b5535079ff1dd10737feb5e1ce3-32eef0354d1f63f13530.jpg
Metin TOPÇU

Eksik Kaldığımız Yer

19-07-2026 09:49

İnsan, hayata hiçbir zaman bütünüyle tamamlanmış olarak başlamaz. Hep içinde adı konulamayan bir boşluk, tarif edilemeyen bir özlem ve nereye ait olduğunu bilmediği bir arayış taşır. Yıllar geçer, yüzler değişir, şehirler eskir, mevsimler defalarca birbirini kovalar; fakat insanın içinde sessizce dolaşan o eksiklik hissi, çoğu zaman onunla birlikte yaşamaya devam eder.
Belki de bu yüzden insan, ömrünün büyük bölümünü kendini tamamlayacak birini ya da bir şeyi arayarak geçirir. Bir dostun samimiyetinde, bir sevgilinin gözlerinde, bir annenin duasında, bir babanın güven veren sessizliğinde ya da bir çocuğun masum gülüşünde eksik kalan yanını bulacağını zanneder. Oysa insanın en büyük yanılgısı, tamamlanmayı dışarıda aramasıdır. Çünkü dışarıdan gelen her şey, ne kadar güzel olursa olsun, gün gelir değişir. İnsanlar gider, yollar ayrılır, sesler susar ve alıştığımız bütün gölgeler bir gün üzerimizden çekilir.
Hayatın değişmeyen tek gerçeği, insanın en sonunda yine kendisiyle baş başa kalacağıdır.
İşte o an, bütün kaçışların bittiği andır. Kalabalıkların sustuğu, bahanelerin anlamını yitirdiği, yalnızlığın insanın yüzüne bir ayna gibi tutulduğu an... O aynada ne başkalarının sevgisi görünür ne alkışları ne de övgüleri. Orada yalnızca insanın kendisi vardır; bütün korkularıyla, pişmanlıklarıyla, umutlarıyla ve yaralarıyla...
İnsan, en çok kendi sessizliğinde tanır kendini.
Çünkü sessizlik, kelimelerin söyleyemediğini anlatır. Gecenin derinliğinde kimsenin duymadığı iç konuşmalar, insanın gerçek hikâyesini yazar. En büyük savaşlar meydanlarda değil, insanın kendi yüreğinde yaşanır. En ağır yenilgiler de başkalarına karşı değil, vazgeçtiğimiz kendi benliğimize karşı alınır.
Oysa insan sandığından çok daha güçlüdür.
Bir tohumun tonlarca toprağı yarıp güneşe ulaşması nasıl bir mucizeyse, insan ruhunun acılardan yeniden doğabilmesi de öyledir. Kırılmak, yok olmak değildir. Ağlamak, güçsüzlük değildir. Yorulmak ise vazgeçmek anlamına gelmez. Hayat bazen insanı öyle yerlerden sınar ki, kendini tamamen kaybettiğini zanneder. Fakat tam da o karanlığın içinde, farkında olmadığı bir güç sessizce büyümeye başlar.
Çünkü acı, doğru yaşandığında insanı küçültmez; derinleştirir.
Her kayıp, insana sahip olduklarının kıymetini öğretir. Her ayrılık, bağımlılık ile sevgi arasındaki ince çizgiyi gösterir. Her yalnızlık, insanı kendi sesini duymaya biraz daha yaklaştırır. Ve her düşüş, ayağa kalkmanın yalnızca bedensel değil, ruhsal bir eylem olduğunu hatırlatır.
Belki de olgunlaşmak, yaralarının tamamen iyileşmesi değildir. Belki olgunlaşmak, yaralarına rağmen yürüyebilmektir.
İnsan çoğu zaman eksik olduğunu düşünür. Oysa eksik olan kendisi değildir; eksik olan, kendine duyduğu inançtır. Çünkü kendine inanmayan insan, en büyük sevgiyi bile taşıyamaz. Kendini sevmeyen biri, başkasının sevgisinde huzur bulamaz. Kendisiyle barışamayan biri, dünyanın bütün güzelliklerine sahip olsa bile içindeki savaşı susturamaz.
Gerçek bütünlük, insanın kendini olduğu gibi kabul ettiği gün başlar.
Kusurlarını saklamadan, hatalarını inkâr etmeden, geçmişini sırtında bir yük gibi değil, yolunu aydınlatan bir öğretmen gibi taşıdığı gün... İşte o gün insan, başkalarının eksik bıraktığı yerleri değil, kendi inşa ettiği sağlam zemini görmeye başlar.
Hayat, kimseye kusursuz bir yol sunmaz. Herkesin payına düşen bir keder, bir bekleyiş ve bir imtihan vardır. Fakat aynı hayat, her insanın içine yeniden başlayabilecek kadar büyük bir umut da bırakmıştır. Umut, bazen tek bir nefeste saklıdır; bazen sabaha uyanabilme cesaretinde, bazen de "Henüz bitmedi." diyebilme gücünde...
İnsan, başkalarının omzuna yaslanarak biraz dinlenebilir; ama yoluna ancak kendi ayaklarıyla devam edebilir. Çünkü hiçbir el, insanı sonsuza kadar taşıyamaz. Bir gün herkes kendi yükünü kendi yüreğiyle taşımayı öğrenmek zorundadır.
Ve belki de hayatın bütün bilgeliği tek bir cümlede saklıdır:
İnsan, başkası tarafından tamamlanmaz; insan, kendini tanımaya cesaret ettiği ölçüde tamamlanır.
İşte o gün, eksiklik dediğimiz şeyin aslında bir yoksunluk değil, insanı kendine götüren sessiz bir davet olduğunu anlarız. O daveti kabul edenler, artık yalnızlıktan korkmazlar. Çünkü bilirler ki en güvenli sığınak, insanın kendi vicdanı; en sağlam dayanak ise kendi ruhudur.
Geriye dönüp baktıklarında, onları ayakta tutan şeyin başkalarının elleri değil, kendi içlerinde hiç sönmeyen o küçük ışık olduğunu görürler. O ışık bazen bir umut, bazen bir dua, bazen de sadece yeniden denemeye cesaret eden bir yürektir.
Ve insan, o ışığı bulduğu gün, artık eksik değildir. Çünkü kendine kavuşan insan, dünyanın en büyük yolculuğunu tamamlamıştır.
Selam ve dua ile…

