AK Parti YSK Temsilcisi Recep Özel’in ardından bu kez İYİ Parti YSK Temsilcisi Av. Mustafa Tolga Öztürk de kurultaya ilişkin YSK kararının “kesinleştiğini” vurguladı.
Öztürk, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, CHP Kurultayı sonrası yapılan “tam kanunsuzluk” başvurusunun YSK tarafından oybirliğiyle reddedildiğini hatırlatarak, bu kararın seçim hukuku açısından bağlayıcı ve değiştirilemez olduğunu dile getirdi.
“YSK tarafından verilen kararlar kesindir ve hiçbir yargı organı tarafından denetlenemez. Bu kararların en önemlilerinden biri de siyasi parti kongre ve kurultaylarına ilişkindir. CHP Kurultayı sonrası yapılan başvuru oybirliğiyle reddedilmiş ve seçim hukuku açısından kesinleşmiştir,” diyen Öztürk, kurultaya ilişkin herhangi bir mahkeme kararının YSK’nın anayasal yetkisini ihlal edeceğini ifade etti.
“Paralel Yapı Oluşur, Tüm Partiler Zarar Görür”
Öztürk, siyasi parti kongrelerinin adli bir olay gibi değerlendirilerek mahkemelerce iptal edilmesinin, sadece CHP’yi değil, tüm siyasi partileri ilgilendiren tehlikeli bir sürecin önünü açabileceğine dikkat çekti:
“Kongre ve kurultayların adli bir olay gibi değerlendirilip iptal edilmesi halinde, hiçbir partinin kongresi tamamlanamaz. Bu, seçim hukukunu ve YSK’nın yetkisini zedeleyen paralel bir yapı oluşturur. Böyle bir gelişme, tüm siyasi partiler için – iktidar partileri dahil – telafisi güç zararlar doğurur.”
AK Parti Temsilcisi de Benzer Uyarıda Bulunmuştu
Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz günlerde AK Parti YSK Temsilcisi Recep Özel de yaptığı açıklamada, YSK'nın kurultayla ilgili kararının bağlayıcı olduğunu söylemiş ve herhangi bir yargı organının bu karara müdahalesinin “hukuk sistemini bozacağı” uyarısında bulunmuştu.
Ne Olmuştu?
CHP’nin Kasım 2023’te yapılan 38. Olağan Kurultayı’nda Özgür Özel genel başkan seçilmişti. Kurultay sonrası bazı kesimler, delege yapısı ve tüzük süreçlerine ilişkin itirazlarla YSK’ya başvurmuştu. Ancak bu başvurular YSK tarafından oybirliğiyle reddedilmişti.
YSK temsilcilerinden gelen bu açıklamalar, kurultay tartışmalarına netlik kazandırırken, siyasi partilerin seçim süreçlerindeki yargı sınırlarına dair önemli bir hatırlatma niteliği taşıyor.



















