''Müjde'' dediği resmen sadaka! Emeklinin hakkı hedef tahtasında!

İktidar, sefalet aylıklarına mahkûm ettiği emeklilere şimdi de “müjde” pazarlıyor. Prof. Dr. Çelik, “Emeklilik sistemine üçüncü büyük taarruz geliyor” derken sendikacı Tekiz, “Hedef yoksulluğu yönetmek” diye konuştu.

EKONOMİ - 30-10-2026 11:47

''Müjde'' dediği resmen sadaka! Emeklinin hakkı hedef tahtasında!

İktidar, emeklilik sisteminde "müjde" adını verdiği yeni vaatler dizisiyle pansuman hedefliyor. İktidara yakın medyada, neredeyse aynı cümlelerle peş peşe servis edilen haberler, şu an resmi bir taslağa dayanmıyor.

Konuya ilişkin tek resmi açıklama Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Yıl sonuna kadar iyileştirme yapacağız" sözleri olsa da iktidar, medya aracılığıyla halkla ilişkiler kampanyası yürütürken nabız da yokluyor.

Emekliliği bir hak olmaktan çıkaracak şartları ve afaki zam oranlarıyla haberlerde, "Emeklilerin ocak ayında alacağı zammın yaklaşık yüzde 10 seviyesinde olması beklenirken bu artışa ek olarak 10 ila 20 puan arasında refah payı verilmesi seçeneği de gündemde" deniyor. Buna ek olarak "kademeli aylık artışı" ile 65 yaşın altındaki emeklilere daha az zamla "Ölene kadar çalışma" düzeni yaratılmak isteniyor.

Bunun için de "vatandaşlık maaşı denerek tanıtılmak istenen Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi (GETAD) kapsamında bölgesel olarak emeklilerin yaşı ve prim gün sayısına göre bir çalışma yapılacağı iddia ediliyor. İsmi GETAD olan düzenleme henüz hayata geçmemişken bu yardımlar yoksulluk yardımlarıyla aynı anlama geliyor.

Sayıları 17 milyonu bulan emekli aylığı alan yurttaş, sefalet düzeyinde aylıklarla yaşam mücadelesi verirken iktidar, emekliyi yoksullaştırdığını adeta kabul ediyor. Ancak açıklamalar yoksullukla mücadeleyi içermiyor. Onurlu bir dinlenme dönemi olması gereken emeklilik çağında milyonlar, açlık sınırını görmeyen aylıklara mahkûm. 5,5 milyon emekli en düşük emekli aylığı olan 23 bin 552 lira ile yaşarken bu tutara yüzde 10'luk enflasyon zammı aylığı ancak 25 bin 907 lira seviyesine taşıyacak. Bunun üstüne de 10 puanlık refah payı aylığı 28 bin 262 lira, 15 puanlık refah payı ise 29 bin 440 lira düzeyine ancak getirebilir. Türk-İş'e göre açlık sınırı Ekim ayında 39 bin 853 lira, yoksulluk sınırı ise 126 bin 821 lira olarak hesaplanıyor. "Müjde" denilerek PR çalışması yapılan oranlar dahi, emekliyi açlık ve yoksulluk sınırının üstünde insanca yaşayacak aylık düzeyine taşımıyor.

IMF'nin işaret ettiği kemer sıkma politikalarını sürdüren iktidarın, "bütçeye yük" dediği emeklilere bahsi geçen artışları nasıl yapacağı da henüz bilinmiyor.

***

GÜVENCE DEĞİL YARDIM SİSTEMİ

Prof. Dr. Aziz ÇELİK:

Kapsamlı bir iyileştirme beklemiyorum şu anda. Müjde diye duyurulan meselenin ayrıntıları yavaş yavaş iktidara yakın medyada ortaya çıkmaya başladı. Sosyal güvenlik sisteminde büyük bir değişiklik öngörüyorlar. Daha doğrusu sosyal güvenlik sistemini bir tür sosyal yardım sistemine dönüştürmeyi hedefliyorlar. Yapmak istedikleri bu.

Yoksa bütün emekli aylıklarını kapsayan anlamlı bir iyileştirme söz konusu değil. Zaten bunun için bütçeye kaynak koymadılar. Benim bütçeye konulan kaynak üzerinden yaptığım hesaplamaya göre bu, emekli aylıklarının bütününe yönelik bir iyileştirme olmayacak. Bunun yerine aslında yapmak istedikleri bence şu: Hem emekli aylıklarının hem alım gücünün düşmesi, yüksek enflasyon, fon vurgunu, faiz ödemeleri ve benzerleri nedeniyle emekliler arasında siyasi iktidara karşı çok büyük bir tepki var.

Ocak ayında zaten enflasyon yüzde 10-11 bandında gelir. TÜİK de şu anda onu hazırlıyor. Bunun üstüne belki 3-5 puanlık bir artış olur. Bunun da aslında çok sınırlı bir artış olacağı, miktar olarak çok sınırlı kalacağı ortada. Bunu genel olarak "Emeklilere refah payı verdik" diye sunacaklardır.

