Önergesinde üniversitelerin bilimsel bilgi üretiminin ve özgür düşüncenin merkezi olması gerektiğini belirten Konukçu, Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) üniversiteleri baskıcı, kontrolcü bir yapıya dönüştürdüğünü iddia etti. 2016 yılında Barış Bildirisi’ni imzalayan Bekiroğlu’nun, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi'ndeki görevinden hukuksuz bir şekilde çıkarıldığını ve üniversite yönetiminin kendisine karşı sistematik bir yıldırma politikası uyguladığını vurguladı.
"Mecburi Hizmet Yükümlülüğü Olmamasına Rağmen Tazminat Talep Edildi" Konukçu, önergesinde Bekiroğlu’nun "Çalışmak istediğini beyan etmeme" ve "Hizmetine ihtiyaç yok" gerekçeleriyle işten çıkarıldığını, ayrıca mecburi hizmet yükümlülüğü bulunmamasına rağmen ÖYP kapsamında tazminat talep edildiğini belirtti. Bekiroğlu’nun yıldırma politikaları ile karşılaştığını ifade eden Konukçu, üniversitenin araştırma görevlilerine baskı kurduğunu ve Bekiroğlu’nun taleplerine rağmen ders vermesine izin verilmediğini dile getirdi.
"Terör Timi Çağrıldı" İddiası Önergenin dikkat çeken bir diğer noktası ise Bekiroğlu’nun üniversiteden çıkarılması için güvenlik güçlerinin çağrılması oldu. Güvenlik kayıtlarında herhangi bir olumsuzluk yaşanmamasına rağmen üniversiteye terörle mücadele ekiplerinin çağrıldığı ve Bekiroğlu’nun bu ekipler eşliğinde üniversiteden çıkarıldığı iddiaları gündeme getirildi.
Mobbing ve Tarikat Yapılanması İddiaları Kezban Konukçu, önergesinde İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi'nde akademisyenlere yönelik mobbing iddialarının ve üniversitedeki tarikat yapılanmasının araştırılması gerektiğini belirtti. Bu tür olayların önlenmesi için üniversite yönetimlerinin gerekli adımları atıp atmadığının sorgulanması gerektiğini vurguladı.
Atamalarda Liyakat Sorunu Önergede ayrıca üniversitelere yapılan yönetici atamalarında eşitlik ve liyakat ilkelerinin gözetilip gözetilmediği de sorgulandı. Konukçu, liyakatsiz atamaların üniversitelerdeki bilimsel çalışmaların niteliğini düşürdüğünü ve bu durumun akademik özgürlüğü tehdit ettiğini ifade etti.
Milletvekili Kezban Konukçu, bu soruların yanıtlanmasını isteyerek, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nde yaşanan bu durumların aydınlatılması ve sorumluların hesap vermesi gerektiğini belirtti.




















