Konukçu'nun verdiği önergede, 2024 yılının başından Ekim ayına kadar 296 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü, buna rağmen faillere haksız tahrik ve iyi hal indirimleri uygulandığını vurguladı. Kadın cinayetleri davalarında cezasızlık politikasının sistematik hale geldiğini öne süren Konukçu, bu durumun yargı ile failler arasında bir iş birliğine dönüştüğünü ifade etti. Özellikle kadın, çocuk ve LGBTİ+ bireylere karşı işlenen suçlarda yargının mağduru değil, failleri koruyan bir tutum sergilediğini dile getirdi.
Konukçu, kadın cinayetlerinde cezaların indirilmesi ve faillere tahliye kararı verilmesini eleştirerek, yargı sisteminin cinsiyetçi bir tutum sergilediğini ve adaletin tecelli etmediğini savundu. Önergede, çeşitli kadın cinayeti davalarından örnekler veren Konukçu, birçok kadının koruma taleplerinin reddedildiğini ya da geç uygulandığını, bunun sonucunda da katledildiklerini hatırlattı.
Konukçu, Adalet Bakanı'na şu soruları yöneltti:
Kadın cinayetlerinde cezai yaptırımların caydırıcı olmamasının nedeni nedir?
Kadın katillerine uygulanan haksız tahrik ve iyi hal indirimlerinin sürekli olarak verilmesi cinsiyetçi yargının varlığına işaret etmiyor mu?
Kadın cinayetlerine ilişkin dosyalara getirilen gizlilik kararlarıyla şiddetin üstü örtülmeye mi çalışılıyor?
Yargı sistemindeki cinsiyetçi uygulamaları engellemek için bakanlık ne gibi adımlar atacak?
Konukçu, önergesinde ayrıca kadınlara, çocuklara ve dezavantajlı gruplara karşı işlenen suçlara daha etkin cezalar getirilmesi gerektiğini vurguladı.




