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI Asıl Ders Alındı mı? Çözümün Adresi İmperial Hastanesi 42 YIL UNUTULMAYAN ARKADAŞLIK ÇAY-KUR GEREKİZ ELEŞTİRİLMEMELİ ÇAYDA KAPASİTE SORUNU VAR MI Mayıs 2026 Panorama İŞSİZLİK KADER Mİ Rize Erzurum Yolunda Neler Oluyor Samsun Sarp Demiryolu Devletimizin Gündeminde Dereyi Geçerken At Değiştirmek (2) Dereyi Geçerken At Değiştirmek MİLLETİN SİNESİNDEN ÇEKİLİN SARP SAMSUN DEMİRYOLU NEDEN ÖNEMLİ Özgür Özgür Değildi Şok Dalgaları FUAR MARKA BİR ETKİNLİK Değerlerimize Sahip Çıkalım Futbolda Karadeniz Dalgaları KOVUN BU ADAMI DAĞLARIN ÇOŞKUSU Mesafeler Kısaldı Kavuşma Zamanı Nisan Panoraması Haçla Hilalin Savaşı (2) Haçla Hilalin Savaşı Müjdeler Peş Peşe Hakem Hristiyandi... Keşmekeşin Ortasında Bir Garip “YOLCULUK VAR YARINA” Ramazan Fırsat Ayı ÇAYKUR'A MESNETSİZ KARALAMA Muhteşem Rize VAR’da Var Olamadık Bölgesel Değil Küresel Güç Türkiye Uraloğlu’ndan Hesap Sorulmalı RİZE ERZURUM YOLU KÖRDÜĞÜM OLDU ABD Silahları Nerede Ulaştırma Bakanı Hayal Satıyor Kısa Zamanda Ayağa Kalkan Suriye Ordusu Bu Memleket Düzelmez SAMSUN SARP DEVLETİN GÜNDEMİNDE Dünya ve Türkiye’de Çay Üzerine Bir değerlendirme Rize Artvin Hava limanı Yerinde Saydı Malatya Yanlışa İsyan Etti Kazandı. Rize Gürcistan’ın Vilayeti Mi? Güya Rizeli Bürokrat Bilal Ekşi Günah Çıkardı Yazık Değil Mi Siyasette Tersip Bentleri Zor Coğrafyada En Zor günler İstanbul’un Yüksek Tepeleri Alçaklar! Allah Akıl Fikir Versin Köhne Mikro Milliyetçi Kafalar (2) Köhne Mikro Milliyetçi Kafalar Siyasi Stepne İnnahtari Pentedur Uraloğlu’undan İbretlik Açıklama Şehir Hastaneleri Muhteşem (2) Şehir Hastaneleri Muhteşem Ankara Günleri Acilen Temiz Eller Operasyonu Siyasetimize Musallat Olanlar Çözüm Mecliste Mi? Heyet Başarılı Olacak Mı Hiçbir Şey! Dünya Başkenti İstanbul (5) Dünya Başkenti İstanbul (4) Dünya Başkenti İstanbul (3) Dünya Başkenti İstanbul (2) Dünya Başkenti İstanbul “İşte Gidiyorum Çeşmi Siyahım” Cumhurbaşkanımız Samsun Sarp Yapılacak Dedi Cumhurbaşkanımıza Açık Mektup Demir Yolumu İstiyorum (4) Çayın Sessiz Çığlığı Türkiye ABD İlişkisinde Yeni Dönem (2) Türkiye ABD İlişkisinde Yeni Dönem İlber Ortaylı Bunadı Doğu Karadeniz’in Ortak Rüyası Milli Gurur Tablosundan Kesitler Çaresizlik Çok Fena CHP'de Bölünme İhtimali Topuk Dikeni Ofsayt Sıla-i Rahim ve Gurbet Üzerine Engellere Rağmen Uçuyoruz Küçük Dokunuşlar, Gelen Güzellikler Rizespor Güven Vermedi Demir Yolumu İstiyorum (4) SEFER BAKIR’IN ARDINDAN Demiryolumu İstiyorum(3) Demiryolumu İstiyorum (2) Güney Kafkasya’da Tehlikeli Bir Sınav Demir Yolumu İstiyorum (1) SAMSUN SARP DEMİR YOLU ŞARTTIR Demiryolu Olmadan Kalkınma Olmaz Hareketlenme Yeterli Mi Büyük Şeytan Devrede İRAN KİMİNLE SAVAŞIYOR İRAN HAZIRLIKSIZ MI YAKALANDI GEVİŞ GETİRMENİN HİKMETİ HAİN Mİ SÜPER AHMAK MI Avrupa Hayalleri Kurabilirdik RİZESPOR’UN İLK ON ŞANSI VAR Yılın Davası Ne Durumda Türkiye ABD ilişkilerine Toplu Bakış RİZESPOR NİHAYET PATLADI Rizespor Kurtuldu Mu? Kümede kalma Savaşlarında Son Durum Tehlike Çanları Çalmaya Başladı Yaklaşan Tehlike Rizespor Ateşlendi Mi? BİLANÇO ÇOK AĞIR
Haber En Son Olay Haber