HAKLARA SAVAŞ AÇTILAR

Ben bunu, sosyal güvenlik sistemine 1990'dan bu yana yapılan üçüncü büyük taarruz diye düşünüyorum. Emekli aylıklarını bir sosyal hak olmaktan çıkarıp bir tür sosyal yardıma dönüştürmeyi hedefliyorlar. Hükümete yakın basında yer alan haberlere, AKP'li kaynaklar diye verilen bilgilere baktığımızda görüyoruz. Emeklilerin 65 yaşını geçip geçmediği, çalışıp çalışmadığı, evi arabası olup olmadığı, gelirleri, kirada oturup oturmadıkları ve benzeri kriterlere bağlı olarak emeklilere ödenecek en düşük aylığın değişebileceği şeklinde ifadeler var.

Bu şu anlama geliyor aslında: Bu bir emekli aylığı değil, bir sosyal yardım mekanizmasıdır. Burada da emekli aylıklarında kalıcı bir artış olmaktan ziyade, o dönem içerisinde emeklinin beyan ettiği gelire ve durumuna bağlı olarak emekliye sosyal yardım yapılması olacak. Benim anladığım bu. Dolayısıyla burada, hak temelli bir sistemle, herkesin insanca yaşayacağı bir emeklilik hâlini güvence altına almak yerine emeklileri bir tür sosyal yardım programına muhtaç etme girişimiyle karşı karşıyayız.

Ben bunun iki açıdan sorunlu olduğunu düşünüyorum. Birincisi, emeklilik hakkını ortadan kaldıran bir tarafı var bunun. Yani emeklilik hakkını ortadan kaldırıyor ve sizi sosyal yardıma bağımlı hâle getiriyor. Bu çok ciddi bir sorun. Sosyal güvenlik sistemini zayıflatan bir tarafı var. Öbür taraftan ise emekliler arasında büyük bir ayrım yapılmasına yol açacak bu. Çalışan ve çalışmayan, evi olan ve olmayan emekli gibi, aslında sosyal güvenlikle ilgisi olmayan ayrımlar getirerek sosyal yardım sistemine dönüştürmeyi hedefliyorlar.

Emekliler aslında yardıma muhtaç bir kitle hâline getiriliyor. Benim bu paketten anladığım büyük ölçüde bu.

Hâlbuki emekli aylığı böyle bir şey değil. Emekli aylığı, bir kere emekli olduğunuzda her ay gidip emekli aylığınızı almanız demek. Ama sosyal yardımla desteklenmesi, emekli aylığının şu anlama gelmesi demek: Her yıl o emeklinin gelirinin, evi var mı barkı var mı, başka bir geliri var mı, bunların kontrol edilmesi demek. Bu da onu sürekli bir hak olmaktan çıkaracaktır. Bu, emekli aylıklarını sosyal yardıma dönüştürme projesidir ve çok tehlikeli bir iştir, diye düşünüyorum.

Plasebo etkisiyle emeklileri bir umuda ve beklentiye sokacaklar. Ve esas olarak bence dikkatle altı çizilmesi gereken şey, bunun emeklilik sistemini tahrip etmeye dönük bir girişim olmasıdır. Sosyal yardımla emeklilik sistemini birleştirmeye kalkmak, Türkiye'nin 1940'lardan beri uygulamış olduğu sosyal güvenlik sisteminde çok ciddi bir geriye gidiş anlamına gelir.

YOKSULLUĞU YÖNETME PLANI

Tüm Emeklilerin Sendikası MYK Üyesi Metin TEKİZ:

İktidarın hedefi düzenleme yapmaktan çok yoksulluğu yönetmek. Yandaş basında da bu haberler sürekli manipülasyonla servis edildi. Bahsettikleri, emeklinin yıllardır yaşadığını düzeltecek bir düzenleme değil. Emeklilik zaten kazanılmış bir haktır, insanca yaşam sağlaması gereken bir haktır. 3 bin liralık, 5 bin liralık artışlar zaten sefaleti gidermez. Bu sosyal güvenlik politikaları yetmez. Aylık bağlama oranlarını yüzde 70'lerden 30'lara düşüren bu iktidardır. "Kök aylığa katkı" ifadesinin bir karşılığı yok. Refah payı diyorlar ama alakası yok. 2027 bütçesi görüşülüyor ancak hâlâ daha emeklilerin bütçesi açıklanmadı. Baktığımızda, iktidar bir şeylerin üstünü kapatmaya çalışıyor gibi gözüküyor. Emekliler oyalanmaya çalışılıyor. En yüksek işsizlik oranlarından birine sahip bir ülkede yaşıyoruz. Ancak emekliler hâlâ çalışmak zorunda. Bu ortamda iş de bulunmuyor. 60-70  yaşından sonra insanları çalıştırmak istiyorlar, bu nasıl olacak? Emeklilerin kategorilere ayrılması, kazanılmış hakların yardıma dönüştürülmesi kabul edilemez. 65 yaş altında olmak, geçinebilmek için çalışmaya devam etmek emeklinin insanca aylığa ihtiyacı olmadığı anlamına gelmez. Emekliler belirsiz vaatlerle oyalanamaz. İnsanca yaşam müjde değildir, haktır.

Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
Türkiye-Özbekistan arasında 10 milyar dolarlık ticaret hedefi... Yeni Konsey kuruldu

Türkiye-Özbekistan arasında 10 milyar dolarlık ticaret hedefi... Yeni Konsey kuruldu

30-10-2026 - EKONOMİ

Çiftçinin omuzundaki yük ağır! Maliyetler azaltılmalı

Çiftçinin omuzundaki yük ağır! Maliyetler azaltılmalı

29-10-2026 - EKONOMİ

Jojobet