Haber: İlyas GÜR
Akçay, “Yıllardır bu şehrin çöpü denize döküldü. Üç yıldır Rize’nin kanalizasyonu denize akıyor. Yetmiyor, Askorozda hafriyatlar denize atılıyor. Denizin dibi balçık olmuş, ağlarımız artık tutmuyor” dedi. Denizin tabanında 15–20 cm kalınlığında bir balçık tabakası oluştuğunu belirten Akçay, “Bu şekilde balıklar doğal üreme alanlarına gelmez. Bugün tuttuğumuz balıkları yarın resimlerde göreceğiz, çeşitlerin çoğu kayboldu” ifadelerini kullandı.
Küçük balıkların büyük balıklar tarafından yenmesi gerektiğini, ancak bu balıkların sektelerden çıkarılarak hayvanlara ve çiftlik balıklarına yem edildiğini söyleyen Akçay, “Denizi bitiriyoruz” diyerek tepkisini dile getirdi.
HES ve kafes balıkçılığının da deniz ekosistemi üzerindeki etkilerine değinen Akçay, “Kültür balıkçılığına atılan yemlerin üçte biri denize karışıyor. Bu yemler antibiyotik ve çeşitli ilaçlar içeriyor. Balıkların doğal bağışıklık sistemini etkileyebilir” dedi. Ayrıca HES’ lerin dağlardan gelen doğal besin zincirini bozduğunu belirtti.
Balıkçının çözüm önerisi ise, denizlerimizin sahiplenilmesi ve bilinçli yönetim: “Bütün sorunlar biliniyor ama uygulayacak irade eksik. Büyük balıkçı teknelerine uygulanan kanunlar, küçük balıkçıyı korumuyor. Deniz bittiğinde hepimiz kaybedeceğiz” dedi.
Kerim Akçay, geçmiş yıllardaki zengin balık çeşitliliğini hatırlatarak, “Hamsi, lüfer, palamut… Eskiden denizimiz cıvıl cıvıldı. Bugün ise çeşitler azaldı. Bu doğa, geçmiş kuşakların mirası. Bizim görevimiz, gelecek nesillere aktaracak şekilde korumak” diyerek sözlerini tamamladı.




















