Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri kapsamında verilen önergede, kadın cinayetlerinin giderek artan boyutlarının, bu ölümlere yol açan toplumsal, siyasal ve kurumsal nedenlerin incelenmesi istendi. Önergede ayrıca, kadınların yaşam hakkını korumakla yükümlü kamu kurumlarının sorumluluklarının ortaya çıkarılması, koruma mekanizmalarındaki eksikliklerin tespit edilmesi ve kadınların yaşam hakkını güvence altına alacak yasal ve idari tedbirlerin belirlenmesi talep edildi.
"Kadın Cinayetleri Yapısal Bir Sorun Haline Geldi"
Önergenin gerekçesinde, kadın cinayetlerinin artık münferit olaylar olarak değerlendirilemeyeceği belirtilerek, erkek şiddeti, yetersiz kamu politikaları ve cezasızlık uygulamalarının kadınların yaşam hakkını tehdit ettiği ifade edildi.
Gerekçede yer verilen verilere göre, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu'nun Mayıs 2026 raporunda bir ay içerisinde 31 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü, 16 kadının ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdiği belirtildi. Kadınların önemli bir bölümünün eşleri, eski eşleri veya yakın çevrelerindeki erkekler tarafından öldürüldüğüne dikkat çekilen metinde, kadınların ayrılma, boşanma veya kendi yaşamlarına ilişkin kararlar alma süreçlerinde daha fazla şiddete maruz kaldıkları vurgulandı.
Koruma Mekanizmaları ve Şüpheli Ölümler Gündemde
Araştırma önergesinde, koruma kararı bulunan kadınların dahi öldürülebilmesinin mevcut koruma mekanizmalarının etkin şekilde işlemediğini gösterdiği ifade edildi. Kolluk kuvvetlerinin ihmalleri, yetersiz risk analizleri, kurumlar arası koordinasyon eksiklikleri ve yargı süreçlerindeki sorunların kadınların yaşam hakkını doğrudan tehdit ettiği savunuldu.
Önergede ayrıca, her ay çok sayıda kadının ölümünün "şüpheli ölüm" olarak kayıtlara geçtiği belirtilerek, bu vakalarda etkin soruşturma yürütülmediği ve cezasızlık algısının güçlendiği ileri sürüldü.
İstanbul Sözleşmesi Vurgusu
Gerekçede, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararının ardından kadın örgütlerinin dile getirdiği kaygıların daha görünür hale geldiği ifade edildi. Kadınlara yönelik şiddetle mücadelede uluslararası yükümlülüklerden uzaklaşılmasının ve toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik olumsuz söylemlerin şiddet ortamını ağırlaştırdığı öne sürüldü.
Komisyon Kurulması Talep Edildi
Önergede; kadın cinayetlerinin yapısal nedenlerinin ortaya çıkarılması, erkek şiddetini besleyen toplumsal ve siyasal koşulların araştırılması, cezasızlık uygulamalarının etkilerinin incelenmesi, koruma kararlarına rağmen işlenen cinayetlerin nedenlerinin tespit edilmesi, şüpheli kadın ölümlerindeki soruşturma süreçlerinin değerlendirilmesi ve kadınların yaşam hakkını esas alan politika önerilerinin geliştirilmesi amacıyla TBMM bünyesinde bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması talep edildi.




















